Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
KY-232193 Tarafından Yapılan Yorumlar
Harvard Üniversitesi'nde fizik ve matematik profesörlüğü yapan ve Amerikan ABC televizyonunda bilim editörü olan Michael Guillen, 'Dünyayı Değiştiren Beş Denklem'de, günlük hayatımızı kalıcı bir biçimde değiştiren beş denklemin hem matematiğini hem de öyküsünü anlatıyor. Bu denklemlerin öyküleri, bir yandan beş büyük adamın portresini çizerken, bir yandan da okura 17. yüzyıldan günümüze dek bilimin ve biliminsan ilişkisinin kesintisiz bir tarihsel kaydını sunuyor. Çok soyut gibi görünseler de, etkileri son derece somut olan bu denklemler, aslında bilimin o meşhur elmadan kötü şöhretli olan atom bombasına doğru yola çıktığı yolculuğun beş önemli kilometre taşı.
Şeyh Hamidu Kan'ın yazdığı 'Mahrem Macera', başkahraman Samba Diallo'nun şahsında bir çatışmayı ve bunun doğurduğu bunalımı anlatıyor. Romana konu olan yeni okul, eski okul kavramları aslında bir bakıma İslam ve Batı zihniyet karşılaşması. Yazar birçok soruna, ele aldığı konunun siyasal niteliğinin üstünden bakabilirken, Batı'yı yalnızca İslam'la değil kendisiyle de yüz yüze getiriyor. Şeyh Hamidu kan bu ilk eserindeki siyah bilinç karşısındaki tavrıyla birçok Afrikalı yazardan ayrılırken, siyah bilinci, siyahların kültürel gelişiminde aşılmış bir dönem olarak görüyor. Bu kitapta Batı karşısında konumunu belirlemeye, seçimini yapmaya çalışan Afrikalı müslüman aydının sancılı arayışını bulacaksınız
Mehmet Bayrak'ın inceleme niteliğinde olan kitabı 'Köy Enstitüleri Ve Köy Edebiyatı', daha önce çeşitli üniversitelerde tezlere konu olan 'Türkiye'de Köy Edebiyatı' ve 'Köy Enstitülü Sanatçılar Kuşağı' konuları, ilk kez kitapta topluyor. Kitap, Kemal Burkay'ın sunusunda yer alan Köy Enstitüleri hareketini yorumlayan uzun yazısı, Köy Enstitüleri ve Köy Edebiyatı, Köy Edebiyatı ve Sorunları, ve enstitülü yazarların, şairler kuşağının bu edebiyata katkısını vurgulayan eski yazılarından bazı kesitlerinden oluşuyor. Bayrak kitabında, "Kişi içinde kendini bulduğu ürünlere daha bir ilgi duyuyor. Sanıyorum, bir sanatsal ürünü okurken geçmişini yeniden yaşama ve yaşamı yeniden kavrama gereksiniminden geliyor bu. Bu dürtüyle olacak, ortaokuldan bu yanaki okumalarımda önemli bir yer tutuyor konusunu köylülükten alan ürünler. Aslında o ve daha sonraki dönemlerde en çok okunurluk niteliğini de koruyordu bu alandaki ürünler" diyor.
İzmirli yazar Refik Durbaş, şehrin binbir haline ettiği tanıklıkları, çocukluğunun ilkgençliğinin şehirdeki şiirlerini ve öykülerini aktarmış bu kitabında. Şehir, kitapta bir âşık gibi anlatılmış. İzmir'in kızlarını anlatırken Durbaş, şehri bir güzellik dağıtıcısı olarak betimlemiş neredeyse: "İzmir'i genç kılan bir de kızlarının güzelliği değil midir? O kızlar ki, tenlerine meltemin serinliğini sarmışlardır; Körfez'in imbatını sürme niyetine çekmişlerdir gözlerine." Bir de, İzmir'li annesi çok etkilemiş şairin satırlarını: "Kemeraltı'nda göz göze gelinen, Elhamra sinemasında el ele tutuşulan, Bahribaba parkında diz dize oturulan o kızlar ki, hepsinin yüzü annemin yüzüydü o yıllarda..."
Cengiz Bektaş, bu kitaptaki yazılarında Ege'de başka ellerce ekilen düşmanlık tohumlarını kurutmayı amaçlamış. Yunanistan'ı hem kültürel hem de coğrafi anlamda karış karış gezmiş, ortaklıklarımızı ve yadsınamaz benzerliğimizi hatırlatmış. Kişisel özlemlerini ve deneyimlerini de işin içine katınca, barışa özlemi, hevesi daha da artıyor okurun. Denemelere bir de şiirler karışınca, bir solukta okunuyor bu çalışma. "Tersane adası altmış yıldır/ bomboş bir köy/ Evler kuru kafalar gibi/ Göz ve ağız boşlukları zifiri karanlık/ Ateşleri külleyip/ Kapıları kitleyip gitmişler/ Dönmemeyi hiç düşünmeden/ Zeytinlere son kez bakmadan/ Tekneler dolusu insan..."