Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Musahhih Tarafından Yapılan Yorumlar

16.06.2006

Kitap bir destan anlatma iddiası ile kaleme alınmış. Trajedi görüşünü tamamen reddediyor. Sarıkamış da Çanakkale gibi bir varoluş destanıdır. Vatanı düşmana karşı müdafaa etmek tabiki trajik sonuçlar doğursa da bir trajedi değildir. Asıl trajik olan basiretsiz devlet erkanının gafletinden habersiz oluşudur. Sarıkamış üzerine yazılmış eserlerin sayıları son zamanlarda biraz artış gösterdiği kanaatindeyim. Bu roman da bunlardan biri. Roman tadında gerçek yaşanmış olaylar anlatılmaya çalışılmış. Fena bir roman değil. Ama Sarıkamış'ı anlamaya yetmiyor. Fakat yaşananan dramı anlatmaktaki gücü yadsınamaz. İnsan, ölüme gitmenin ne demek olduğunu Sarıkamış'ta görüyor. Bu sebeple Sarıkamış ile ilgili ne bulunsa okunmalıdır. Bu ölüme yürüyüş, kendini sorgusuz sualsiz devletin kollarına bırakma ve ona sonsuz itimat etme destanı hakkında bir kitap ancak bir demire düşmüş yağmur damlası gibidir. Düşmanı kovmaya ahdetmiş bir neferin ezeli düşman Ruslar'a bir kurşun atamadan dağlarda şehadet şerbetini içmesinin (içirilmesinin) öfkesini duyabiliyor insan satır aralarında. Bir kurşun dahi atamadan ve çok manidardır ki hiç panik yaşanmadan tarumar edilen ordunun hesabını tarihe gidip müsebbimlerinden soramamanın acısını da okuyucuya derinden hissettiriyor. Hesapsız hayalperestlerin elinde koca bir devletin nerelere doğru sürüklendiğini görünce insan nasıl da öfke dehlizlerine düşüyor? Bunu ben şahsen SArıkamış ile ilgili kitapları okuyunca fark ettim. İnsanı bu öfke yakıyor. Ve belki biz yandıkça bazı şeylerin farkına varacağız ve ancak böyle kıyama duracağız ve belki böyle diriliş neslinin bir ferdi olmaya kanatlanacağız. Belki sağ duyulu hükümdar ile ahmak hükümdar ayırımını Çanakkale - Sarıkamış ya da İkinci Abdülhamit Han-Enver,Talat,Cemal Beyler vasıtası ile göreceğiz. Sarıkamış'a dair Çanakkale'ye dair Yemen'e dair yazılacak ne varsa yazsınlar da biz okuyalım. Okudukça da pişelim. Piştikçe atiye kanatlanalım. Dost kim düşman kim onu iyi belleyelim.
16.06.2006

Bir oldu bitti ile I.Dünya Savaşına Almanya saflarında savaşmaya mecbur edilmiş bir milletin evlatlarını Almanya'nın çıkarları uğrunda nasıl kurban edildiğinin iki misali var. Çanakkale ve Sarıkamış. Avrupa'da sıkışmış olan müttefikimizin yükünü hafifletebilmek için açılan Cephelerde özellikle Çanakkle'de bir hamlede düşman püskürtülecekken ve söküp atılabilecekken karaya çıkmasına müsaade edilen ve böylelikle boğazı geçebileceği hissine kapılan düşmanın nasıl yığınak yaptığını ve belki de Avrupadaki cephelerden asker çekmek en azından oralara asker takviyesi yapmasına engel olunarak Almanya'nın çıkarlarına alet edildiğimiz ibretamiz bir destan Çanakkale. Bir milletin küllerinden nasıl doğduğunun en şeksiz şüphesiz misali Çanakkale. Seciyesi yüksek bir milletin nasıl olduğunu gösteren bir yer Çanakkale. Herşeyden önce ordu komutasını milleti harici bir kişiye teslim etme ahmaklığını göstermiş olan kişilerin ki bunların bir de Abdülhamit Han gibi bir diplaomasi dehasını uyduruk bir çapulcu darbesi ile başa geldiğini düşünürsek, hamakatin de yeri geldiğinde ihanetten bile daha dehşet bir şey olduğunu gördüğümüz (belki de hala göremiyoruz) bir destan Çanakkale. Çanakkale bir ruhtur bir milleti sarması gereken. Kendine gelişidir bir milletin. Kitap güzel ama kitabı güzel yapan ne müellifin başarısıdır, ne baskısı ne dizgisidir. Kitabı başarılı kılan insanı gözyaşlarına boğan kahramanların yüceliği ve inceliğidir. Şunu unutmayalım ki biz Çanakkale centilmenlerin savaşı değildir. Centilmen olan Osmanlı idi. Çünkü düşmanların bu savaşa dair övünerek anlatabilecekleri hiç bir şeyleri yoktur. Anlaşılan Abdülhamit Han'ı başımızdan alan kader bize İttihat ve Terakki iktidarını reva görmüş, 30 yılda bir arada tutulmaya çalışılan bir imparatorluk 9 yılda tarihin karanlık dehlizlerine elbirliği ile yuvarlanmıştır. Kader belki gelecekte bizim kurtuluşumuz olabilecek Çankkale'yi bize bahşederek Abdülhamit HAn'ın yitirilmesi dolayısıyla uğranılan felaketin acılarını hafifletmiştir. Allah (c.c) Devlet-i Ali'yi yönetmeye talip olanlara basiret ve akl-ı selim ihsan etsin. İhanet ile ahmaklığın birbirinden ne kadar ince bir çizgi ile ayrıldığını bilelim. Bence Enver-Talat-Cemal Beyler hala var ve bunlar hala hatada ısrar ettiklerinin farkında değiller. Çanakkale ile alakalı ne okunursa okunsun ziyanı dokunmaz. Yeterki bir şeyler okunsun. Çünkü her okumada insan yeni bir şeyler öğreniyor. İnsan Çanakkale'yi okudukça ait olduğu milletin ve dolayısıyla kendisinin neler yapabileceğini ve ne kadar yüksek karakterli bir millete mensup olduğunu keşfediyor. Çanakkale ile ilgili daha çok eser yayınlansın ve biz de hepsini okuyalım. Tarihimizi gavur yada gavur zihniyetli tarihçilerin bilinçli baltalamasından ancak böyle temizleyebiliriz.