Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

sevgi himmetoğlu Tarafından Yapılan Yorumlar

07.10.2025

Savaş Barkçin’in Kalbin Aklı adlı eseri, modern çağın “yalnız akla dayalı” düşünme biçimine karşı, kalbin rehberliğini yeniden hatırlatan bir düşünce yolculuğu. Yazar, insanın sadece rasyonel bir varlık olmadığını; duyguları, sezgileri ve inancı ile bir bütün olduğunu anlatıyor.
07.10.2025

İsmail Hakkı Aydın’ın dili hem akademik hem de mistik bir derinlik taşıyor. Okurken yer yer felsefe, yer yer fizik, yer yer tasavvufun izlerine rastlanıyor.
Kitap, “bilim insanın ruhunu unuttuğunda, bilgi eksik kalır” düşüncesinin güçlü bir savunusu.
Okura sadece bilgi değil, farkındalık kazandırıyor — düşünmeyi, sorgulamayı ve hissetmeyi birlikte öğretiyor.
07.10.2025

Nabi Avcı’nın Enformatik Cehalet adlı eseri, teknolojinin hızla geliştiği çağımızda insanların bilgiyle ilişkisini sorgulayan, derin ama sade bir düşünce kitabıdır. Yazar, bilgiye ulaşmanın her zamankinden kolay olduğu bu dönemde, insanların bilgili görünmesine rağmen aslında cahilleşmesini “enformatik cehalet” kavramıyla açıklar.
29.09.2025

Kitap boyunca Ökten, Batı medeniyetinin dayattığı modern yaşam biçimleriyle, bizim kendi değer dünyamız arasındaki gerilimi ele alıyor. Fakat bunu yaparken sadece eleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda “bizim kim olduğumuzu” yeniden hatırlamamız gerektiğini vurguluyor. Ona göre mesele, kolayı büsbütün reddetmek değil; fincanı unutmadan, yani kendi medeniyet kimliğimizi koruyarak yaşamak.

Üslubu sade ama derin. Okur, satır aralarında kendi hayatına dair sorgulamalar yapıyor: Ben hangi değerleri benimsiyorum? Ne kadar bilinçli tüketiyorum? Modernliğin hızına kapılıp köklerimden uzaklaşıyor muyum?

Özetle, Fincanımda Kola Var sadece bir kültür eleştirisi değil; aynı zamanda bir medeniyet muhasebesi. Gelenekle modernlik arasında sıkışıp kalan bireye, kendini yeniden konumlandırma çağrısı yapıyor.
29.09.2025

Rasim Özdenören’in bu eseri, aslında bir “düşünce çağrısı.” Kitap, salt teorik bir felsefe kitabı değil; Müslüman bireyin modern dünyada zihinsel bağımsızlığını nasıl koruyabileceğini tartışan denemelerden oluşuyor.

Özdenören’in en güçlü yanı, kavramları günlük hayatın içinden çekip alması. “Müslümanca düşünmek” derken kastettiği şey, dar anlamda dini bir bakış açısı değil; daha çok hayatı, insanı ve toplumu İslam’ın temel değerleriyle yorumlama çabası. Burada okura sürekli şu hatırlatmayı yapıyor: Kendi kültürümüzden, kendi değerlerimizden yola çıkmadan özgün bir düşünce üretmemiz mümkün değil.

Kitapta modernleşme, taklitçilik, yabancılaşma ve kimlik sorunları gibi konular güçlü bir şekilde eleştiriliyor. Özdenören, Batı düşüncesini bütünüyle reddetmeden, ama onu sorgulamadan kopyalamanın bizi köksüzleştireceğini vurguluyor. Bu tavır, kitabı hem eleştirel hem de yapıcı bir metin haline getiriyor.