Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
KY-230877 Tarafından Yapılan Yorumlar
cihan aktaşın dolaylı işaretleri sonunda aldım bu kitabı. bayılmadım da soğukluk da duymadım. hem sonra iran'a karşı biz böyleyizdir de. peşinden gitmeyiz ama kulak ardı da etmeyiz. bir tarassuttur gider.
bir komşumun iyi temiz hatta yer yer sıcak bir selamı gibi gelen dizelerini okumuş oldum. benzetmecilikten pek hazzetmesem de böyle. masa başında değil de akşam yatmadan önce okuyabileceğiniz acı ve hüzün şiirleri.
bir de buradan yola çıkarak "iranda kadın" diye bir şeylere varmak yanlış olur arkadaşlar. velev ki füruğ şiirrini böyle yazmış olsun, yine hata olur şiire böyle bakmak.
ha bu arada şiir "süper" de olmaz kanaatimce.
onu ilk kez ismet özelin mısraında duymuştum: "değil mi ki yves bonnefoy'dan semender'i / albatros'u baudelaire'den öğrendim...) diye devam ediyordu. başka başka kitaplarda da onun 1945 sonrası fransız ve hatta avrupa şiirinin en önemli ismi olduğu söylenir. fransız olduğundan mı, baudelaire ile fazla kıyaslanmak gibi bir derdi olduğundan mıdır bilmem bana çok yapmacık geldi. ölümü böyle soğukkanlı anlatmak biz türkler için hiç mümkün değil. ölümü düşünsel ve imgesel olarak anlamaktansa; bir kaant kapanışı, bir dönemin sonu ve başka bir dünyanın başlangıcı olarak görürüz. bunun dışında ölüm anına odaklanmak ya batı edebiyatında gibi onu hakiki kavrayış zemininden koparır ya da necip fazılda olduğu gibi cinnet kaynağı olarak görülür çok zaman. zaten necip fazıl da bu konuda az fransız değildir.
ölümü kavramak diye bir şey yoktur, ifadesi bile saçma. sadece ölürsün, o kadar.
oyun yazarı, hikayeci, şair ve denemeci olarak tanınan aksalın bir bakıma en zayıf yönü olan düşünselliğinin ürünleri. zamanında batık değirmenler ve gazoz ağacı adlı eserleri haklı bir başarı kazandı. ama denemelerinde cumhuriyet döneminin ilk elli yılında görülen hümanist, mitolojiye hayran, barışçıl ve fakat insansız denemeciliğinin binlerce örneğinden biri. tabii kitapta sadece deneme tarzında işler yok. konuşmalar, soruşturma yanıtları, röportajlar da var ve bunlar bana kalırsa düşünselliğinin ne kadar sığ olduğu düşüncemi desteklemekten fazlasına yaramıyor. öss paragraf sorusu yazarlarının o gri ve kişiliğin renginden mahrum sesi var aksalın bu kitabında. yani öss'ye hazırlanan arkadaşlar için bir zihin idmanı olabilir.
çalgın'ı şairin "felsefi şiir" eserinin ışığında okumak gerek. felsefi şiire referans olarak gösterdiği şairler ( yahya kemal - atik valde, cahit külebi - tokata doğru, ahmet oktay - birahane longa, süreyya berfe, turgay fişekçi, mehmet taner...) yücel kayıran'a pek katılamayacak da o bu konudaki ısrarını sürdürecek gibi görünüyor. söyleyiş eda ve seslenişinin çıkış noktaları sık sık ismet özel'i anımsatsa da bitirişi ismet özelinkine göre muğlak ve sönük. ne var ki inandığı bir şey uğruna mücadele veren soylu bir şair var karşımızda, orası kesin.
bir ilginç anekdot da şu: kitaptaki şiirler on yıllık bir zaman diliminden seçilmiş. zaman diliminin genişliği kitabın ortalarından itibaren bütünlük duygusunu zedeliyor, yer yer yok ediyor. tek tek felsefi şiire örneklermiş gibi duruyor bazı şiirler. tabii bu durum onun bir proje kitap olduğu şeklinde de açıklanabilir.
son olarak: felsefi şiirler olarak adlandırdığı çalgın, mutlaka bir akıma ekole bağlanmak gerekirse sanki reyini varoluşçuluktan yana kullanacak gibi bir izlenim bıraktı bende. zaten yanlış hatırlamıyorsam yazılarının bir yerinde de buna değinmişti;felsefi şiir varoluş halindekinin, varoluş sancısının şiiridir, diye.