Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
kurkmantolumelo Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarımız annesinin ölümünden sonra yazıya sarılarak onun varlığını yeniden inşa ediyor; kendi ifadesiyle bu kez de yazar annesini “doğuruyor.” Bu süreçte yalnızca bir anneyi değil, bir dönemin kadınını, sınıfsal koşulları ve toplumsal değişimleri de kayıt altına alıyor. Kitap, duygusal bir havadan ziyade yazarın annesinin doğumundan itibaren o dönemin toplumsal ve sosyolojik olayların iç içe geçtiği basit ama güçlü bir anlatıma sahip.
Yazar annesini ne idealize ediyor ne de bütünüyle eleştiriyor; onu, savaş yıllarının yoksunluklarıyla yoğrulmuş, güçlü ama kırılgan, özgürlük arayışı ile toplumsal baskılar arasında sıkışmış bir kadın olarak, olduğu gibi anlatmaya çalışıyor. Yani aslında sadece bir “kadın” olarak. Yazarın sade ve mesafeli dili, anne figürünü hem sıradan hem de evrensel kılıyor. Zaman zaman bu mesafeli dil beni rahatsız etse de gözlerimin dolduğu bir kitap oldu. Anneler ölmesin.
Yazar aslında kendi başından geçen bir hikayeyi anlatıyor. Evli ve ondan 13 yaş küçük bir adam A. ile olan cinsellik temelli “tutkusu”. Aslına bakarsanız saplantı daha doğru bir kelime. Yine de kınayamıyorum çünkü o saplantı insana her şeyi yaptırabiliyor. Beklemenin gerilimi, arzulanan bir mesajın ya da telefonun yarattığı heyecan, bir ilişkinin merkezinde kendini, kendi varlığını kaybetmek… Bunlar, pek çok kadının kalbinde karşılığı olan evrensel hisler bence. En azından herkes en az bir kez böyle akıldışı aşık olmuştur.
Yazarı farklı kılan ve Nobel’e götüren şey ise sanırım yalın ama keskin dili. Bıçak gibi bir çırpıda anlatıyor her şeyi. Hem çok tanıdık hem çok yabancı gibi kelimeler. Tabii çevirene de teşekkür etmek lazım bu kadar güzel ifade edebildiği için. Kısacası hassasiyeti olanlar okumasın. Ben beğendim.
Adem ile Havva’nın birbirini tanıma sürecini, ilk meraklarını, anlaşmazlıklarını ve sonunda doğan sevgilerini günlükler aracılığıyla aktarıyor. Bu çiftin dünyayı ve birbirlerini keşfederken yaşadığı şaşkınlıklar, aslında insan doğasının en saf hâline dair ince bir mizah ve derin bir gözlem içeriyor. Kitap, yalnızca bir aşkın ya da başlangıcın öyküsü değil; aynı zamanda kadın ve erkek arasındaki farklılıkları ve bu farklılıkların nasıl bir uyuma dönüştüğünü de gösteriyor. Yazarın mizahi üslubu sayesinde Adem’in biraz sersem ama iyi niyetli tavırları ile Havva’nın meraklı ve duygulu yaklaşımı arasındaki karşıtlık hem gülümsetiyor hem de düşündürüyor. Yani okurken diyorsunuz ki “o günden bugüne hiçbir şey değişmemiş!” :) Son sayfalara doğru bu eğlenceli hava, yerini yavaş yavaş duygusal bir derinliğe bırakıyor. İki ayrı cins, ikisi de aslında birbirine muhtaç hem de ikisi de birbirini tamamlıyor. Bu kitapta da bunu görüyoruz.
Yazardan okuduğum ikinci kitap. Osman çok şahsına münhasır bir kitaptı. Bu öykü kitabında ise yazar -bence- tamamen kendi hayatından kesitleri sunmuş bizlere. Abisinin ölümü onu çok derinden etkilemiş ki abisinden bahsettiği kısımlarda benim de gözlerimi doldurdu. Benim de abim var ve kız çocukları için abi demek sonsuz bir güven demek. Onu hastane odasında hayal etmek bile dehşet verici.
Yazarın bana kalırsa en önemli yanı zaman zaman hepimizin yaşadığı derin duyguları basit cümlelerle ifade edebilme yeteneği. Ve tabii ki mizahi üslubu. Hepimiz aşk acısı çekmişiz; benzer şeyler hissetmişizdir. Ama bunu bir başkasının da yaşadığını görmek insanı mutlu ediyor. Edebiyat zaten bunun için çok güzel. Bu tarz kitaplarda bu tanıdıklık halini görmeyi seviyorum. İlerleyen zamanlarda üçüncü kitabını da okuyacağım. Çapraz okuma yapmak veya ara ara açıp okumak için çok ideal.
Sinemacı olma hayali ile başlayan ve sonunda “sansürcü” olan bir adamın hayatını yalnızca bireyin hikayesi olmaktan çıkaran aynı zamanda modern şehir insanının içsel sıkışmışlığını, belirsizliklerle örülü yaşamını ve kendi gerçekliğiyle yüzleşme çabasını anlatan romanımızın dili sade olmasına rağmen yoğun bir anlatıma sahip. Yazar, okuru rahatsız etmeyi, düşündürmeyi ve kendisiyle yüzleştirmeyi seven biri-imiş. Kitap boyunca karakterin sanrıları gerçeklikle olan ince bağı beni rahatsız etmeyi başardı. Yani kitap amacına ulaştı ancak her okura hitap edeceğini düşünmüyorum. Haruki Murakami sevenler şans versin.