Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

murat_tprkk Tarafından Yapılan Yorumlar

08.11.2025

İnsan Kendi Gölgesinden Kaçabilir Mi?

Sabahattin Ali’nin İçimizde Şeytan romanı, insanın dış dünyayla değil, kendi içindeki karanlıkla mücadelesini anlatıyor. Yazar “şeytan”ı metaforik bir varlık olmaktan çıkarıp; onu insanın içinde, vicdanının sessiz köşelerine yerleştiriyor.

Romanın kahramanı Ömer, zeki ama iradesiz bir gençtir. Her başarısızlığının suçunu “içindeki şeytan”a atar. Oysa Sabahattin Ali, kötülüğün dışsal bir güç değil, insanın kendi korkaklığı ve sorumluluktan kaçışı olduğunu söyler. Macide’nin saflığı ve inancı, Ömer’in bu karanlığına ayna tutar, ama sonunda o da bu çöküşten kurtulamaz.

Roman, bireysel zaaflarımızla yüzleşmeden hiçbir değişimin mümkün olmayacağını anlatır. “İçimizdeki şeytan” aslında biziz; bahanelerimiz, korkularımız, sessiz kabullenişlerimizdir. Sabahattin Ali’nin sorusu hâlâ yankılanır:

“Gerçekten şeytan mı kandırdı bizi, yoksa biz mi kendimizi kandırdık?”
24.10.2025

Knut Hamsun "Açlık" romanında, toplumdan dışlanmış, (daha çok ona yabancılaşmış) hem bedensel olarak hem de ruhsal olarak insanın benliğini ele geçiren bir karakterin yaşama tutunma hikayesini irdeler.

Buradaki açlık metaforu sadece fizyolojik bir ihtiyaç olarak aktarılmaz bizlere, açlık; aynı zamanda toplumun ve bireyin sevgiye ve yaşama dair inancına yöneltilmiş bir eleştiridir. Birey burada Maslow'un İhtiyaç Hiyerarşisindeki gibi hiçbir basamakta başarılı olamaz ve sonunda yozlaşmış bir toplumla karşı karşıya kalır.

Birinci tekil şahıs ağzından bilinç akışı ve iç monolog tekniği ile kurulan romanda Hamsun, insanın varoluş mücadelesini yalın ama sarsıcı bir biçimde aktararak modern bireyin içsel çöküşünü edebiyatın merkezine taşır.
24.10.2025

Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü adlı eseri, yalnızca bir mahkûmun hikâyesini değil, insanlık onurunun ve vicdanın sınandığı bir süreci anlatır. Roman, idam kararının verildiği andan infaz gününe kadar geçen sürede bir insanın ruhsal çöküşünü ve içsel hesaplaşmasını gözler önüne serer.

İç monolog tekniği ile kaleme alınan bu eserde Hugo, bireyin korkularını, suçluluk duygusunu ve adalet kavramının içini boşaltan toplumsal düzeni ustaca yansıtır.

Toplumun “adalet” adına kan görmek istemesi, halkın idamları bir seyirlik eğlenceye dönüştürmesi, yazarın eleştiri oklarını yönelttiği en önemli noktadır.

Eserde zaman kavramı da bir işkence aracına dönüşür. Her saat, mahkûmun zihninde ölümün bir provası gibidir. Bu yoğun psikolojik çözümleme, Hugo’nun insan ruhuna ne kadar derinlemesine nüfuz ettiğinin bir göstergesidir
23.10.2025

Gogol’un “Palto” adlı eseri, Rus toplumunun katı hiyerarşisi içinde ezilen sıradan bir insanın trajedisini anlatır. Yazar, küçük memur Akakiy Akakiyeviç’in hikâyesi üzerinden bireyin değersizleştirildiği bir dünyada var olma mücadelesini işlerken, palto burada yalnızca bir giysi değil; insanın toplumda görünür olma arzusunun sembolüne dönüşür.

Gogol, Rus bürokrasisinin soğukluğunu ve küçük memurların ezilmişliğini sert biçimde eleştirir. Akakiy, sistemin içinde yok sayılan “küçük insan” tipini simgelerken yazar bu tiplemeyi eşya-insan (palto) ilişkisi üzerinden işler, yalnız olan bireyin, toplum içerisindeki yabancılaşmasının bir çıkış noktasıdır belki de üzerindeki Palto

Gogol bu eserinde Rus edebiyatının fantastik gerçekçilik akımının kült bir örneğini eleştirel bir dille okuyucuya sunar.
23.10.2025

Attilâ İlhan, Sisler Bulvarı adlı kitabında bireyin imkânsız aşkını bir “ben sorunsalı” olarak ele alıyor. Şair, aşkı yalnızca duygusal bir tema olarak değil, aynı zamanda bireyin iç çatışmalarını, yalnızlığını ve toplumla kurduğu problemli ilişkiyi yansıtan bir alan olarak işler.

Bu doğrultuda İlhan, dizelerini bağlamsal düzeyde düzyazısal bir formda kurgular; şiirlerinde aliterasyon, asonans ve iç ritim gibi ses tekrarlarından yararlanarak duygusal yoğunluğu artırır. Şiir dili ile anlam arasındaki bu denge, onun metinlerinde hem tematik hem de semantik bütünlüğü güçlendirir.

“Yağmur sönecekti yanacaktı
Sameland seferden dönecekti
Duvardaki saat duracaktı
Kalbim kendiliğinden duracaktı
Ben hiç böylesini görmemiştim
Vurdun kanıma girdin itirazım var”