Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

iskent Tarafından Yapılan Yorumlar

29.06.2015

Yalnızlık Bilmecesi'nde romanın ana kahramanı sadece Panter lakaplı Derya değil bu bilmeceyi çözmeye çalışan onunla bağlantılı kişiler de kendi yalnızlıklarının labirentinde gezinmekteler. Herkes kendi "zihin yolculuğunu"* yaşarken iç hesaplaşmalarını da yaşıyor. Yani herkesin bir kaybetme korkusu, bir sırrı, hayatla ve kendiyle bir derdi var.
Çocuklukta yaşananlar orada kalmayıp zihne ekiliyor ve yetişkin görünen bedenler ruhen yetişkin olamıyor ve ayağında prangayla dolaşıyorlar.Çiğdem Anad bol diyaloglu değil ruh çözümlemeleri barındıran ve olaylarda Türkiye'nin rüşvet operasyonlarından tutun Afganistan, Irak ve Suriye'deki savaşlara da dokunan bir tahlil romanı yazmış. Dolayısıyla tamamı 225 sayfa olsa da size düşündürecek pek çok şey sermiş önünüze. O nedenle
bu kitabı okuyacaklara diyeceğim şudur ki ; kafanız rahatlamayacak, aşktan ölmeyeceksiniz!
Katmanlı ve derin roman sevenlere tavsiyemdir
27.06.2015

Bu yazarı ilk kez bu kitabıyla tanıdım. Tesadüfen aldığım bir kitaptı. Romanın ortasında seri cinayetleri kimin işlediği belli olmasına rağmen merakını askıda birakıyor. Amerikan Aile Mahkemeleri ve adalet sistemine ciddi eleştiriler var. Zaten yazar da kendi boşanmasından yola çıkarak gerçekle kurguyu birleştirdim diyor. Kahramanlarımız Türk asıllı Amerikalı psikolog prof Naz Hougton ve Ukraynalı Robin Hoodvari FBI ın dünyanın en tehlikeli adamı olarak tanımladığı mafya , güçlü ve adaletsizlerin korkulu rüyası Matteo Mogilevich. Hem de yakışıklı. Romanda ilginç psikolojik tahliller de yapılmış. Boşanırken mağdur edilmiş 400 kadının sözcüsü Naz seri cinayetler işlenmeye başlayınca medyanın gündemine oturur. Çünkü öldürülenler mahkemenin hakimleri, sahtekarlik yapan avukat ve kocalardır. Katilin ise özel bir yöntemei vardır mesaj olarak bıraktığı taa eski Mısır'ın adalet tanrıçasına kadar giden... Okuyun derim...Sıkılmazsınız
18.06.2015

okuduğum diğer kitaplardan farklı bir kurguya sahip.Çünkü olay değil kişi odaklı olduğundan düşünerek ve belki de empati yaparak okumayı ve anlamayı gerektiriyor. Kişilerin iç sesleri, kendileri, ruhsal durumları nedeniyle öyle çabucak bitmedi, bitemedi roman. Altını çizdiğim ve paylaştığım ve dahi paylaşmak istediğim pek çok cümle vardı. Kitap toplam 255 sayfa, ancak size romanın sayfa sayısı ile değil içeriği ile bir değer ifade ettiğini hissettiriyor. Şunu da eklememde fayda var; sonunun nereye bağlanacağını tahmin edemiyorsunuz. Çünkü duygular o kadar gerçekçi ki sizin de kafanız karışıyor.Derinliği olan kitapları sevenlere tavsiye ederim. Ben sıkılırım derseniz, siz bilirsiniz; ama bir deneyin.
09.06.2015

“Hayat, sen planlarını yaparken başına gelendir” sözü sanırım John Lennon’a ait.
Ondokuz yaşında hayat dolu, cıvıl cıvıl bir genç kız olan ve Ankara’da hemşirelik okuyan Elif için de bu cümle kurulabilir. Oysa kimi zaman , sanki çok hakları varmış gibi, insanlar ve onların yarattığı, adına kimi zaman örf kimi zaman töre denilen kurallar, hayatı oluyor insanın, kaderin üstüne başka kader dayatıyor. Kim için , Diyarbakır’lı bir aşiretin ağasının oğlu olan Fırat için. Nerede mi oluyor bütün bunlar; Güneş Demirel’in yeniden basılan ilk kitabı ŞİMDİ BENİMSİN’de…Bu kitap, yazarın okuduğum dördüncü kitabı ve diğer üçünden çok farklı ve biraz da ağır geldi bana. Bu ağırlığın, kitabın ciltli ve 564 sayfa oluşu ile kesinlikle bir ilgisi yoktur. Ağırlığın sebebi dram oluşu, bir kara sevda hikâyesi oluşu, Türkiye’nin günümüzde de devan eden , zaten ağır olan, kanayan yarası ile ilgili oluşundan…
Okuyun derim....
09.06.2015

Bu okuduğum ilk Burcu Büyükyıldız kitabı.Bu romanı sonunu merak ederek okudum. Evet,sürükleyiciydi. Ama bana "vay canına" nidaları attırmadı.Belki benim gibi yarım yüzyıla selam vermiş değil de daha genç bir okur kitlesine hitap ediyordur, bilemem. Bir de Elâ'nın tutulduğu gizli evdeki olaylar zinciri sanki fazla uzatılmış gibi geldi bana. Ama yazarın tarzını ve dilini sevdim. Çünkü okurken bana sayfa atlatmadı. Bu benim açımdan önemli bir şeydir çünkü. Yazarı okumaya devam eder miyim, evet ederim! Zaten ilk kitabını da aldım ( Çilek mevsimi).
Betimlemelerin tablo gibi ve sevişme sahnelerinin ise gayet zarif bir şekilde yazılmış olması kalemini iyi kullandığının göstergesi. Karakter tahlilleri canlı gibi, hissediyorsunuz; şefkat, kızgınlık, aşk, nefret ne varsa size geçiyor.