Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
evrimkitapyurdu Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın henüz 23 yaşındayken yazdığını, ilk romanı olduğunu düşündükçe, büyüyüp devleşti kitap. Gözlem yeteneği, dili, tahlilleri muazzamdı. Yoksulluğu, yoksunluğu, fedakarlığı, sevgiyi, acımayı, utancı... nasıl böylesi anlatabilmiş çok etkileyici.173 yıl geçmiş ilk romanın üstünden, hala aynı heyecanla okunuyor. Kesinlikle öneririm.
İnsan doğasının derinliklerdeki karanlık yanları, ıssız bir adadaki çocuklar üzerinden anlatan bir roman.Başlarda sıkıcı bir çocuk romanı gibi başlayan kitap gittikçe alt metniyle okuyucusuna önemli sorular sordurtan alegorik bir esere dönüşüyor. Romanda Mercan Adası'na göndermeler yapıldığı için önce onu okursanız daha da anlamlı olacaktır. Sorgulatan kitaplar beni etkilediği için konu ve karakterler açısından çok sevdim. Ancak yine de kitabın biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. Çevirideki sıkıntılardan mı bilmiyorum ama yer yer anlam veremediğim kelimeler ve tutuk dialoglar vardı, dilini çok beğenmedim. Mina Urgan'ın sonsözü çok çok güzeldi. Beklentinizi arşa çıkartmadan okursanız bence seversiniz diyorum.
Julio Cortázar Seksek romanıyla bana hem saç baş yoldurtan, hem de hayran bırakan bir yazar olmuştu. Ötekinin Rüyası yazarın üç ciltlik öykü külliyatının ilk kitabı ve Seksek’ten sonra koşa koşa merakla aldığım canım kitabım. Birbirine karşı yerleştirilen iki aynanın yansımaları arasında dururken, sonsuzluğu hayranlık ve şaşkınlıkla izlermiş gibi okudum hikayeleri. Yazar zamanla, mekanla, uzayla, eşyayla dalga geçiyor adeta. “Fantastik” kavramını baştan sorgulatıyor. Hikayelerindeki fantastik öğeler, absurd yazmak için zorlama uydurulmuş şeyler gibi değil de, olağan hayatta rastlanan şeylermiş gibi okunuyor. Sözgelimi vücudu olmayan yürüyen bir el, bir vampir, bir yıldız temizleme şirketi...normal şeyler haline gelip; bir kazak, bir otobüs dehşet verici fantastik nesnelere dönüşebiliyor. Hikayelerin temaları o kadar farklı ki hayal gücüne hayran olmamak imkansız. Hemen hemen hiç bir hikayede sonu tahmin edemedim -ki zaten sonların bazıları muğlak ya sonsuz sonları var.
Anlatması zor Puslu Kıtalar Atlası’nı. Dünya, rüya, simya iç içe bu kitapta. Dili en başlarda biraz ağır gibi geliyor ama sonra sarıveriyor. Masalsı, sarmal bir kurguyu ustalıkla oluşturmuş yazar. Dünyanın sırlarını anlamaya çalışan kahramanları, geçmişe gidiş dönüşlerle, olaylar arasında bağlantılar yaptıkça tanıyoruz. Osmanlı Dönemi İstanbul’unda mistik bir yolculuk yapar gibi okudum. Düşünmek ve düşlemek için harika bir eser.
Psikolojik yönü ağır basan bir roman İntibah. Yeşilçam filmlerini andıran bir hikaye ve bilindik kahramanlar görüyoruz. İyiler saflık derecesinde iyi, kötülerse katıksız kötüler. Varlıklı bir ailede iyi bir eğitimle yetişmiş olan Ali Bey’in, Mehpeyker isimli ahlaksız olarak tanımlanan bir kadınla tanıştıktan sonra hayatındaki çöküşleri ve iç dünyasındaki karmaşaları okuyoruz. Yanlış anlamalar, entrikalar, pişmanlıklar ve türlü klişeler bolca yer alıyor romanda. Türk Edebiyatının ilk edebi romanı kabul edildiği için değerli bir eser İntibah. 1870’ lerin İstanbul’unu, o dönemin sosyal yaşamını ve toplumun düşünce yapısını anlamak açısından da okunmaya değer, akıcı bir eser. Bölümlerin başlarındaki Divan Edebiyatı beyitlerini ve kitabın önsözünü ayrıca sevdim. Okumayanlara öneririm