Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

murat_tprkk Tarafından Yapılan Yorumlar

16.10.2025

İçinden çıkılmaz olaylar ve Ankara ayazı...

Behzat Ç.’nin toplumsal bir figüre dönüşmesinde, Serbes’in kullandığı dil ve tekniklerin payını yadsımamak gerekir. Onu okurken ya da izlerken, sanki tüm diyalogların içinde kendinizi buluyorsunuz.

Roman tekniği açısından bakıldığında, Son Hafriyat’ta flashback (geri dönüş) ve iç monolog unsurlarının son derece yerinde kullanıldığını görüyoruz. Ayrıca birkaç noktada söz sanatlarından telmihe de başvurulduğunu söylemek mümkün.

Bu arada Emrah Serbes, satır aralarında “İki çay söylemiştik, orada biri açık” diyerek Cemal Süreya’ya; “Sözde Kızlar” ifadesiyle ise Peyami Safa’ya selam çakmayı ihmal etmiyor. :))

Son Hafriyat, Ankara’nın ayazı kadar keskin, ama bir o kadar da içe işleyen bir roman.
13.10.2025

Umudun peşinden koşanların, hayal kırıklığına uğrayanların, acı çekenlerin, ezilenlerin ve ezenlerin hikayesidir İnci; yaşama direnmenin, masalsı bir destanın ve şiirsel bir anlatımın sembolüdür.

Steinbeck’in eserlerine baktığımızda, onun anlatımının tek bir yönden değerlendirilemeyeceğini görürüz. Çünkü yazar, insanı hem bireysel hem toplumsal bir varlık olarak ele alır. İnci de bu çok katmanlı bakışın en çarpıcı örneklerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor.

Eserde inci, sadece bir zenginlik simgesi değildir; insanın kurtuluş arayışının, aynı zamanda kendi sonunu hazırlayan arzularının da sembolüdür.

Sonuç olarak İnci, yalnızca bir adamın hikayesi değil; tüm insanlığın, umudun ve hırsın iç içe geçtiği kadim bir masaldır. Steinbeck bu eseriyle, insanın içindeki ışıkla karanlık arasındaki savaşı sade ama derin bir dille anlatıyor.
08.10.2025

Tolstoy’un Kroyçer Sonat adlı eserinde, evlilik kurumunun toplumsal düzlemde kadın ve erkek ilişkilerinde yarattığı travmalar, bireyin iç dünyasında “iyi–kötü”, “günah–ahlak” gibi kavramların sorgulanışıyla iç içe geçiyor.

Eser, toplumsal statü farklarının ve cinsiyet rollerinin yarattığı çatışmaların, aile kurumunu hem sosyolojik hem de psikolojik anlamda nasıl zedelediğini gözler önüne sererken; bu çöküşün, ailedeki tüm bireylerin ruhsal yapısına nasıl sirayet ettiğini de etkileyici bir biçimde gösteriyor.

Tolstoy, anlatım tekniği olarak iç monolog yöntemini ustalıkla kullanarak, okuyucuyu karakterin zihninin derinliklerine çekmeyi başarıyor. Bu sayede metin, yalnızca bir toplumsal eleştiri değil, aynı zamanda bireyin vicdanıyla hesaplaşmasının da güçlü bir örneğine dönüşüyor.
07.10.2025

Ömer Lütfi Mete’den, dünya’ya, Mevla’ya, Leyla’ya uzanan şiirler…

Mete’nin şiirinde ana izlek; metafiziğe, mistik öğelere, oradan da tasavvufî bir derinliğe sirayet ediyor. Bu sirayet, kimi zaman bir yakarışa, kimi zaman öze dönme çabasına, kimi zaman da hayata tutunmanın şiirsel bir biçimine dönüşerek okuyucuyu içsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Herkese iyi okumalar dilerim ️
07.10.2025

Histeri nöbetine tutulmuş bir toplumun hikâyesidir Altıncı Koğuş.
Bireyin üzerine boca edilen tüm yargıların, tüm yansıtma mekanizmalarının, sessizce ama acımasızca işlediği bir düzenin öyküsü… Çünkü toplum, her çağda, her yerde, “normal olanı” ötekileştirmeyi görev bilmiştir. Doğruyu söyleyenin dokuz köyden kovulması da bundan değil midir zaten?

Bu yozlaşmış düzen, kişinin kendisine benzemesini ister. Aksi halde, nefes almak bile suçtur. Onlara benzemek “yaşamak”, farklı kalmak ise “delilik”tir. Oysa kişinin kendini koruma çabası, yarasaların arasında gece koşusuna çıkmak kadar ürperticidir; yalnız, ama bir o kadar da onurlu.

Ve sonunda, histeri nöbetine tutulmuş bir toplum sizi de o nöbete çağırır. Kabul etmezseniz — onlar için delisinizdir.
İşte o zaman, kendi aklınızın ve vicdanınızın yankısı arasında bulursunuz kendinizi: Altıncı Koğuş’ta.