Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
aziz_bilge Tarafından Yapılan Yorumlar
Bazuka
Murat Uyurkulak’ın Metis’ten çıkan Bazuka’da dokuz öykü mevcut. Bazukanın anlamı için sözlüğe baktım. İkinci Dünya Savaşı sırasında icat edilen boru biçiminde tanksavar silahı olarak açıklamış Mehmet Doğan. Kitabın ismi Aşk, Yalnızlık ve Bazuka isimli öyküden gelmektedir. Argo ve küfre rahatlıkla başvurulan eserin alt başlığı ise “Aşk, yalnızlık ve şiddete dair hikâyeler”dir. Açıkçası böyle bir alt başlığa neden gerek duyulmuş merak ettim doğrusu. Bazuka’da ilginç öyküler var. İlginçlikleri hem konusundan hem de alışılmış dışında kurgusunun olmasından ileri gelmektedir. Bundan dolayı da kimi metinleri dikkatli okumak gerekir.
Bazuka’daki metinlerin tamamı için çok başarılı öyküler dememiz mümkün değil. Kuş Yuvası isimli öykü bunlardan biridir. Uyurkulak’ın muhtemelen bilinçli bir şekilde yaptığı okuyucuyu rahatsız edecek ve metne bir değer katmayacak göndermeleri var kimi öykülerde. Kuş Yuvası’nda geçen “Türkiye’de insanların çoğu camiye gider, ama daha da çoğu ekmekle doyar.” cümlesi bunlardan biri.
Hayat Güzeldir
Hayat Güzeldir’le Mustafa Kutlu yaklaşık on bir yıl aradan sonra alışılmış tavrının dışına çıkarak bir kez daha şaşırttı okuyucularını. Uzun Hikâye kitabıyla başlayan ve geçen yıl yayımladığı Zafer Yahût Hiç’le uzun hikâyeleri on birinci kitaba ulaşmıştı. Bu kez usta hikâyeci yirmi bir kısa hikâye ile selamladı okuyucularını. Kutlu’nun özellikle uzun hikâyelerinde tanık olduğumuz yalın, akıcı anlatımı Hayat Güzeldir’de de devam etmiştir. Bir büyük hikâyenin parçaları olarak okunabilecek yirmi bir hikâyede iyi insanlarla yeniden tanış oluruz. Hayatın her türlü olumsuzluğu içerisinden süzülüp çıkarılan bu hikâyeleri okurken huzur duydum.
Metis’ten çıkan Kibrit Çöpleri, Mungan’ın diğer öykü kitaplarından farklıdır. Alt başlık olarak takribi ve vasati kıpkısa öyküler ifadesi kullanılmıştır.Alışılmışın dışında olduğu için birer öykü tadı vermiyor doğrusu. Anlık duygulanma, dikkat ve gözlemlere dayanan kısa, hoş metinler bunlar daha çok. Murathan Mungan’ın Kibrit Çöpleri’ni okurken beni en çok metne bağlayan yönü dili oldu. Zaten kısa olan bu metinleri dilinin de etkileyiciliğiyle bir çırpıda okuyuverdim. Kısa ama etkili. Kısa bir değini, bir tespit, hayattan bir kesit/an sunan metinler okuyanın yüreğine dokunuyor, bazen de tebessüm ettiriyor okuyucuya.
Seksen kısa metnin yer aldığı Kibrit Çöpleri’nin sonunda meraklısı için hazırlanmış, kitapta yer alan öykülerin yazıldığı tarihleri gösteren bir liste vardır.
Düşkaçıran
Cemil Kavukçu’nun Düşkaçıran’ı, Kaçan, Kovalayan ve Yakalanan isimli üç başlıktan ve on bir öyküden oluşuyor. Kaçan isimli ilk bölümde altı öykü var. Bu öykülerde şehir insanının gündelik hayatından kimi olayların karşımıza iyi öyküler olarak çıktığını görürüz. Yine bu bölümdeki öyküleri iç içe geçmiş öyküler şeklinde okumak mümkün. Olaylar birbirinden tamamen bağımsız olmasına rağmen bir öykünün esas olmayan karakteri diğer öyküde daha aktif olarak karşımıza çıkar. Her bir öyküde karakterlerin bir şeyden, bir durumdan kaçma/kurtulma telaşında olduklarını görürüz.
Kovalayan başlıklı bölümdeyse dört öykü mevcut. Bu öyküler ilginç, gerçeklikle fantastik arasında duran akıcı metinler. Farklı coğrafyalardan enteresan olaylara, kişilere, durumlara yer vermiştir yazar. Özellikle Madenci öyküsü bu nitelikleri üzerinde barındıran hoş bir öyküdür. Kovalayan bölümündeki öykülerde ise insanın doğaya hâkim olma, onu kovalayan konumunda bulunması farklı öykülerle ve farklı örneklerle verilmiştir. Son bölüm yakalananda ise bir öykü vardır. Boynuz Bıyıklı Baba’da bir çocuğun bakışından mahkumiyetin öyküsü yazılmıştır. Babası ayyaş ve despot olan Salih’in gözünde babanın aile, güvercinler üzerindeki keyfi hâkimiyetinin öyküsü çarpıcı bir şekilde verilmiştir.
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi
Bu yıl çıkan öykü kitaplarından biri "Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi". Güray Süngü'nün Deli Gömleği isimli birinci öykü eserini okumamıştım. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki "Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi" bu yılının en iyi öykü kitaplarından birisi.
Kendine has bir dili ve anlatımı var Güray Süngü'nün. Çoğu kez kısa cümlelerin tercih edildiği öykülerde dil son derece akıcı.
Kitapta "Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi" ismini taşıyan bir öykü yok. Sanırım birinci kitabını işaretle bu isim verilmiş.
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi'nde Süngü ne anlatıyor sorusuna bir yerden baktığımızda birşey anlatmıyor gibi görünebilir. Yani o metinlerde ideoloji arayanlar, sosyal ya da siyasal mesaj arayanlar birşey bulamayacak. Fakat modern insanın değişik hallerini bulabilir.
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi son öyküsü diğerlerinden farklı bir yerde durmakta tema olarak. Güncel ve can yakan bir konuya el attığnı görürüz bu son öyküde.