Toplam yorum: 3.284.584
Bu ayki yorum: 6.090

E-Dergi

kanonsuz okur Tarafından Yapılan Yorumlar

31.03.2025

Bilinç akışı tekniğiyle, koca yüklü bir adamın (ya da kadın, hala çözemedim) kafasındakileri yaşıyoruz. Çok yalnız. İnsanlardan nefret ediyor. Kalabalıktan iğreniyor. Yaşamaktan midesi bulanıyor. Tutunamama, iğretilik, olamama hali bu.

Okurken üzerimize koca bir karamsarlık bulutu çöktüren metinde çok boşluk var. Anlaşılması o kadar zor, ama bir yandan da o kadar büyüleyici ki. Tekrar tekrar okunulması gerekenlerden.
31.03.2025

İhtiyar bir adamın -kitabı yalnızca arka kapağıyla değerlendirdiğimde bu kadar güçlü kalabilecek bir insanın kadın olduğunu hayal etmiştim- hayata dair umudunu anlatıyor, her şeye rağmen. Bir ömür geçirmiş olmasına, belki de çok kısa bir süre sonra ölecek olmasına rağmen yaşamın kendisine dair soruları bitmiyor. İnsan hep merak ederek yaşıyor.
31.03.2025

Metindeki ana karakter tam da gençlik ile yaşlılık arasındaki arafta her iki uca da eşit derecede uzak olduğundan, ne yapacağını bilemiyor. Geçmişin ise bu kadar belirsiz olması, anılarımızı her seferinde tekrar yazdığımıza işaret ediyor olabilir.
31.03.2025

Düzülke’de her şey sabit. Bu sabitlik, önce sınıf ayrımında başlıyor. Nadiren de olsa alt sınıflardan üst sınıflara geçecek birileri doğduğu için, çoğunluk olan alttakilerin isyan etmesi engelleniyor. Sınıf ayrımının koşulsuz kabullenildiği bu dünyada bile renklerin keşfedilip kullanıldığı birkaç asır boyunca, sınıf ayrımının anlamsızlığı üzerine düşünülmesi; sanatın birleştirici gücünü hatırlatıyor.
31.03.2025

Hikâyenin başladığı 1922 yılında; iç savaş bitmiş, Sovyetler Birliği kurulmuş, eskinin tüm imkânları Bolşeviklere geçmiştir. Ancak ayrıcalıklı kesim yer değiştirse de gösteriş varlığını devam ettirmiştir.

Böylesi bir iklimde, Çarlık Rusya’sı aristokratlarından bir otelde ev hapsine mahkûm edilen Kont Rostov karakteri bizlere; hayat şartları zorlaşsa dahi insanın uyum sağlama becerisini, dünya üzerinde bugüne kadar uygulanmış ve uygulanacak yönetim sistemlerinin insan faktörü nedeniyle zaman içerisinde kendi kendini yok edeceğini ve asaletin insani değerler içerisinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu hatırlatıyor.