Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

ozgur05 Tarafından Yapılan Yorumlar

11.06.2008

Bir adamın akıl hastası bir kadınla geçirdiği ilginç olaylar anlatılıyor. Kitaptaki tasvirler çok ağdalı bir dille yapılmıştır. Konuşma dilinden uzaktır. Fakat konusu ilgi çekicidir.
11.06.2008

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının uzaklara giden genç torununa yazdığı ve hem bir iç döküş, hem de vasiyet sayılabilecek mektuplarından oluşuyor. Sevgi ve içtenlikle kaleme alınan bu romandaki asla gönderilmemiş mektuplarda yaşlı kadının hem kendini hem de kızının hayatını irdeleyen bir iç hesaplaşma konu edilir. "Yolunu yitirdiğini, şaşırdığını hissettiğin zaman ağaçları düşün, onların büyüme biçimini anımsa. Unutma ki, yapraği gür ama kökü zayıf bir ağaç ilk güçlü rüzgarda devrilir, oysa kökü güçlü ve az yapraklı ağaçta can suyu binbir güçlükle dolaşır. Kökler ve yapraklar aynı ölçüde gelişmelidir, olayların içinde ve üzerinde olmalısın, ancak böyle gölge ve sığınak sunabilir, ancak böyle doğru mevsimde çiçekler ve meyvelerle donanabilirsin.”
11.06.2008

Kitap Tolkien’in yarattığı kusursuz dünyadan destansı bir masal. Yüzüklerin Efendisi üç kitaptan oluşuyor. Birinci kitap Yüzük Kardeşliği, ikincisi İki Kule ve sonuncusu Kralın Dönüşü. Bu üçleme gerçekten birbirini çok iyi tamamlıyor ve cesaretin, sevginin ve azmin başaramayacağı hiçbir şeyin olmadığını bir kez daha okuyucuya gösteriyor.
11.06.2008

Soner YALÇIN’ı severim. Daha önce diğer kitaplarından da Efendi 1-2’yi okumuştum. Sahip olduğu bilgiler ve olaylara derinlemesine inmesi beni etkiliyor doğrusu. Son kitabı diğerleri kadar iyi değildi ama. Sanki biraz zorlama yazılmış gibiydi. Hatta Hürriyet Gazetesinde çıkan köşe yazılarından okuduklarım arasında olanlardan bazıları bu kitaptaydı. Gelelim kitaptaki bilgilere:

Kitabın giriş bölümünde AKP üst kadrosunun türbanlı eşlerinin nasıl türbana girdiği ile başlıyor ve oldukça iyi yaklaşımlar var. Münevver ARINÇ( Öğretmen), Ahsen UNAKITAN(hukuk), Mehtap GÜLER(Meteoroloji), Gülten ÇİÇEK( Öğretmen), Semiya YILDIRIM( Öğretmen), Fatma Şeyda AKDAĞ(İlahiyat), Meserret EKREN(Eczacı), Zeynep BABACAN(Mütercim) ve diğer eşler üniversite okumuşlar ama hemen evlendirilip türbana girmişler ve çalışmamışlar. Yazar diyor ki: “Türbanlı kızlar üniversiteye gitsin, aydınlansın, toplumsal hayatın içinde yerlerini alsınlar” gibi hayatın gerçekleriyle örtüşmeyen romantik sözleri bir yana bırakalım. Türbanlı kızlarımız okulları bitince yine çalıştırılmıyor. Türkiye’de ilk türban eylemini yapan Ali BABACAN’ın halası Hatice BALACAN, hiç çalışmadı.”(s:19)

Sonuç olarak yazar, memlekette o kadar sorun varken türban meselesi ele alınmamalıdır diyor. Örtünmede kadının cinsel duyguları tetiklediği söylenir. Laf atan Müslüman erkeği değil de laf yiyen Müslüman kadını düzeltmek de neyin nesi? Fail ortada gezecek, meful zorlama görecek.

Milli Şairimiz Mehmet Akif ile çok ilginç satırbaşlarına yer vermiş yazar. Akif’in gençlik arkadaşı Neyzen Tevfik, çok içki içerlerdi. Akif kızına Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanımdan resim dersleri aldırdı. Ve M. Akif aslen Arnavut. (s:37-38-39-119)

Vatan Şairi Namık Kemal’in babası II. Abdülhamit’in müneccimbaşısıydı. Kemal de Padişaha karşı biri... İlginç...(s:46)

Said-i Kürd-i (ya da Said-i Nursi) hareketinden doğan Fethullah GÜLEN; Balkanlar ve Orta Asya ülkelerinde neden hiç okul açmamaktadır? (s:55-56)

Don Kişot’un yazarı Cervantes, İnebahtı Deniz Savaşı’nda bize karşı savaşmış ve esir düşmüş. Sol elini kullanamaz olmuş. Yaşamının beş yılını Türk esiri olarak Cezayir’de geçirmiş.(s:154)

“Atatürk’ün cenaze namazı kılınmadı” yalanı yıllardır söylenir. Halbuki cenaze Dolmabahçe Sarayı’nın en büyük salonunda kılındı. (s:243)

Atatürk, İsmet Paşa’nın çocuklarına neden mirasından pay vermiştir? Çünkü, İsmet Paşa o zamanlar hastaydı. Onun ölüp çocuklarının ortada kalacağını düşündüğü için pay vermiştir. Ve kendisinden sonra yerine Fevzi Çakmak Paşa’nın oturmasını istemiştir, bunu da Hasan Rıza SOYAK söylemiştir.(s:245)


Şeyh Sait İsyanından Madımak Olayına, Kurtuluş Savaşından Meşrutiyet yıllarına kadar geniş bir zaman anlatılıyor ve olaylar tanıklar bazında bize aktarılıyor. Soner Yalçın okumayı ben şöyle değerlendiriyorum: Kafanıza büyük taşları ( bilgileri ) doldurursunuz ve arada boş kalan yerler için de kum ( ayrıntı bilgi ) ihtiyacı doğar. İşte yazar bunu yapıyor.
11.06.2008

Bir zamanlar İstanbul’a Fransız bir ressam-mimar gelir. İstanbul’da yaptıklarıyla ünlenir ve III. Selim’in kız kardeşi Hatice Sultan’ın ilgisini çeker. Hatice Sultan da kendi zevkince düzenleteceği bir köşk için Melling’i çağırır. Onunla anlaşırlar ve Melling artık Melling Kalfa olmuştur. Sultan, bu zarif kişiliğini karşısında kendini tutamaz ve ona aşık olur. Bu aşktan Sultan’ın çevresi haberdar olmasın diye konakta özel bir oda yapılır ve orada buluşurlar. Kısa süre sonra Hatice Sultan Melling Kalfadan soğur ve artık yolları ayrılır. Ve ayrı zamanlarda ayrı hayatlar yaşayarak devam eder maceraları. Ama asla tutkularını kaybetmezler birbirlerinden. Yıllar sonra Hatice Sultan’ın yeni eşi ile Melling Fransa’da buluşurlar.

Eser oldukça güzel. Zevkle okudum. Roman tadında tarihin derinliklerine dalıyorsunuz. III. Selim’in ıslahatlarından onun renkli, musikişinas dünyasına, Alemdar Mustafa Paşa’ya, Kabakçı İsyanı’na, II. Mahmut’un ıslahatlarına kadar tarihin sıkıcılığından kurtularak mükemmel bir anlatımla dolaşıyorsunuz.