Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

arden45 Tarafından Yapılan Yorumlar

01.02.2025

Jules Payot (1859-1940) 1909 yılında yazdığı bir eserin 2025 Türkiye'sinde bu kadar büyük bir dikkatle takip edildiğini bilseydi zannederim şaşırmazdı. Hele bir de bu eserin dünyanın pek çok diline çevrildiğini görseydi gene de şaşırmazdı. Zira bu eser zamanı hiç geçmeyecek ve başarının anahtarı olacak bir konuyu şahsi disiplini ve bu şahsi disiplinin nasıl hayata geçirileceğini işliyor. Payot'un yetiştiği dönem dikkate alınacak olursa eserden daha fazla istifade etmek mümkün. Mesela beden temizliği biizm için normal bir şey iken Payot buna ayrı bir başlık açıyor. Bunun nedeni o dönemde hıfzısıhha ve kişisel hijyene verilen büyük önem olsa gerek. Ama aynı zamanda modern eğitim psikolojisinin temel problemlerini de irdeliyor. Mesela hedeflerin başarıdaki yeri gibi. Bu eser ilk olarak her türlü öğrenciye şiddetle tavsiye edilir, başarının doğasını anlamak için. Her yaştan çocuğu olan ebeveynlere ve öğretmenlere tavsiye edilir başarının doğasının çocuklardaki yansımalarını görmek için.
22.01.2025

Blasing tarafından kaleme alınan bu eseri klasik bir biyografi kitabı olarak ele almak esere haksızlık olur. Eser, yazarın hayatını belli bir bağlam içinde veriyor fakat daha çok yazarın hayatı üzerine psikolojik, edebi, sosyolojik ve bazen de politik bağlam içinde vurgular yaparak yeni bir bağlam içinde Şair Baba'yı anlatıyor. Nazım Hikmet, Türk şiirinin herhalde en önemli isimleri arasında yer alıyor. Eser onun bir insan olarak acılarını, tatlarını ve hayata bakışını çok güzel bir şekilde işliyor. Eser hızlı okunsa da bazı yerlerde Amerikan ve İngiliz edebiyatından alınan teorik bağlamları anlamak için hızınızı azaltmanız gerekiyor. Ama bu hız azaltma sizi bambaşka bir aleme de götürüyor, manzaranın keyfini çıkarıyorsunuz. Şairin dediği gibi 160 kilometre hızla gitmek harika bir duygu ama bazen de manzarayı izlemek lazım. Blasing harika bir iş çıkarmış. Yazarın emeğine sağlık belki bir gün tanışmak nasip olur. Şiddetle tavsiye edilir.
26.12.2024

Ferguson'un temel problemi 1600'lerde bir takım ada gibi görünen bir krallığın nasıl büyük bir emperyal devlete dönüşmesi. Yazar bu problemi mercek altına almış ve incelemiş. Bence inceleme tarih metodolojisi açısından gayet başarılı. İngiliz sömürgelerinin nasıl ortaya çıktığı, İngilizlerin yaptıkları hatalar ve başarıları bu eserde yer alıyor. Yazar 1600'lerden alıp 1953 Eden hükümetine kadar olguyu etraflıca tetkik ediyor. Yazara göre İngiliz kolonyalizimi her ne kadar doğru olmasa da sömürgeleştirdiği ülkelere büyük faydaları da olan bir süreç olarak tanıtılmış. İlginç olan noktalarda var eserde. Örneğin Britanya imparatorluğunu yaratan üç şeyin şeker, kafein ve nikotin olduğunu görünce şaşırıyorsunuz. Yine 1775 Amerikan Devriminin aslında Amerika'nın ilk iç savaşı olarak betimlediği sayfaları büyük bir dikkatle okuyorsunuz. Sadece tarihçilerin değil fakat yaşadığı dünyada emperyalizmin nasıl geliştiğini anlamak isteyen herkesin okuması gereken bir eser.
30.07.2024

Gültekin Yazgan, ülkemizin yetiştirdiği özellikle erken cumhuriyet döneminde doğmuş kıymetli bir eylem adamı, öncü ve öğretmen. Görme yetisini ilkokulun sonlarında kaybetmiş fakat yüksek idrak gücü ile bu kayba rağmen hayata teslim olmamış, direnmiş, güçlükleri yenmiş bir öncü lider. Gerçekten de lider kelimesini tam anlamı ile hak eden bir büyük öğretmen. Eser bir oto biyografi. Yazar çocukluğundan itibaren özellikle gözlerini kaybettiği günden itibaren hayatının önemli dönüm noktalarını akıcı bir üslup ile okuyucuya sunuyor. Eser oldukça akıcı, sanki sohbet ediyormuşsunuz havası ile hızlı bir şekilde bitiyor. İlkokul diplomasını 18 yaşında alması, liseyi dışardan bitirmesi, Hukuk mezuniyeti ve öğretmenliği. Daha sonra serbest avukatlık deneyimi. Eseri okurken hayran olmamak mümkün değil. Böyle bir eserin ortaokullarda ve liselerde okuma listelerine alınması ve üzerinde durulması gerekiyor. Merhum Yazgan'a sonsuz rahmet ve şükranla.
23.07.2024

İhsan Fazlıoğlu bu eserinde derin bir arayışın izini sürüyor. Aramakla bulunmaz ama bulanlar ancak arayanlardır kelam-ı kibarına dayanarak bir yolculuğa çıkıyor ve okuyucuyu da bu yolculuğa çıkarıyor. Eserin temel derdi bir medeniyet inşasının kodlarını çözmek ve yüzyıllar önce kaybedilen bir hazinenin yeniden keşfedilmesini sağlamak. Bu arayış yazarı farklı mecralarda dolaşmaya mecbur ediyor. Bir ara Abbasi ve Selçuklu uygarlığının astronomi çalışmalarına atıflar yapılıyor, bazen sömürgecilik üzerinde duruluyor. Kitabı anlayabilmek için hocanın düşünce dünyasına aşina olmak lazım. Kullanılan bazı teknik jargon ve felsefi izahlar bazı metinleri bir iki defa okumayı icbar ediyor. Hocanın yine vurucu ifadeleri var ki bunlar gerçekten enfes: "Her görüşün bir pi sabiti vardır" bunlardan biri. Katılmadığım nokta ise yazarın geçmişe ait bir yerde kendini sabitlemesi. İçinde yaşadığımız dünyada olması muhtemel bile olmayan geçmişte kalan bir medeniyete özlem kitabın ana teması olmuş.