Toplam yorum: 3.286.388
Bu ayki yorum: 7.918
E-Dergi
ozgur05 Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın birinci kitabı BOLEYN KIZI’ nın devamı gibi görünse de bağımsız da okunabilecek bir eser. Yine de ilk kitaba bazı yönleri ile bağlı. Mesela aynı topraklar, hırslar ve entrikalar. Tarihi roman sevenlerin bir solukta okuyacağı müthiş bir eser diyebilirim. Beni çok etkiledi. Her şeyden öte yazarın çok akıcı bir üslubu var. Kendini rahatlıkla okutuyor.1550'lilerin İngiltere'sinde tahta geçecek erkek kalmayınca prensesler tahta aday olurlar. Ve Kral Henry’in ilk karısından kızı Mary tahta geçer. O da annesinin yaşadığı talihsizliği yaşar ve veliaht bırakamaz. Bunun üzerine de taht Elizabet'e kalır.En az ilki kadar ilgi çekici ve sürükleyici.
Öncelikle klasik eser basımları üzerine birkaç söz diyelim:
"Piyasada ucuza hem de çok ucuza dünya klasikleri bulabilirsiniz. Ancak, bu eserler hem basım hem de çeviri olarak kaliteden yoksun. Bu basımlardan okumak sizi okumadan soğutur. Çünkü eser, elinizde büyüdükçe büyür. O sebeple ben İŞ BANKASI HASAN ALİ YÜCEL KLASİKLER DİZİSİ'ni sizlere şiddetle tavsiye ediyorum."
Oblomov, Oblomovka köyünün sahibi bir ailenin oğludur. Ve ailesinden kalan mirasla geçimin sağlamaktadır. Ancak işin başında durmaz, şehirde yaşar. O sebeple gerek kâhyalar gerekse köylüler sürekli onu kandırırlar. Ve Ştolz adlı bir arkadaşı vardır. Babası Alman, annesi Rus olan Ştolz; Oblomov’u anlamak adına çok önemli bir karakterdir. Oblomov arkadaşının tanıştırdığı Olga ile bir aşk yaşar. Ancak işlerinin devamını getiremediğinden o aşktan da ayrılır. Kahramanımız tek kelimeyle TEMBEL’dir. Oturduğun yerden bile kalkmak istemez. Oblomovluk, tembellik etmek, yemek, yemek, yemek; ama en güzel şeyleri yiyip hayatin bu olduğunu düşünmek. Ertelemek, yapmamak, yapmayacağını bilmek: yatmak, yatarak hayaller kurmak, en önemlisi de bu durumunu değiştirmek için herhangi bir girişimde bulunmamak. Yani bulunduğu durumdan bir anlamda memnun olmak."Çok beğenerek okudum. Herkese tavsiye ederim. Ancak çevirisi ve basımı güzel olursa zevk alabilirsiniz.
Şu an hapishanede olan yazar bu kitabı Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı öncesinde kaleme almıştı. Gül’ün ailesinden yetişme koşullarına kadar birçok açıdan anlatımı eserde görebiliyoruz. Şu an yazar daha çok Musa’nın Çocukları, Musa’nın Mücahidi, Musa’nın Gülü kitaplarından dolayı tanınıyor. Ve ne için suçlanıyor: Devletin gizli belgelerini açıklamak… Bu belgeler de bu kitaplara ait…
Kitapta “KAYIP TRİLYON” davasından tutun da (s:42) siyasi oluşumda ABD-AB işbirliği içinde geçen paslaşmalara kadar birçok bilgi bulacaksınız. Aynı zamanda PKK ile ilişkiler de derinlemesine incelenmiş. Apo’nun Gül’e yazdığı mektup da var kitapta.( s:125154) Bu sayfala arasında 136. sayfada mektubu okuyacaksınız ve şaşıracaksınız. Ve 1997 yılında önce Recep Tayyip ERDOĞAN, daha sonra da Abdullah GÜL ABD vatandaşı olmuşlardır. Ve ilginç bir yan da bu insanların ABD, CIA, MOSSAT, AB Ülkeleri ile olan yakın ilişkileri…
Elbette bu söylediklerimizin kaç kişi tarafından tasvip edileceği muamma. Eğer bunlara herkes inansa idi durum daha farklı olurdu. Ya da insanımız bunlardan daha fazlasını biliyor ve bu bilgileri kendi engin dünyasında çürütüyor. Ama ne olursa olsun bizi doğruya götürecek yol SAĞDUYU’ DUR. Kendi bilgi süzgecinizden geçirerek doğruları bulmanızı dilerim. İYİ OKUMALAR…
Gazeteci Nevra ile Milletvekili Zeliha. Zeliha hapishanededir ve Nevra onunla röportaja gider. Ve çocukluklarının beraberliğinden tutun da Doğu'nun makûs talihi dâhil birçok konuda BİR GÜN boyunca konuşurlar. Nevra'nın babası kaymakamdır ve Zelihaların köyü olan Sarıcadam'ın bağlı olduğu ilçede göreve yapar. İşte o zaman Zeliha'nın dedesi, Nevraların evine kendi aşiretinden bir kadın verir yardım için. Ve çocuk da oyalansın diye Zelho Kader Anasıyla beraber bu eve gelir. İşte o zaman başlar bu büyük dostluk. Aslında roman temel olarak bizim Anadolu coğrafyasında yaşayan tüm halklar olarak nasıl iç içe geçmişliğimizi vurguluyor. Bugünün sorunlarını yaşarken ve ha bire çözüm yolları ararken her iki tarafın da yaptıkları hataları kabul edip ona göre tutum takınmaları vurgulanıyor. Doğuda dağa çıkarılan ve hayatı zehredilen insanlar varsa Batıda da askerde iki ayağı kopup hayatı tümden değişen insanlar var. Yani herkes bir şeylerini feda etmiştir. Ve tüm bunlara çözüm olarak da kadınların mutlaka bilinçlenmesi üzerinde duruluyor. Eğer kadınlar okursa toplum daha aydınlık günlere kavuşur.
Burada aklıma Büyük Önder M. Kemal'in şu sözleri geliyor:
"Kadın sefil olursa insanlık çöker.
Kadınlarını okutmayan bir millet, çocuklarını manevi öksüzlüğe itmiş demektir."
Kitap akıcı. Okumanızı tavsiye ederim. Özellikle de bugün yaşanan terör olaylarına bambaşka bir açıdan bakmanızı sağlayabilir. İpleri kimin elinde olduğu belli olmayan bir kanlı örgüt ve her kesimden insanıyla buna karşı direnen bir halk... Acı ve çözümü bizde olan bir gerçek...
Yazarın bu son kitabı anlatım gücü ve hikâye olarak diğer romanlarını aratıyor açıkçası. Konu olarak ilginç bir konu seçtiği muhakkak ama yine de beklentilere cevap vereceğini zannetmem. Alegorik( simgesel) bir anlatım tarzı benimsemiş yazar. 1980 darbesinin etkilerini ve toplum üzerindeki baskısını anlatmış aslında. Bir adada huzurlu biçimde yaşarken adaya yerleşen Başkan ( daha sonra yazar ona Köpekbalığı diyecek) adada kuralları kendi belirlemeye başlar ve ada halkına tahakküm uygulamaya başlar. Ada gittikçe çekilmez bir yer olmaya başlar. Önce doğaya, sonra insanlara karşı bir asimile uygulanır ve en sonunda da ada yaşanmaz hale gelir. Okunabilir, Zülfü Livaneli’yi sevenler okusun derim.