Toplam yorum: 3.285.226
Bu ayki yorum: 6.752

E-Dergi

kurkmantolumelo Tarafından Yapılan Yorumlar

10.12.2025

Aşina olduğumuz Şermin Yaşar kalemi, son sayfalarında gözlerimizin dolması garantili tatlı bir anlatım. Kitabın baş kahramanı adaşım Meltem ve Selime teyzenin karşılaşması ve birbirlerinin hayatına dokunmalarını anlatmış bizlere. Meltem annesi kaçmış, babası başka biriyle evlenmiş, babaanne ve dedesiyle büyümüş, “istenilmemiş” bir çocuk. Tabii bu yaralar kolay kapanmaz, bir evlilik yapmış onda da başarısız olmuş bir kadın. Selime teyze ise güzel bir evlilik yapmış, Mustafa’sı ile o ölene kadar mutlu yaşayan bir kadın. Kocası öldükten sonra hiçbir yere sığamamış, dört çocuğu olmasına rağmen hiçbirinden beklediği ilgiyi bulamamış. Kitapta kent insanının içine düştüğü çaresizlik açıkça anlatılmış, yaşlı bir insanın beklentileri, haklı istekleri, hayata tutunma çabası ve belki birazcık ilgi istemesi... Olayları birbirlerinin gözünden görünce yaşadıklarına farklı bir yerden bakabilmeyi öğrenen iki kadın. Sıcak, samimi ve içten bir hikaye.
10.12.2025

Kitap oldukça akıcı ve hüzünlüydü. Zaten adı Acımak olan bir kitap hüzün vermese olmazdı değil mi? :)

Kitap Zehra öğretmenin herkesten gizlediği babasının ağır hasta oluşunu haber veren telgraf ile başlıyor. Bu arada öğretmenimiz çok ahlaklı, disiplinli ve görevine yakışır bir insan fakat acıma duygusu yok. Fazla kuralcı, kurala uyulmuyorsa neden uyulmadığının önemi yok, o zaman okula gelme diyebilecek katılıkta bir öğretmen. Babasından nefret eden Zehra öğretmenimizin gözünden bakıldığında haklıymış diyoruz. Fakat daha sonrasında babasının gençliğinden itibaren ara ara yazdığı anı defterini okumaya başlayan Zehra öğretmen aslında babasının çok da tanıtıldığı/gösterildiği gibi bir adam olmadığını görüyor. Türk filmi kıvamında, Cumhuriyetin ilk yıllarında memur hayatını, aile içi ahlak kavramınından izler bulabileceğiniz nahoş bir hikaye.
15.11.2025

İlk kitapta İnce Memed’in nasıl zulme uğrayıp başkaldırdığını ve köylüye umut olduğunu okumuştuk. Bu kitapta ise daha sakin bir ortam olsa da yazar bu sakinliğin ardında siyasi ve toplumsal düzeni gösterirken Memed üzerinden derin bir sorgulama yapıyor.
Memed, Abdi’yi öldürünce köylü üç yıl rahat eder, sonra ondan da beter Hamza çıkar gelir. Zulmün artmasıyla köylüler aç bırakılıp Memed’e bile düşman olur. Memed ise herkese aynı soruyu sorar: “Abdi gitti, Hamza geldi. O zaman bu uğraş niye?” Bu düşüncelerle roman boyunca içten içe boğuşur.
Kitapta Memed’in kahramanlığından çok, umutsuz köylülerin onu nasıl efsaneleştirdiğini görüyoruz. Kitap boyu neredeyse hiçbir şey yapmayan Memed adı gittikçe büyür çünkü İnce Memed artık bir kişinin değil, bir umudun adıdır. Güçlünün yanında duran ağalar, beyler, savcılar, jandarmalar da bugünün toplumundan da çok uzak değil maalesef. Yaşar Kemal de bunu ustalıkla anlatmış. Devamını merakla bekliyorum.
25.10.2025

Üç farklı coğrafyadan üç kadının kesişen yaşam öykülerini anlatan kitap; kadın dayanışması, özgürlük ve mücadele temaları ile ilgi çekici görünse de, karakterlerin yaşadıkları bana fazla yüzeysel ve klişe geldi. Yazarın niyeti kuşkusuz masum ve duygulu; ancak hikâyeler arasında kurduğu bağlar bana zorlama hissettirdi. Karakterlerin acıları ve direnişleri gerçek bir derinlik kazanmadan, sanki “mesaj vermek” için yazılmış gibi duruyordu. Kitabın sonunda üç hikâyenin birleşmesi beklediğim kadar sarsıcı bir etki yaratmadı; aksine, her şeyin fazla “düzenli” bitmesi, bence anlatılanların doğallığını zedeledi. Karakterlerle duygusal olarak bağ kuramadım. Smita hariç. O da bir kadın olarak değil bir insan olarak ele alınması gereken, yaşadığı coğrafyanın kültürel normlarını sorgulanması açısından farklı bir karakterdi. Okunabilir beklentinizi sınırlı tutarsanız.
22.10.2025

Roman, özetle Çanakkale cephesinde sağ kolunu kaybeden Ahmet Celal isimli subayın, erlerinden Mehmet Ali’nin köyüne gelmesi ve bu köye hiçbir zaman ait hissedememesi ışığında köylü-aydın çatışmasını anlatıyor. Yakup Kadri, köylüyü kaderciliği, umursamazlığı ve cahilliğinden dolayı eleştirirken bir yandan da Türk aydınının Anadolu’dan kopuk oluşunu, Anadolu halkını sadece sömürülecek bir malzeme olarak görüşünü eleştiriyor. Her iki tarafı da hakkıyla eleştirmiş diyebilirim.

Tüm bu tarihi ve sosyolojik yapının dışında karakterin duygu ve düşüncelerini ifade edişi, benzetmeleri, içsel konuşmaları harika bir şekilde anlatılmış. Yani eser hem tarihi hem sosyolojik hem psikolojik hem de edebi açıdan kusursuz diyebilirim. İlk Yakup Kadri okuyuşum değil ancak bu romana hayran kaldım. İlgilisine değil herkese tavsiyedir.