Toplam yorum: 3.284.924
Bu ayki yorum: 6.430
E-Dergi
KY-232193 Tarafından Yapılan Yorumlar
Brezilyalı şair Carlos Drummond de Andrade’nin seçme şiirlerinden oluşan ‘Dünyayı Taşıyor Omuzların’, Cevat Çapan’ın şair üzerine bir yazısını da okura sunuyor. ‘Ben de Brezilyalıydım’ şiirinden bir alıntı: “Ben de Brezilyalıydım/ hem de moreno sizin gibi/ Gitar tıngırdattım, Ford kullandım,/ milliyetçiliğin erdem sayıldığı kahvelerde/ dirsek çürütmeyi başardım./ İnsan vazgeçerdi bütün erdemlerinden.// Ben de
şairdim bir zamanlar./ Bir kadına bakmak yeterdi/ hemen gökteki yıldızlarla/
öbür varlıkları düşlemek için./ Ama o kadar sayısızdır ki yıldızlar,/ gök öyle uçsuz bucaksızdır ki,/ şiirim kayıplara karışmıştı aralarında. (...)”
Yusuf Küçükdağ ‘Bozkır Armutlu’da, 13. yüzyılın başlarında kurulan Konya’nın Bozkır ilesine bağlı Armutlu Köyü’nün tarihi ile sosyo-ekonomik yapısını anlatıyor. Çalışma, son zamanlarda arttığı gözlenebilen şehir, kasaba ve köy eserlerine iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Kitapta, Armutlu köyü ile bu köyün sakinleri ve kökenini bu köyden alan bilim adamı, şair ve yazarlara dair bilgiler yer alıyor. Kitabın girişi ile ilk bölümünde köyün tarihi, ikinci bölümünde de coğrafi konumu, nüfus durumu ve idari yapısı anlatılıyor. Üçüncü bölümde kültürel durumu ile folkloru, beşinci bölümde de köydeki ekonomik etkinlikler değerlendiriliyor. Kitabın son bölümünde de köyle ilgili belgeler sunuluyor.
‘Sen ve Ben’de, Aret Vartanyan’ın hayata ve bireye odaklanan denemeleri yer alıyor. Bu anlatımlar, denemenin geniş sınırları da düşünüldüğünde, sanat, aşk, azınlıklar, ekonomi, varoluşçuluk, nihilizm ve aldatma gibi çok sayıda konuya varıyor. Temelde varoluşçuluktan beslenen bu denemelerin yazarı, günlük hayatta mesaj bombardımanı altında yaşayan insanın her geçen gün kendi olmaktan uzaklaştığını vurguluyor. Yaklaşım olarak okurla ve yazar arasında belirgin sınırlar iddia etmeyen kitabında Vartanyan, insanın nasıl kendi olabileceğini, hayatın çelişkilerini ve bireyin çıkmazlarını rahat okunan bir üslupla anlatıyor. Metinler bir yönüyle, yazarın okurla sohbet etme aracı olarak düşünülebilir.
Mahmut Âdem ‘Çağdaş Üniversite mi Medrese mi?’ başlıklı bu incelemesinde, üniversitelerin demokratikleşme sorunları ve bunun önündeki engelleri inceleyerek üniversitelerdeki Türk-İslam sentezci ve dinci kadrolaşmaya dikkat çekiyor. Üniversitelerin medreseleştirilmeye çalışmasının AKP iktidarı döneminde başladığı iddialarına karşı çıkan Âdem, Türkiye üniversitelerin medreseleştirilmesinin YÖK’ün kurulduğu 1981 yılından itibaren başladığını ve bunun neredeyse aralıksız bir süreç olarak yaşandığını söylüyor. Âdem, çeşitli yayın organlarında yer almış yazılarından yaptığı bu derlemede, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze değin üniversitelerin içinde bulunduğu durumu anlatıyor.
Hasan Kıyafet’in ‘Karadeniz’in Romanı’ alt başlıklı ‘Yaşamak Yasak’ isimli bu kitabının ilk baskısı 1986 yılında yapılmıştı. Kıyafet’in 1976 yılında Fatsa’yı ziyareti ve Fikri Sönmez, daha doğrusu en bilinen ismiyle Terzi Fikri’yle tanışıklığından yola çıkarak kaleme aldığı roman, fındık işçilerinin yaşadığı zorluklardan meşhur 1977 1 Mayıs’ına kadar uzanıyor. Caka deresinden Canik dağlarına serpilmiş fındık bahçelerinde çalışan Kıyafet, burada kadın, erkek ve çocukların çok az bir parayla kötü şartlarda çalıştığına tanık olmuş. Roman, yemeklerinin genelde taze elma, kurtlarla dolu armutlu hoşaf ve şekerli makarna olduğu işçiler ile Türkiye yakın tarihinin dönüm noktalarından Taksim mayısını anlatıyor.