Toplam yorum: 3.285.020
Bu ayki yorum: 6.526
E-Dergi
zecetveli Tarafından Yapılan Yorumlar
Abdülhamit tarafından hem bakıp hem de olayları objektif şekilde almasını sevdim kitabın ve ayrıca yazım dili sadeliği sanki tarihi bir şey değil de roman okuyorsunuz hissini veriyordu.
Diktatörlükle yönetilen her ülkede diktatör olan kişi elindeki gücü daha demokratik tarafa çekmek için kullanmaz aksine baskısını artırır.Kendi operayla,sanatla ilgilenir,Avrupa'yı beğenir,sanata meraklıdır ama bu imkanları kendine saklar.
Abdülhamit de her ne kadar dolu bir insan olsa da kendisi 33 senelik bir istibdat döneminde halkını çok zor durumda bırakmıştır.
İnanılmaz güzel distopik bir kitaptı hem keyif alarak hem de ilerisine yönelik olasılığı yüksek düşüncesiyle okudum.
Kitap içerisinde hayvanlara virüs kaptığı söylenip hayvanlar imha ediliyor,sonrasında insanların protein eksikliği konusu gündeme gelerek insan yeme durumu oluşmaya başlıyor.Bu durum o kadar yaygınlaşıyor ki yamyamlık durumu bahane edilerek insan kesim yerleri,insan çiftlikleri açılıyor orada insanlar kesilip kasaplara gönderiliyor vs.Olay o kadar normal bir hale geliyor ki insanlar ve çocuklar 'Senin etinin tadı nasıl acaba' diye konuşabiliyor bile.
Kitabın baş karakteri Marcus bu kesimhanelerin başındaki kişinin sağ kolu olayları onun anlatımıyla okuyoruz,ona hediye bir dişi hediye ediliyor bundan sonra onun için gidişat daha farklı
gidiyor.
Marcus kitabın sonunda kendi işine geldiği gibi davranıyor aslında sadece kendisini bu durumu normal karşılamıyormuş gibi betimleme çabaları boşuna gidiyor.
Kızlarla ilgili temel algılardan bahsediyor, mesela bir kızın beyzbol oynaması, saçlarını kısa kestirmesi, kilolu veya çok zayıf olması gibi durumlarda bir çemberin dışında ister istemez kalınıyor. Aile olarak buna sebep olmayıp destek olunması gerektiğinden bahsediyor kitap.
Genel amaç olarak doğru ancak akran zorbalığının bu kadar fazla olduğu bir dönemde sadece ailenin destek olmasının tek başına yeterli olmayacağı görüşünü taşıyorum. Nitekim bir anne olarak çocuğumun her konuda yanındayım aldığı kararları ve isteklerini de önemsiyorum ama bu demek değil ki her şey harika gidecek.
Kilo olayında özellikle kadınlarda bir genel kanaat var, herkesi standartlaştırma çabası bulunuyor bunlara da değinmiş.
Baştan sona kadar seyir zevki veren bir kitaptı,katilin kim olduğunu bilmeyip sürekli şu mu bu mu diye beyin fırtınası yaptırıyor size.
Nora bir cerrah ama onu bir cerrahtan farklı kılan şey babasının bir seri katil olup hapishanede yatması.Bazıları babasının şeklinde cinayetler işlemeye başlayınca gözler ona çevrilir ve hikaye böylece başlar.
Cengiz Aytmatov kitaplarında hep bir bozkır insanı,bir köy yaşantısı vardır.Bu kitapta da Gülsarı adındaki rahvan atın ve Tanabay isimli bakıcısının yaşadıkları hayat anlatılıyor.Savaştan sonraki zamanda komunist halkın kooperatif mücadelesini,kooperatif başkanlarının ezilenleri görmeme durumunu,hep halktan fazla şeyler istendiğini okuyoruz.Tanabay da kendisinden beklenenleri yapmak,partiye layık olmak,halkın geleceği için çaba göstermek istiyor ama ne yazık ki bana göre değeri anlaşılmayan bir hayat geçiriyor.