Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

KY-230877 Tarafından Yapılan Yorumlar

30.08.2008

60 ve 71 darbeleri arasında yazılan, o günlerin sanat siyaset toplum çalkantılarından muzdarip bir şairin nabız yolaması bu kitap. şiirinin her çevrede uyandırdığı hayranlığa karşı yazılarının çok da vasıflı olmadığını söyleyenler hep olmuştur. tamamen yanlış olmamkla birlikte, böyle söyleyenlerin onun üslubuna mı fikriyatına mı eleştirici gözle baktığı açıkça söylenmemiştir. gazete dergi gibi periyodik yayınlara ait yazılardan çok da bir şey beklememek gerek zaten. yine de çok büyük bir şairin ne dediğine kulak vermemek, düşünceyle şiiri, şuurla şiiri birbirinden koparmak demektir. her kesimden vicdanlı dertli insanın alacağı bir şey mutlaka vardır bu kitapta.
30.08.2008

diğer kitabı vahşi dil'deki nokta atışı tarzında modern hayat eleştirisini daha kapsamlı bir çalışmaya dönüştürmüş szasz. vahşi dil'in şerhi gibi ama kesinlikle ondan daha çok sabır isteyen daha nitelikli bir eser. "çarşı her şeye karşı"ya varan bir şey hissediyrsunuz okurken ki bu da okurun karşısında tamamen ütopik bir yazar olduğunu düşündürebilir. ne de olsa kökten sorgulayıcı biri var karşımızda. adı, konusu vesairesine bakıp foucault'yla karıştırmamak gerek.
30.08.2008

thomas szasz'ı ilk defa ismet özel'in ondan aktardığı afirmasyonla tanıdı galiba türk okuru.

szasz, adı üstünde yeni okumalar yapan, kendine bir de dev aynasında değil, cep aynasında bakmayı tavsiye eden bir vatandaş. bir zamanlar GOG vardı, dünya klasiklerinin saçmalıklarını ortaya çıkarmayı kendine iş edinmişti. işte szasz da benzer yöntemlerle fakat tamamen ciddi bir hayat eleştirisine varmaya çabalayan bir düşünür. ne kadar eğlenceli ve teorik görünürse kadar vahim ve hayati şeylerden söz ediyor. ters köşe olmayın yani :)
30.08.2008

bir hikayecinin roman tekniği hakkında ciddi sıkıntıları vardır. hele cihan aktaş gibi nitelikli hikayeciler romanın okuru biraz ferahlatan molalarını, fazla düşünsel ve problematik olmadan yapıyı oluşturma tekniğini ihmal ederler. uzun romana gereken kısa ve fazla yüklü olmayan cümlelerdir. kısa öyküleri de kinayeli ve yüklü cümleler teşkil eder. ama cihan aktaş aynı yoğun öykülemeciliği romanda da terk etmiyor. zor okunuyor. elbette bunlar teknik şeyler ve teknik romanda biz türk okuru için her şey demek değil henüz.

aktaş, müslüman kadını hatasıyla günahıyla sevabıyla haklılığıyla ortaya koyma azminde. bunda da çok başarılı çünkü eserlerinin otobiyografik bir temeli var. bu romanda, önceki romanında olduğu gibi samimiyet ve gerektiğinde soğukkanlı tahliller yapabilme cihan aktaşın en büyük gücü olarak öne çıkıyor.
30.08.2008

şiirin mutlak bir ihtiyaç lduğunda yazılması taraftarı olan bachmann, bu yönüyle ismet özel'in yaşamdan kaynaklanma ilkesine ve yahya kemal'in sözcük titizliğine yakın bir noktadadır. her şeyden önce bir düşünce insanı ve romancıdır ama. şiirlerindeki felsefilik de bunun bir göstergesi. ama kadınlığın verdiği yalnızlık, somutluk ve konuşkanlık aşırı düşünsel olmayı dengeliyor.