Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
iyaan Tarafından Yapılan Yorumlar
ANKARA romanında , 3 dönem içinde Ankara’da yaşananları ve şehrin genel görüntüsü anlatıyor. İlk dönemde Sakarya Savaşı’ndan önceki Ankara’daki genel görüntü ve şehre yeni gelen Selma Hanım’ın şehirle ilgili yaşadığı hayal kırıklıkları anlatılıyor .Daha sonraki dönemde Kurtuluş Savaşı yıllarında şehirdeki olaylar ve değişmeler anlatılmış. Ankara’daki Kurtuluş Savaş’ı yıllarından, Cumhuriyetin ilanına kadar olan değişmeler ve toplumun bu dönemde yaşadıkları romanın asıl konusunu oluşturuyor. Savaş yıllarının terk edilmiş bir kasaba görüntüsündeki Ankara’sının , Cumhuriyet’in ilanından sonra nasıl hızla değiştiğini, ülkedeki inkilap hareketleriyle ilişkili olarak toplumun yaşadığı çağdaşlaşmayı ve yozlaşmayı romanı okurken farkediyoruz.Ankara romanı, insanların Cumhuriyet’in ilk yıllarında karşılarına çıkan inkilapları ,asıl amaçlarından farklı olarak yanlış yorumlamaları sonucunda toplumda yaşanan yozlaşmayı anlatan didaktik bir eser olarak yazılmıştır.
Bence bu kitabı okuduktan sonra şöyle bir yargıya ulaşabiliriz: “Bazı olaylardan kaçmakla, onlardan kurtulamayız.” Bu yargıya nereden ulaştığımı soracak olursanız, Feride evlenmeden üç gün önce Kâmran’dan ve evlilikten kaçıyor; Kâmran’ı unutacağını sanıyor ama aslında kaçmakla hiçbir şey olmuyor. Hatta kaçması onun için daha kötü oluyor çünkü yaşadığı dört sene boyunca her an Kâmran’ı düşünüyor ve onu ne kadar sevdiğini ancak ondan ayrıldıktan sonra anlıyor. Böylece bir insanın kaçarak hiçbir şeyden kurtulamayacağını anlıyoruz.
Romancı ,Feridenin kişiliğinde yurt kalkınmasının ancak eğitim öncüleriyle gerçekleşebileceğini ortaya koyar .Bu yönüyle tezli roman türüne girer. Gerçekçi bir romandır,Anadolu’nun geri kalmışlığı, eğitimsizliği gibi konular ele alınmıştır . Romanda olaylarla birlikte duygusal yapı ilgi çeker .Leyle ile Mecnun ,Ferhat ile Şirin ,Kerem ile Aslı gibi geleneksel bir konuyu işlediği için yapıt hemen her kesim tarafından sevilmiştir . Bu yönüyle yığın romanı özelliği taşır.
Küçük Ağa , Tarık Buğra’nın en tanınmış ve en çok ses getiren romanıdır.Kitapta ,Birinci Dünya Savaşı sonrası halkın düştüğü zor durum ve milli mücadele konu alınmıştır.Anadolu kasabalarında işgallere karşı direnişlerin gerçekçi anlatıları kitabın önemini artırmaktadır.
Türk Toplumunun verdiği en büyük milli mücadele örneği olan bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı en gerçekçi biçimiyle bize ufacık bir parçasıyla yansıtılmıştır.Dönemin zorlukları , şartları ve kişilerin fedakarlıkları abartısız biçimde anlatılmıştır.Zafere olan inanç ve halkın dayanışması en çarpıcı biçimiyle yansıtılmış ve kitapta adı geçen kişiler , binlerce benzerleri gibi verdikleri üstün mücadelelerle gelecek günleri hazırlamışlardır.
Kitap King'in olunca öncelikle mükemmel bir proje. Evet proje; ama mükemmel bir kitap değil. Çünkü bu bir film ya da dizi senaryorundan alınmış. Hemde bire bir. Bu yüzden okunması bir can sıkıcı. Örneğin size kameranın nerede olduğunu söylüyor kitap; nasıl bir yol izlediğini de. Tamam belki mekan ve kişi tasviri bakımından güzel ama hep aynı şekildeki sözleri okumak biraz sıkıcı ama yinede okumaya değer. Bilemiyorum dizisi ya da filmi çekildi mi? Umarım çekilmiştir. Gerçekten çok güzel. King'in "Yeşil Yol" kitabındaki ince gerçekdışı bir olay gibi buradada belkide abartılmadan bir yarım adanın adaya dönüşmesi. Ama ne olursa olsun ister gerçek dışı, ister içi yinede alın okuyun.
Eleştirilecek bir yan yok. Çünkü zaten kitap Türkiye gerçeğini eleştiriyor. La Fontaine 'in fabllarını Türkiye'ye yorumlayan Balbay usta bir dille siyasetçileri ve Türkiye'deki yanlışları eleştiriyor.