Ahmet Örs’ün ilk kitabı olan Yüzümüzü Ağartan’da “başkaldırı, isyan” temaları pek çok öyküde kendisini hemen belli ediyor. Edebiyatı,“Yoksul çocukların, çaresiz babalarıyla aynı karede buluştukları trajik fotoğraflar”ı , “Kuyulara doldurulup her gün biraz daha uzayıp gitmiş kayıp listesine eklenenlerin sessiz çığlıkları”(Fotoğrafa Dönüşen Edebiyat) olarak gören Örs, öykülerinde haksız zulümlerin, savaşların, katliamların, yoksulluğun ve hayatın acı gerçeklerinin karşısında ezilen insanlara yer vermiştir. Kızıl Kanlara Boyandı Derimiz, Kalkacağım Düştüğüm Yerden, Mülteci Yüreğim Direnişi Seçen’de savaş mağduru çocuklar; Bir Kurşun Bile Çok Gelir Bize, Çocuk, Kerbela Çölünün Suyu Hüseyin’de ekonomik sıkıntıların, yoksulluğun mağduru çocuklar; Çöker Hüznü Acıların Yüreğime de ise kaçak yollardan yurtdışına, rızkını idame ettirmek için eşinden, çocuklarından ve doğup büyüdüğü diyarlardan ayrılmanın sıkıntısını yaşayan Şehmus’tur, Örs’ün kahramanları.
Öykülerin genelini düşündüğümüzde çocuk ve kadın karakterlerin çokluğu dikkatimizi çekiyor. Belki de hem yaşadığımız toplumda hem de dünyada her iki kesimin daha çok mağdur olması yazarı böyle bir tercihe yöneltmiştir. Sade dili ve akıcı üslubu olan metinler oldukça kolay okunuyor. Örs’ün öykülerini kaleme alırken zorlamaya prim vermediğini görüyoruz. Öyküleri uzatma endişesi yaşamamış, bittiğine inandığı noktada çekmiştir kalemini kağıttan.