Toplam yorum: 3.284.986
Bu ayki yorum: 6.492

E-Dergi

cinsdikici Tarafından Yapılan Yorumlar

03.01.2009

Ladikli Ahmet Ağa kitabını, bir abim tavsiye ettiğinde "tasavvufun uçan kaçan" hikayelerine karşı çıkar bir konumdaydım. Kitabı elime aldığımda olağanca tarafsızlığımla okumaya çalıştım. Kitaptan edindiğim güzel bilgiler oldu. Tasavvufi bazı hikayecikleri okurken, Bediüzzaman Said Nursi Hz. ile ilgili bir anektod ile karşılaşınca kitapta, bir anda duraksadım. Çünkü hadise farklı kaynaklarda benzer biçimde aktarılmaktaydı. Bu noktadan itibaren bende Hızır Aleyhisselam görüşmelerine dikkat etmeye çalıştım. "Ledün ilmi" mevzuuna az biraz merak saldım. Kitabın canımı sıkan tek özelliği, maalesef hiç bir kaynağa dayanmamış olması. Kitab baştan sona sadece kulaktan kulağa aktarımları anlatan röportaj niteliğinde. Akıcı ama belgesiz... Bu sebeple kesin yer/kesin zaman/kayıt/belge bulmamız olası değil. Dilden dile aktarımları dinlemek ve bunlar üzerinden kitabı algılamak durumundayız.
Herşeye rağmen, Ladikli Ahmet Efendi'yi okumak ve memleketin bağrında açan çiçekleri bilmek lazım. Okumanızı tavsiye ederim efendim. Okurken hiç sıkılmayacaksınız. Birde "Aceb Hızır'ı bende görmüş müyüm acaba?" diye sanıyorum kendi kendinize de soracaksınız..
02.04.2008

Nurettin Topçu hocanın hazırladığı bu eser, şu an ki Türk toplumunda milli eğitim'in doğru yapılanabilmesini sağlayacak altyapıyı sunmaktadır. Kitaptan algıladığım en çarpıcı görüş, günümüzde üniversiteye gelene kadar arada geçirilen tüm okulların zaman kaybı oluşudur. Bende çok net bu fikre katılıyorum. Çocuklarımızı tekrar tekrar ingilizce tekrar tekrar aynı matematik sayfalarından geçiriyoruz ve yine de elde ettiğimiz kocaman bir 0 oluyor. Çocukların kendi yaşlarına yönelik becerilerin ortaya konması, bu becerilerin takip edilip buna göre üniversite programlarının uygulanması çok daha mantıklı bir uygulama olur kanaatindeyim. Nurattin Topçu hocanın, günümüz aydınlarına da ışık tutan güzide bir isim olduğu da unutulmayınca, eser dikkate şayandır. Ne varki, kendisinin Fransa'daki doktora tezinden tutun da, kaleme aldığı eserlerin derinliklerine kadar ciddi bir "Prof." kimliği taşıdığı halde, üniversitede Doçentlik ünvanı verilmeyişi de tam bir ülke komedyasıdır. Kitabı kesinlikle tavsiye ederim.
02.04.2008

İlber hocanın kitabında ilgi çekici bazı alt başlıklar mevcut;
1. Fatih Sultan Mehmed'in kararlarini elit bir grupla aldigi ve bunun dışındaki insanlara kapalı olduğu, onların sözlerini pekte kaale almadığını öğrendim.
2. Avrupa'yı anlamak isteyenin Prag, Floransa ve Roma'yı bilmesi, Asya'yı anlamak isteyeninde İstanbul, Bursa, İsfahan'i anlaması gerektiğini öğrendim.
3. Nedense Türkiye'de Sabetay diye bir sorunun olmadığını da öğrendim.
4. Hala çözemediğim bir yorumunu daha öğrenmiş oldum oda Pagan kültürünü alıp medeniyetimizin yükselişi için kullanmamızın iyi olacağını.

Yukarıdaki ufak tespitlerin dışında daha bir sürü satır arası ciddi notlar var. Ancak kitabın genelinde İlber hoca, çoğu zaman magazinsel bir uslub ile aktarılmış. Yani kitapta tarihi gerçeklerle ilgili bir detay ve tarih yansıtma gibi bir çaba yok. Ama yine de alıp okumanızı tavsiye ederim.
16.01.2007

Nasreddin Hoca ile ilgili yayinlanan bu kitabin bir emek harcanarak, akademik bir çaba ve ciddi bir sorumluluk ile ortaya konduğunu belirterek bir iki nokta üzerinde durmak istiyorum;
1. Nasreddin Hoca'nin bizzat kendisine ait olmayan fikralarin ayir edilememesi, kitabin içeriğinin büyümesine neden olmuş.
2. Nasreddin hoca, devrinin yerel kadılarından biridir. Bu anlamda kendisinin alim bir zat olduğu gerçeği net olarak vurgulanmalıdır. Onun nükteleri, böylesi alim bir zatın, olayları halka anlatabilmesindeki zeka'da yatmaktadır.
3. Kitap akademik biçimde ele alındığı için, halk arasındaki anlatımı çok komik olan bazı fıkraların, kitap içerisinde aynı etkiyi yapmadığını görebiliyoruz.
4. Kitapta aynı fıkralardan çok tekrar görüyoruz. Buna gerek olup olmadığının tekrar elden geçirilmesi iyi olabilir.

Eleştirilerim yapıcı eleştrilerdir. Kitabın yazarina teşekkür ediyorum. Çünkü kendisi sayesinde kitaplığımda güzel bir eser yer aldı.

Not: Lütfen Nasreddin hoca, Yahudi ve 99 altın fıkrasını kitaptan okuyunuz. Çünkü aklıma geldikçe kahkahalar atmaya başlıyorum.
16.01.2007

Yusuf'un 3 gömleği çok dikkatli biçimde kaleme alınmış. Abdullah Yıldız beye bu ince uslubu sebebiyle teşekkür ediyorum.

Kitap'ta günümüz gençliğine, özellikle de sorumluluk bilincinde olan gençlere doğrudan göndermelerle rehberlik yapmış kendisi.

Kitaptan algıladığım temel vurgular;
- Yusuf'un 3 farklı gömleği ile temsil edilen 3 farklı gençlik çağı.
- Bu 3 farklı çağın hileleri ve Yusuf'un bu
hileler karşısındaki olgun ve öngörülü tavırları
- 3 gömleğin, 3 farklı döneme adeta
delil olarak dile gelmesi...
- Kur-an'ı Kerim'in bizlere bu kıssaları
apaçık anlatmış olması gerçeği.
- Kur-an'ı Kerim'de verilen kıssaların
aynen orjinallerini aktarması. Kur-an'daki
anlam bütünlüğünün başlı başına bir mucize oluşu.

(Ekranlarda o kadar Hz.Musa filmi seyrediyoruz, hepsinde geçişler kopuk ve yanlış. NEden? Çünkü insan tahrifatları mevcut. Doğrular arasına konuşlanmış yanlış insan beyni aktarımları... Kur-an kıssalarında buna yer yok. Olaylar net ve anlaşılır.)

- Abdullah Yıldız beyin bu kitabı, bize Kur-an'ı Kerim'i neden okumadığımızı
ya da neden anlamadığımızı açıklaması açısındanda bir katkı.

ve son olarak algıladığım, Kur-an'ı Kerim'de verilan kıssaların veriliş detayları olaylar için yeterlidir. Kur-an'da bazen detaylar verilmekte bazen detaylara girilmeden öz vurgulanmaktadır. Öyleyse, Kur-an'ı Kerim'in verdiği bilgiler yeterlidir.
Örneğin "O/kadın"'nın adının "Züleyha" olup olmaması asli konu değildir. Asıl olan, Hz.Yusuf'a meyl eden ve onu ayartmak isteyen bir kadının varlığıdır.

İnsan, bu kitabı okuyunca, yeniden bir kere daha "Allah'ım beni iyiki İslam'la şereflendirdin" diye hamdediyor.