Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
KY-230877 Tarafından Yapılan Yorumlar
ümit aktaş'ın şiiri lirizmden kurtulmaya çalışmanın şiiri. tarih bilinci, varoluş sancısı, felsefi altyapı şiirinin sacayakları. belki bu bakımdan yücel kayıran'ın "felsefi şiir" teklifi içerisinde değerlendirilse yeridir. yücel kayıran -yanılmıyorsam- ümit aktaş'tan bahsetmemişti felsefi şiir kitabında. ümit aktaş'ın islam tarihi ve tasavvufuyla olan açık bağının onu yeterince ve yücel kayıran'ın anladığı biçimde felsefi kılmadığı söylenebilir mi acaba?
idris küçükömer sosyalizmin vicdanı, aklı, kalbi olmayı başarmış bir düşünce adamı. belki bu vasıfları yüzünden ortalıkta görülmeyen hatta sosyalist düşünce sahibi olduğu söylenen kimi zevat tarafından "yok" sayılmaya çalışan bir şahsiyet. ama bugün o zevat yok ve idris küçükömer var. osmanlıdan bugüne batılılaşmayı TÜRKÇE ele alan; kemal tahir, baykan sezer, ismet özel silsiesinin iktisatçısı...
cuntacılık kitabı yazıldı dönemin 20 yıl önünde koşuyordu. bugün içinse sivil toplum kavramının tashihinde işe yarayabilecek birkaç kitaptan biri. en önemlisi de hiçbir STK'nın angajmanı söz konusu olmadan yazılmış. okuyalım.
aslı serin'i okurken bazımız (şu di caprio'nun oynadığı) romeo+juliet filminin uçuk sahnelerini anımsayabilir. aşık ama özgür, özgür ama kendi dasına ve günlüğüne kapanınca sulugöz bir kızın şiirleri. son tahlilde yine de özgür kız. şiirinde savrukluğun, rastlantının, söz oyunlarının bizzat kendisi de parodisi de bu gelgit kıyılarını oluşturuyor. bir performans şairi var karşımızda. bu tempoyla sahnede kaç şarkı söyleyebileceğini zaman gösterecek.
görsel şiir balonunu şişirmeye başladığı başladığı günlerde yazılmış, serkan ışın'ın tarihçesine göre daha ilkel, daha konvansiyonel bir dille konuşan şiirler bunlar. serkan ışın görsel şiir iddiasıyla daha üstün bir yazım tekniğine ulaştığını düşünüyor sanırım. görüntüyü kelimeye eş ya da yeğ tutan bir şairin (belki de) son şiirleri.
kitabın adıyla da heves dergisindeki diğer şiirleriyle de bilgi (kirliliği) çağının doğrudan eleştirisini üstlenmiş durumda. bu doğrudanlık bazen öyle ön plana çıkıyor ki konuşan ses mehmet öztek'in değil "tüm google milleti"nin renksiz tonsuz mimiksiz ya da cafcaflı çığırtkan teatral sololarına dönüyor. yazarken iplerini biraz gevşeten her eleştirel şairde rastlayabiliriz bu türden tekniklere. ama sabırla tekrar tekrar okumak gerek.