Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
aziz_bilge Tarafından Yapılan Yorumlar
Keyfekader Kahvesi
Yumuşak Ge, Hece Öykü, Aşkar gibi dergilerde öykülerini ve denemelerini yayımlayan Ertuğrul’un Keyfekader Kahve kitabı Okur Kitaplığı’ndan çıktı. Yüz otuz bir sayfalık kitapta on altı öykü var. Keyfekader Kahvesi’ni okurken dikkatimi çeken ilk şey yazarın farklı denemeler başvurduğu ve okurken daha dikkatli okunması gerektiği oldu. Başlangıçtaki kimi metinleri belki de bu sebepten tam olarak yakalayamadım eğer bir boşluk ve zaaf yoksa.
Ertuğrul kimi öykülerinde gerçeklikten olabildiğine faydalanırken kimilerinde fantastik öğelere başvurmuştur. Kitaba da ismini veren Keyfekader Kahvesi ilginç, etkileyici oluşunun yanında fantastik oluşuyla da dikkati çekiyor. Karanlık Derenin Laneti, Açlık, Sır yine benzer özellikleri barındıran metinlerden.
Kum Şeytanları
Esra E. Karaosmanoğlu’nun ilk öykü kitabı olan Kum Şeytanları, Hayata Yetişmek gibi Yitik Ülke Yayınları tarafından okura sunulmuştur. Doksan dört sayfa olan eserde on sekiz öykü yer alır. Kitabın eylül, ekim ve kasım şeklinde ara başlıklar öykülerin hangi aylar içerisinde yazıldığını ifade ediyor olmalı. Ağırlıklı olarak kısa olan metinler bir solukta okunup bitmektedir. Bireysel konuların daha çok işlendiği kitapta birkaç tane sosyal içerikli metin de mevcuttur. Kum Şeytanları’nda dikkatimi çeken özelliklerin başında kimi öykülerde gerilim unsurundan başarılı bir şeklide faydalanılmış olmasıdır. Ateşe Uyanmak, Öteki, Gerçek ve Virüs isimli öyküleri örnektir. Karaosmanoğlu’nun öykülerinde tespit edebildiğim diğer bir özellik kimi öykülerin sonlarının nasıl biteceğini tahmin edemeyişimizdir. Satılık, Elif ve Aslı gibi öyküler okuyucuyu şaşırtması ve öykünün beklediğimiz gibi bitmemesinden dolayı farklı duruyorlar Kum Şeytanları’nda. Kum Şeytanları’nda dikkatimi başka özelliklerde mevcut. Yazarın bazı öykülerini ortaya koyarken klasik anlatım tarzının dışında yeni şeyler denemiş olmasıdır. Sanrıların Ardında, Virüs iki örnektir. Tarz dışında son bir özellikse diliyle ilgili olacak. Kum Şeytanları’nda kimi metinlerin şiirsel bir dille yazılmış olmasıdır.
Hayata Yetişmek
Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan Hayata Yetişmek, Aslı Solakoğlu’nun ilk öykü kitabı. Yüz otuz beş sayfalık kitapta yirmi öykü var toplamda. Solakoğlu öykülerinde göze çarpan ilk özellik öykülerinin ağırlıklı olarak sosyal içerikli olmasıdır. Babası göçük altında kalmış olan iki kardeşin öyküsü olan Bir Taşın İçinde Ters Döndü Karadeniz, bankada çaycılık yapan ve eşi hasta olan Nazife’nin öyküsü Çay Alır Mısınız, tersanede oğlunun üzerine pano düşüp ölen bir annenin öyküsü olan Memek Yanı’m, göçmen bir kadının yaşadığı sıkıntıları, terk edilişini, tutunma çabasını konu edinen öykü İnsanın İnsana, sonu trajediyle biten ve tam bir yoksulluk öyküsü olan Çocuk Ağladı, Dünya Küçüldü, bir şehit annesinin yalnızlığını ve acısını dile getiren Kuş Dili öyküsü sosyal içerikli olan öykülerden bazıları. Sosyal içerikli öykülerin bazılarının “Maden İşçilerine, Göçerlere, Tekel İşçilerine, Tersane İşçilerine” şeklinde ithaf edildiği görülür.
Peruk Gibi Hüzünlü
Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler’den (2009)sonra Yalçın Tosun’un ikinci öykü kitabı Peruk Gibi Hüzünlü. Dört bölümden oluşan kitapta on altı öykü var. Kitap ismini Yalçın Tosun’un Mabel Matiz tarafından bestelenen Peruk Gibi Hüzünlü şiirinden alıyor. Yer yer farklı anlatım biçimlerinin denendiği eserde hayatın içinde sıkça rastlamayan ya da bizim dikkatimi çekmeyen haller ve kişiler Yalçın Tosun’un öykü dünyasında karşımıza çıkıyor. İnce bir duyarlılık ve dikkatli bir göz tarafından gözlenen yaşamı öykünün kurmaca dünyasıyla okuruz. Özellikle çocukların, kadınların, hâkim cinsiyet rollerinin dışında olanların, akıl hastalarının ve yaşlıların öyküsüdür Peruk Gibi Hüzünlü.
Peruk Gibi Hüzünlü’de küçük mutluluklar, daha çok kırgınlıklar, kızgınlıklar, hüzünler, şaşkınlıklar, kıskançlıklar gibi duygular farklı ve güzel öykülerle ete kemiğe bürünür. Altın Günü, Üç Adamlı Zaman, Bazı Köfteler ve Madam Marini’nin Tamamlanmış Bir Resmi gibi bazı öyküler diğerlerine nazaran daha çarpıcı olan öyküler.
Lataros Değirmeni’nde Üç Dakika
Daha önce herhangi bir eserini okumadığım Hasan Özkılıç’ın Lataros Değirmeni’nde Üç Dakika isimli eseri 2011 yılında çıkan öykü kitapları içerisinde en çok beğendiğim üç beş kitaptan biri oldu. Can’dan çıkan yüz otuz dört sayfalık kitapta birbirinden etkileyici dokuz öykü var. Özkılıç’ın öyküleri etkileyici ve içten yazılmış. Öyküler okuyucuyu daha ilk satırlardan itibaren kendi evrenine çekiyor. Farklı bir coğrafyanın insanları, kültürü, günlük yaşamı, çatışmaları ve aşklarını okuduğumuz Lataros Değirmeni’nde Üç Dakika’da yöresel söyleyişlere yer verilmiş satır aralarında. Kars-Iğdır yöresinin masal ve halk hikâyelerinin de beslediği öykülerde dil olabildiğince sade, yalın ve akıcı.
Çoğu birinci ağızdan verilen öykülerde babası bir güzelin/uğraşın peşinden giden çocukların derinden duydukları özlemleri, temiz dünyaları ve hayalleri verilmiştir Saba Gülistan’a Gelmez mi, Dünyanın En Güzel Gözleri, Hayalci ve Nehrin Kıyısında öykülerinde. Lataros Değirmeninde Üç Dakika ve Yürek Kaşıntısı kitaptaki diğerlerine nazaran uzun olan öykülerdir ve aşk teması işlenmiştir. Kimi öykülerde yer yer siyasal gönderme olduğu da dikkatlerden kaçmıyor. Ancak bunlar daha çok halin gözlenmesi ve resmedilmesi şeklinde olup slogana dönüşmemiştir.