Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Bülent Güler Tarafından Yapılan Yorumlar

22.11.2005

İhanet Noktası, benim okuduğum ilk Dan Brown eseri. Yaklaşan Başkanlık seçimleri, Nasa ve bu çevrede gelişen politik çekişmeler ekseninde insanlık tarihini değiştireceği söylenen sözde bir keşfi anlatan, boş zamanınızı değerlendirmek için ideal sayılabilecek bir kitap. Ancak belki de beklentilerimin büyüklüğünden olsa gerek, tam anlamıyla beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Bence, okuyanların kısa bir süre sonra unutacağı, okumayanların ise hiç bir şey kaybetmeyeceği bir roman
15.11.2005

Yayınlandıktan sonra bir çok yetkili ve gazeteci tarafından torun Yakup Cemil'in uydurma bir karakter olduğu deşifre edilmiş olduğundan heyecanlı bir macera romanı olarak okunması kaydıyla güzel bir kitap. Ancak özellikle Asala operasyonlarına değinmesi ( ki bu konuda anlatılanlar da ne derece doğru bilemiyorum, çünkü bu mevzu ile ilgili çeşitli söylentiler var. Mesela Agop Agopyan olayı; Aydoğan Vatandaş'ın 'Asala Operasyonları Aslında Ne Oldu' kitabında kendisinin halen yaşamakta olduğunu ve Asala'nın da özellikle Orly katliamından sonra, kendisini destekleyen başta Fransa olmak üzere, diğer devletlerce yardımlarının kesilmesi suretiyle faaliyetlerine son verildiği söyleniyor.) ve Teşkilati Mahsusanın silahşörü Yakup Cemil'i tanıtıyor olması açısından ilgi duyanların hoşlanabileceğini düşünüyorum.
MFÖ grubundan Mazhar Alanson'un Avrupada bir başkentte akşam yemeği sırasında bizim ekibe, kadeh tokuşturmalarından yola çıkarak, 'Siz Türkmüsünüz?' diye sormasından sonra, bu kitap sayesinde herkesin kadeh tutma stilini gözden geçirmeye başladığımı da itiraf etmeliyim :))
11.11.2005

Aşağıdaki yorumların tümüne katılıyorum.Bu kitabı okuyup böyle bir kişliği tanımaktan büyük zevk aldığımı da belirtmek isterim.Çevirmenin dediği gibi, kitabın yazarının bir Alman değil de onlarla savaşan bir ülke (bir İngiliz) vatandaşı olması, kitaba ayrı bir güzellik katmış.Savaştan sonra Nurenberg mahkemelerinde yargılanması aşamasında bazı müttefik subayların Otto Skorzeny'nin beraatı için harcadıkları çabalara da saygı duymamak elde değil.Meraklılarına tavsiye ederim.
09.11.2005

''Bu kitap Türkiye'nin yakın tarihinin gizli ve karanlık koridorlarında dolaşmak isteyenler için bir el feneridir.'' buyurmuş sayın yazar. Evet, bir bakıma doğru; zira röportajlar kısmına kadar kitabın ilk bölümleri okuyucuyu bilgilendirip farklı bakış açılımları sağlıyor. Kitabın tanıtımı için yukarıda yazılan soruların cevabı zaten hep ilk bölümde, dolayısıyla buraya kadar kitabı çekici ve cazip buluyorsunuz. Ancak yazarın bahsettiği ''el fenerinin'' pili! kitabın ilk yarısından sonra bitmiş bence. Ekler kısmında özellikle ermeni gençlik komitesinin ( yada benzer isimli bir şey ) doktirinlerine yaklaşık 100-120 sayfa yer verilmiş. Katledilen masum dişişleri mensuplarımızın katillerini vatansever olarak adlandıran, bu hunhar cinayetleri ise meşru gösteren zihniyete 1-2 dakikadan fazla dayanabilmek mümkün değil. Yazarın, bu raporlara kitabında yer vermekle, eserinin sayfalarını kabartmaktan başka neyi amaçladığını anlayamadım. Eğer ki; kamuoyu bu bakış açısını da öğrensin diye bu raporlara kitabında yer vermişse, benim o saçmalıklardan öğrenebilecek herhangi bir şey olduğunu düşünemiyorum. Açıkçası bu zırvaları okumak için bir kitaba para vermek herhalde en son düşünebileceğim bir şeydi. Genel olarak kitaptan beklediğimi tam anlamıyla bulamadım.
Ayrıca Aydoğan Vatandaş'a bir eleştirim daha olacak.Ethem Mahçupyan ve Hrant Dirnk ile yapılan söyleşilerde çanak soruların varlığını sezinledim. İkiside 1915 olaylarının soykırım olduğunu söylüyorlar ya da direkt adlandırmasalar da ima ediyorlar. Ancak yazar, kendilerine nedense tehcirin yapılmasını zorunlu kılan, Türk tarafının tezlerini hatırlatıp bu konularda neler düşündüklerini ve bunun yanında, yakın geçmişteki Asala terörü hakkındaki görüşlerini sormamış veya soramamış. Oysaki bunu yapabilse daha olumlu bir iş yapmış olurdu bence kendileri.
08.11.2005

Kitabın çok anlamlı bir altbaşlığı var...' Güneş Doğsun İsteriz'... Bence düşmanıyla yüzleşmek için can atan bir askerin cesaretini, kararlılığını ve sabırsızlığını anlatan muhteşem bir ifade. Üstelik kitabın kapağı da çok şık; arka fonda dalgalanan Türk bayrağı ve bir Türk komandosunun silueti.
1,5 sene önce ilk çıktığında alıp okuduğum bir kitaptı ama şunu söylemeliyim ki; kesinlikle unutulacak bir kitap değil. Yanlış hatırlamıyorsam, 1990'lı yılların başlarında, terörün yoğun olduğu zamanlarda, henüz yeni mezun bir subayken Bolu Dağ Komondo Tugayı'ndan, yeni görev yeri olan Güneydoğudaki birliğine gelirken, yolculuk aşamasında yaşadıkları ve hissettikleriyle başlayıp, yaralanana ve nekahat döneminden sonra Özel Kuvvetler Komutanlığına atanana kadar olan süre zarfında, kendisinin ve komutanlığını yaptığı timin başından geçenleri anlatan mükemmel bir kitaptı. Henüz yirmili yaşların ortasında, kendi ve emrindeki askerlerin hayatlarının ağır sorumluluğun bilincinde bir kahraman askerin kaleminden; Güneydoğunun sarp coğrafyası ve sert ikliminde tüm yokluk ve olumsuzluklara rağmen yapılan intikaller, nöbet ve pusular, çatışmalar, verilen şehitler, alınan leşler;.... ve en sonunda 3 kurşunla yaralandığı son çatışması ve tim komutan yardımcısı asteğmenin şehadeti.. vs... Komutanın çatışma anını anlatışı ve o anda yaşadıkları bir film şeridi gibi hala geçiyor gözümün önünden, anlatımı o kadar etkili ki, kurşunları aynı zamanda okuyucu olarak kendiniz de yemiş gibi hissediyorsunuz. Şehitleri hakkında tim komutanının çaresizliği ve hissetikleri yüreğinizi dağlıyor, göz yaşlarınıza hakim olamıyorsunuz....
Netice itibarıyla son derece akıcı ve düzgün bir uslupla yazılmış, konuya duyarlı her Türk vatandaşının mutlaka okuması gereken bir kitap. Eline, yüreğine ve kalemine sağlık Abdullah Ağar. Ve sen; iyiki varsın Mehmetçik...