Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kayıp Rıhtım Tarafından Yapılan Yorumlar

10.11.2017

Tanıtımda kullanılan ifadeyle “Stephen King’in şimdiye dek yazdığı en dehşet verici sonla” noktalanmıyor Diriliş. Ürkütücü bir son, doğru; okurken etkileniyorsunuz ama bu etki kitabın genelini saran güzel hikâyeye ve gerilim duygusuna hiç yakışmıyor. Son 30 sayfaya geldiğimde okur tarafım kandırıldığını hissetmeye başladı, hayal kırıklığına uğradım, bu kadar güzel bir kitap böyle bitmemeliydi dedim. Hatta olayların zirveye ulaştığı 10 sayfalık kısma kadar ümidimi korudum. Mantıklı bir sonla çarpılacağım duygusuyla bekledim ama olmadı. Artçı Etkiler adlı son bölümde hikâye eski haline döndü ama ondan önce okuduklarımın şokunu dakikalarca yaşadım.
10.11.2017

Bana, ömrümce zihnimde kazılı kalacak bir sahne bağışlayan tuhaf kitap.

Tuhaf çocuklar, anneler, babalar, tuhaf arkadaşlar, tuhaf nesneler, evler, yaşamlar, ölümler. Her şey tuhaf bu kitapta.

Lakin okuyup bitirince anlıyorsunuz bunu. Çünkü yazarın gözünüzün önüne getirdiği şeylerin baskın gücü o dünyayı doğallaştırmanızı sağlıyor.

Gerçek anlamıyla soluk soluğa okudum.

Bir alıntı:

"Kim olduğumu ve sınırlarımı biliyorum. Ufkumu daraltmak için iyi nedenlerim var; korku -tamam kabul ediyorum- bir de ben onu değiştirmeye fırsat bulamadan, çok küçük bir yaşta bana çok zalimce davranan bu dünyada güvenceye duyduğum ihtiyaç."
06.11.2017

Güzel oyunlar içeriyor. Yaş aralığı olarak 4-6 yaş için çok şaşırtıcı olabilir. En önemli kısmı ise çocuğun babası ile bağ kurması.
06.11.2017

Her ne kadar acıklı bir öyküsü olsa da benim için bu kitabın önemi yazarın okuyucuyu kandırmasındadır. Biyografik öğelerle bezeyip bizim kitabın gerçekliğini hayatın gerçekliğine sızdırmamızı ister yazar ve bu isteğimizi hem bağrına basıp hem de bununla dalgasını geçer. Zaman zaman göz kırpar Hasan Ali Toptaş, aman ha, bu okuduklarınız gerçek değil!
04.11.2017

İnsanın yüreğine işleyen bir dostluk hikayesi. Her bir karakter etkileyici. Zaman zaman çok komik, çoğunlukla acıklı. Barış Bıçakçı'nın bir öyküsünde şöyle bir cümle geçiyordu: “Bir kitap yazmak istediğimi söylemiştim. 'İçinde öyle bir cümle olsun istiyorum ki, kitabı okuyan biri o cümleye geldiğinde kitabı birden kapatıp sımsıkı göğsüne bastırsın.'
İşte Kara Kutu böyle bir kitap.