Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
kurkmantolumelo Tarafından Yapılan Yorumlar
Biricik öğretmenimin yüreğinden dökülen inciler şiir olmuş. Bazı şiirleri ilk ağızdan dinleme şerefine erişmiştim :) Bilen bilir, gülüşü ile nam salmıştır Zeliha hocamız. O güldüğünde maviş gözleri çakmak çakar adeta. Biz de bu şiirleri okurken kah güldük kah üzüldük. Bazı sözleri deldi geçti. Özellikle aşkı ne güzel anlatmış. Ve aşkın olmazsa olmazı kaypak adamları ne güzel taşlamış göğsünü gere gere. Güçlüyüm ben diyor bir şiirinde. Oysa o kadar kırılgan ki… Şu yalan dünyada azıcık vakit geçiren o çakmak gözlerin gülümsediğinin ardındaki gerçek duygunun acı olduğunu bilir. Velhasıl yüreğine sağlık canım öğretmenim. Seni çok seviyorum.
Martı Kengah, denizde avlanırken insanların denize akıttığı petrol sebebiyle zehirlenir. Son bir çırpınışla kedi Zorba’nın balkonuna düşer. Zorba’dan 3 şey ister: bırakacağı yumurtayı yememesini, onu büyütmesini ve çıkan civcive uçmayı öğretmesini ister. Zorba kabul eder ve civcive bir nevi annelik yaparak yumurtayı büyütür. Ancak uçmak? Bir kedi uçmayı ne bilsin? Bir dostluk ve fedakarlık hikayesi. Kitap yer yer insanlığa ve doğanın kirletilmesine yönelik verilen mesajlarla gayet akıcı ilerliyor. Özellikle bizden olmayana karşı hatta belki bir kedi ve bir martı düşman sayılabilecek iki hayvanken, güçlünün güçsüze yardım etmesi, verdiği sözü tutması ve hatta bunun için türlü fedakarlıklar göstermesi bakımından 10/10 diyebileceğim bir kitap. Eleştirilecek nokta ise bir çocuk kitabında alkolik bir maymun figürü ve yer yer argo ifadeler bana doğru gelmedi. Bu konuda hassasiyeti olan ebeveynlerin bilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Kitabın hacmi küçük olmasına rağmen tek bir cümle bile dakikalarca sizi düşündürebilir. İronik, felsefi, ölüm, yaşam ve öfke konulu bildiğimiz Şule Gürbüz kalemi. Kısacık kitapta altını çizdiğim, üzerine düşündüğüm o kadar çok alıntı var ki. Bu kitapta bir kambur üzerinden -ki kadın mı erkek mi o bile net değil- onun başka bir yerde görsek “deli saçması” diyeceğimiz sayıklamalarını anlatıyor bizlere. Kambur, çirkin, kel, herkese ve her şeye karşı öfkeli. Bizlerden nefret ediyor. Hatta sorsalar tüm insanların kambur olması mı yoksa kamburluğunun düzelmesi mi diye? Tüm insanları kambur görmeyi tercih edeceğini söylüyor. Dünyaya karşı öfkeli ancak bazı sözleri o kadar doğru ve yerli yerinde ki. Hem yaşamayı bu kadar istemeyip yaşamdan tiksinip hem de bu sözleri nasıl edebilir? İnsan hayret ediyor. Diğer hayret edilecek konu ise yazarın bu kitabı 18 yaşında yayınlamış olması. Velhasıl “insan ara sıra evini yakmalı -ve çıkıp seyretmeli.” :) Okuyun, okutun.
“72. Koğuş insan haysiyetinin düşebileceği en dipsiz kuyunun hikayesidir.” yazıyor arka kapakta. O kadar doğru ki! Üç kuruş para için yediği kaba pislemekte beis görmeyen insanlar her dönemde vardı, hala var. Bir yanda bu koğuşun insanlığını (?) sorgularken içten içe, bir yandan da Kaptan’nın kara sevdaya düşmesine tanık olmak hikayeyi hareketli kılıyor. İnsan onuru hiçbir zaman bu denli alçalmamalı. Ayrıca “umut insanı öldürür” sözünün de şahidi olabilecek bir hikayedir. Tavsiyedir!
Kaan Bey’in sıkı takipçisiyim. Tüm romanlarını okudum ve iki kez de kendisiyle tanışma fırsatım oldu. Bu kitabın ise ilk sayfalarında hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü artık aşk uğrunda ölünecek kadar güçlü bir duyguymuş gibi hissettirmiyor bana. Bu yüzden sanırım hemen modum düştü. Ama sonrasında öyle güzel toparladı ki adeta akıp gitti roman; ben de içinde kayboldum. Kalender çok güzel bir karakter, her anlamda dolu dolu bir karakter. Yalnız ben Alfonso’yu da çok içten ve samimi buldum. Acısını ve umudunu içimde hissettim. Öte yandan Kaan Bey’in buruk sonlarına alıştım ve galiba bu çok da hoşuma gidiyor. Dünyanın gerçeğinin yanında bu buruk sonlar masal gibi kalıyor tabii :)
Velhasıl ben yine çok beğendim! Çok büyük bir emeğin ürünü olduğu diğer romanlar gibi aşikar. Hak ettiği değeri görür umarım.