Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

kanonsuz okur Tarafından Yapılan Yorumlar

31.03.2025

Yazar kitabında, Yunus Emre’yi kendi dünya bakışına göre yorumluyor. Yunus Emre hakkında doğduğu yer, ümmîliği gibi konulardaki klasik söylemleri güncel araştırmalar ile çürütüyor. Moğol baskısı, vergiler, isyanlar ve dağılan birlik gibi dönemin arka planından hareketle Yunus Emre’yi oluşturan şartlar anlatılıyor.
31.03.2025

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış, ordusu dağılmış bir ülkede asker olmak üzerinden ölümün sıradanlaşması, taklitçiliğimiz, gözlerimi kaparım vazifemi yaparım zihniyeti eleştiriliyor. Yazara göre ittihatçıların yanlışı, yeni düzenin kadroları hazır değilken anayasayı geri getirip hürriyet lafzının peşinden gitmek. Abdülhamit’in indirilmesini yanlış bulan, hürriyeti halkın değil memur takımının istediğini söyleyen kurgu ile o dönemi eleştirel bir gözden incelemek, farklı bir pencere açıyor.
31.03.2025

Erdeme adanmış ve şöhrete tutkulu bir kahraman üzerinden, yaşamın geçiciliğinin öyküsü. Lirik bir anlatım, oldukça etkileyici; geçen yüzyıllara rağmen duyguların ve düşüncelerin değişmemiş olması ise trajik.
31.03.2025

Kitabın temeli, suç düşünce aşamasında da eyleme dökülmeden suç mudur? Böyle bir düzen kurulursa ne olur? Duygulardan yoksun oluşu ile Cesur Yeni Dünya’yı, her şeyin izleniyor olması ile 1984’ü andırıyor. Jurnalciliğe özendiren bir sistem, polis devleti kurmaya çalışan bir düzen, tebaasını itaate zorlarken kendisi kanunu delik deşik eden politikacılar, sözde düşmanlarla insanları birlik adı altında tutmaya çalışan siyasetçiler ile çok tanıdık bir ülke yaratılıyor.

Kitabın sonuna doğru, ana karakter gerçek düşüncelerini de anlatınca görüyoruz ki sınırlar anlamsız. Bir amaç uğruna kendimizi feda ederken aslında koca bir hiçliğin içindeyiz. Ve en sondaki sansür notuyla da hiçbir insanın, hiçbir devletin çok da farklı olmadığını anlıyoruz. Ama umutsuzluğa kapılmadan; çünkü “Olduğum kişinin bir geleceği var.”
31.03.2025

İnsanın gerçeğini çöplüklerde arayan yazar, samimi ve isyankâr bir dil kullanarak sokağın sesini edebiyata katıyor. Kahramanların icat edildiği ve tecilli ölüm mahkûmu olan askerlerin savaştığı uluslararası mezbahada gördüğümüz, gerçek insan doğası oluyor. Bunun yanında Afrika’daki sömürgecilik, kauçuk ticareti, insan kaçakçılığı, SSCB’nin çökmesi gibi tarihsel olaylar ile Fordizm gibi kavramlar da kitapta yerini bulurken savaş çığırtkanları, bilim dünyasının kokuşmuşluğu eleştiriden nasibini alıyor. Yazarın her bir sözcüğü ayrı ayrı canımızı acıtırken, bize kalan, yaşama dayanabilmek için şiirimizi korumak oluyor.