Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
kbrpgr Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitapta bir kadının hayatını tamamen değiştiren sadece 24 saatlik bir bölüm anlatılıyor o kadının ağzından ilk anlatıcımıza.
Ama öyle yoğun bir zaman dilimi ki bu yirmi dört saat,, insanın derin bir tutku ile saplantılı arzularının tarifsizliği, acımasızlığı bir yanda, çocuk saflığında tertemiz neşesi mutluluğu diğer yanda..
Sadece 24 saat hayatınızda derin izler bırakabilir, hatta belki bir saat bile tüm hayatınızda unutulmaz olabilir.
Yine okumaktan keyif aldığım ve beni yanıltmayan bir Zweig kitabı daha...
Kitabın ismi olmasaydı ve okuyuculardan kitaba isim verilmesi istenseydi,açık ara "KORKU" en uygun bulunan isim olarak kendini gösterirdi.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın yine harika bir kapakla bastığı modern klasikler dizisinden Stefan Zweig'in 48 sayfada döktürdüğü bir kitap.XV. Louis döneminde Fransa'da yüksek mevki sahibi bir kadının gözden düşerek saraydan sürülmesi ve sonrasında yaşadığı buhranlar ve hayatını sorgulaması.Yazardan yine biz kadınlara dair hüzünlü bir hikaye.
Kitabı elime ilk aldığımda kitap gitmedi, yani resmen ilerleyemedim.İncecik kitap, konusu cinayet, yazarı Marquez. 1 günlük kitap benim için derken aslında hiç de öyle olmadığı gördüm.
Ortaokulda bütün Agatha Christie serisini bitirmiş biri olarak bu tür kitaplara meylim olduğunu söyleyebilirim. Çünkü gidişat güzeldir. Bir cinayet işlenir yazar bunu son sayfaya hatta bazen son satırlara kadar saklar. Ve siz de bütün romanı, katili doğru tahmin edebilmenin verdiği heyecanla okursunuz.
Kitabı elime aldığımda ilerleyemememin sebebi belki de buydu. Başta işlenip de katili merak edilen sır gibi saklanan bir cinayet değildi bu.
Şemsi Tebrizi'nin, Konfüçyüs'ün, Michelangelo'nun, Nietzsche'nin, Franz Kafka'nın, Lokman Hekim'in, Nasreddin Hoca'nın, Hallacı Mansur'un, Malcolm X'in. Martin Luther'in. Volritaire'in, Immanuel Kamt'ın, jean-jacques Rousseau'nun hayatlarından birer kare olsun ama insan asıl kendine baksın bu karelerden kendi iç dünyasında eritsin ve kendini görsün insan. Onların pencerelerini biz okuyuculara aralayarak kendi iç sesimize doğru bir geçiş yapmamızın yolumu açıyor Ali Ural, bizlerde bir gayretle içeride ki ışığa doğru süzülelim yavaşça. Bakalım bunca insanın derdi ne imiş.