Bu eser sosyoloji için ve özellikle Türkiyedeki kuralcı ve sosyolojiyi bir kalıba sokmaya çalışanlara çok iyi bir cevap. objektif, olayları bütün boyutları ile ele almaya çalışan bir eser. teşekkurler Cemil meriç. işte kitaptan bir örnek:
İSLAMİYET VE SOSYALİZM
Sosyalist istihsalin mutlaka bir ideolojiye ihtiyacı vardır. Kalabalıkların fedakarlık yapması için mutlaka bir ideolojiden faydalanmak, gönüllerine hitap etmek mecburiyeti vardır. Bu ideolojiler üç türlü olabilir:
1. içinde yaşanılan toplumu yüceltenler.
2. Tanrı’yı yüceltenler.
3. İnsanı yüceltenler.
Kapitalizm ancak millisinden faydalanabilir bu ideolojilerin. Bilhassa Türk milliyetçiliği çok garip, çok talihsiz bir silahtır. Çünkü tarihi boyunca bu millet Türk olmadan evvel Müslüman'dı ve Osmanlı’ydı. İslamiyet milleti idi âdeta. Bütün inananlar kardeşti, yani milletti. Bugüne kadar yapılan tariflerin en güzeli: aynı değerlere inanan, aynı değerler için seferber İslam milleti. Bunun içinde zümreler olabilir. 600 sene bu millet kendini yeryüzünde Tanrının mümtaz kulu olarak görmüş, Batı’ya minârelerden bakmıştır. Sonra bu değerler manzumesi bir anda silinmiş, sen Hititsin, sen Sümersin denmiştir. Oysa bu kadar eski bir medeniyetin sıcaklığı yoktur. Bir heyecan vermiyordu.
İslamiyet sınıf kavgasını körükleyemez. Çünkü İslamiyet’te sınıf kavgası yoktur, çünkü İslam İslam’ın kardeşidir. Kur’an’da bir iktisat sistemi yoktur, fakat sosyal adalete yönelen bir ahlak vardır. Bu ahlak bir sosyalist için pekâlâ faydalı olabilir. Dinin değerleri tabiat üstü değerlerdir, ancak Kur’an’ın bu adalet kısmı üzerinde ısrar ederek, kitleler harekete geçirilebilir.