Toplam yorum: 3.286.388
Bu ayki yorum: 7.918
E-Dergi
ozgur05 Tarafından Yapılan Yorumlar
REŞAT NURİ GÜNTEKİN’in son esri olan bu kitapta, çocukluk günlerininunutulmaz anıları, yolculuklar, umutsuz aşklar, yaşanan acılar kaçırılmışmutluluklar ve bir tiyatro grubunun başından geçen ilginç olayları anlatıyor. Gerçek hayattan alınmış bu roman, akıcı ve sade anltımıyla okuyucuda iyi bir izlenim bırakıyor. Kitap, yazar öldükten beş yıl sonra ortaya çıkmış. Galiba kitap müsvedde olarak kalmış. Bundan dolayı olaylar arasında bazen kopukluklar gözükse de bu genelin güzelliğini bozmuyor. Gerçek bir hayatı anlattığı için okuyucunun alması gerken dersler var, bence herkesin okuması gereken faydalı bir kitap.
İğrençlik ve tiksintiyle devam eden ilk gençlik heyecanlarının Avrupa insan yapısını ne derecede bayağılaştırdığını görmek çok zor da değil bu kitapta.Cinsellik merkeze alınmış ama AİLE'nin çökmüşlüğünün de en büyük tanığı olacaksınız bu kitabı okuyunca.
Abdullah ÇATLI’nın kırk yıllık yaşamını tüm ayrıntılarıyla okuyacağınız bu eserde aynı zamanda 1960–1996 yılları arasında ülkemizde ne dolaplar döndüğünü göreceksiniz ve tam anlamıyla ŞOK olacaksınız. Tamam, ülkede birçok olayın belli bağlantılarla yürüdüğünü biliyordum; ama bu kadarını tahmin bile edemezdim inanın. Yakın tarihe bambaşka bir gözle bakmamı sağladı bu eser. Gerçekten de muhteşem bir araştırma.
Abdullah ÇATLI’yı devlet kullanmış mıdır? EVET, ASALA’ya karşı hem de. Şimdi bunu yaptı diye bir insanı kahraman yapabilir misiniz? Bence HAYIR. ÇATLI, Türk Bayrağı’na sarılı tabutuyla defnedildi. Peki, bizim Bayrak Kanunumuzda sadece şehitler, devlet büyükleri bayrağa sarılı gömülmez mi? O zaman bu ne oluyor? O da mı bir devlet büyüğü ya da şehit?
Bu sorular insana kafayı yedirir aslında ama bilmemek de bugünlerimize bakışımızı etkiler. Sahte kimlik taşıyan Abdullah ÇATLI’ya bunu bildikleri halde sahte kimlik üzerinden belge verenler, hep milyar dolarlarla uğraşmış ve Avrupa-Asya-Ortadoğu üçgeninde silah ve eroin ticareti yapmışlardır. Okuyun da görün arkadaşlar. İnsanlarımızı belli ideolojilerin peşine takıp yıllarca kullananlar lüks villalarında otururken onlar sokakta birbirlerini yediler; ne oldu, sonuçları çok acı. Sağ ya da sol, herkes bu ülkede yaşama hakkına sahiptir ve bunu bazı tekellerine alamazlar. Gözümüzü açalım ne olur!
Eser, yazarın kendi ağzından kendi gençlik yıllarını anlatan günlükler şeklinde yazılmış. Günlükleri mektup şeklinde evin penceresinden görünen en çok sevdiği kiraz ağacına anlatıyormuş gibi yazmıştır. Gençlere yer veren akıcı ve dinlendirici, ama her kesimin zevkle okuyabileceği bir eserdir.
Avrupa kültürünün toplumumuza egemen olmasıyla beraber yaşam şekilleri de olduğu gibi kabul edilmiştir.Fransızca öğrenmek, piyano sahibi olmak,balolar vermek...;İşte konaklara da MÜREBBİYELER o dönemde girer.Ve aile yapımıza öyle girer ki çıkarmak oldukça zor olur.Yazar da bu kopyacılığı mizahi açıdan eleştirir.Oldukça keyifli bir eser.