Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

miladi-1976 Tarafından Yapılan Yorumlar

22.11.2006

Nietsche; bu ismin belki 30 yıl önce şu an ifade ettiğinden bambaşka bir anlam ifade ettiğinden hiç kuşkum yok. Neden tekrar gündeme oturdu bu adam? Cevabı aslında basit... İhtiyaçtan; sadece ihtiyaçtan. Merkezine güç istencini ve üstün insanı alan bir felsefi düşünce günümüzün birbirine düşman olmayı ve ya kurt ya kuzu ikileminden başka bir gerçek olmadığı düşüncesini tekrar felsefileştirebilmesi gerekirdi. Kabaca anlatabildiğim bu yaklaşımın sonu yeniden kabaran bir Nietsche aşkı... Oysa karmaşık düşünceler; ardı ardına yağan aforizmik cümlelerle gerçekte Nietsche hiç de o kadar tutarlı bir felsefeye sahip değildir: Bütün bunlardan bu kitabın okunmaması gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır: Ancak kuru kuruya Nietsche hayranlığının da varacağı yer sadece insansız bir felsefi düşüncedir daha fazlası değil: Ahlakın önyargılarına yine de çağından iyi bir yanıt ve bence filozofun bu kitapta eksiği şudur: Yaklaşım olarak ahlaki önyargıların iyi bir yakalanaşı fakat karşılık olarak yerine konulabilecek olanların yokluğu: Gerçi felsefenin ana görevi soru sormaktır ama insana da sorarlar herkes üstün insan olmaya çalışırsa karşımıza nasıl bir toplum çıkacaktır:::
22.11.2006

Hepimiz iyi olanın yanındayızdır değil mi? Kötü olana karşı ahlaki anlamda bir karşı duruşun tamamiyle normal olduğunu düşünürüz. Hatta bununla da yetinmeyip fiziksel anlamda engellenmeleri için de elimizden geleni yaparız. Peki ama nedir kötü? Bunu belirleyen nedir? Yada kötü öncelikle kime göre kötüdür? Ahlaki olanın ne kadar ahlaki olduğu bir tarafa bu ahlakı kurumlaştıran kişi yada kurumların herhangi bir ahlaki yargıyı oluşturmakta ne kadar muktedir olduklarını kim belirlemektedir. Ve ahlak konusunda en tutucu olduğumuz konu olan cinsel ahlak acaba yüzyıl öncenin değerleriyle devam ediyor olsaydı şimdi gençlerimizin çoğunu öldürmemiz ve bunu namus için yaptığımızı söylememiz gerekmez miydi? Öyleyse yüzyıl önce yaşayanların ahlakını bugün kabullenmiyor isek bir yüzyıl sonra bizim ahlak anlayışımızın ne kadar da sıradan ve anlaşılmaz olduğunu düşünen bir toplumu beklememiz çok da anormal olmamalı değil mi? Öyleyse hangi toplumun ahlak anlayışı doğrudur? Bu durumda da kötü olan şimdi ne konumdadır. Görüldüğü gibi kötü ve iyi kavramları aslında tüm kavramlaştırmalarımızda olduğu gibi gerçeği dile getirmekten ziyade gerçeğin algısını anlatmaktadır. İşte Sade bu kitabında aynı çizgisini sürdürür ve bu soruların yanıtlarını kötü olarak kabullendiğimiz şeylerin çerçevesinden yanıtlar. Bir "iyi"nin çevresinde dolanan onlarca "kötü" zaten Sade'ın genel anlatım tarzıdır. Bu kitanında da aynısını bir yatak odasında yapar. Hem de layıkıyla. Eğer kötülüğün bir avukata ihtiyacı olsaydı en iyi avukat herhalde Sade olurdu. Hem kitabı okumanızı hem de "iyi" olarak kalmanızı umarım.
04.08.2005

Yalçın küçük bu ülkede bir çok aydının sorumluluğu olan ama yapmaktan kaçındıkları için aydın da olamayanlara iyi bir ders veriyor: Tez geliştirmek için gerekli argümanlarınız varsa bunu yapmaktan korkmayın, ancak o zaman aydın olmanın adına layık olursunuz. Bugün bu ülkede onu tanıyan insanların büyük çoğunluğu son zamanlarda gündeme getirdiği Sabetayizm tartışmalarından tanımaktalar. Oysa o, Türkiye'nin 40 yıllık aydınlanma mücadelesinin hep en önünde olan bir aydın. Sabetayizm konusu hep buz dağının görünen tarafı oldu. Aydın Üzerine Tezler'de geliştirilen tezler, esasında şimdinin tartışmalarına da zemin oluşturmaktadır. 1830'lardan 1908'lere gelen Aydınlanma Çabalarının okullarda gösterilenden ne kadar da farklı olduğu en iyi Yalçın Hoca'nın kaleminden anlaşılabiirdi. O yüzden Hocaya birikimini bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyorum.