Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ozgur05 Tarafından Yapılan Yorumlar

30.10.2007

Büyük bir yazardır Sabahattin ALİ...Aynı zamanda da büyük bir şair.Belki hepimiz biliriz şiirlerini de ona ait olduğunu bilmeyiz.Sıralayalım birkaç tane:

"Bende hiç tükenmez bir hayat vardı,
Kırlara yayılan ilkbahar gibi,
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı,
Göğsümün içinde ateş var gibi.

Başını göğsüme sakla sevgilim,
Güzel saçlarında dolaşsın elim,
Bir gün ağlayalım,bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi."

"Başımda saçlarım kardı,
Deli rüzgarlarım vardı,
Ovalar bana çok dardı,
Benim meskenim dağlardır."

"Dertlerin kalkınca şaha,
Bİr sitem yolla Allaha,
Görecek günler var daha,
Aldırma gönül."

Ve daha birçok bestelenmiş şiirin şairidir ALİ.Okunmalıdır.


24.10.2007

Bu kitap Osmanlının belki de en çok tartışılan alanı olan HAREM dünyasında bir Zenci Hadımın gözünden bakıyor.Kudrate sahjip insanların gün gelince o kudretin altında bir köleye dönüşebileceği ifade ediliyor.Küçük yaşta Osmanlı kanunları gereği erkek kardeşi tarafından boğzalanarak öldürülmek istenen erkek çocuk gün gelip padişah koltuğuna oturuyor.Zalim abisinin yaptıklarını benimseyen bu kişi,tahta geldikten kısa bir süre sonra erkek olan yakın akrabalarının gözlerine mil çektiriyor.Ve onu küçük yaşta ipten alan annesi bir entrika sonucu onu tahtan indirip önce hapsettiriyor,sonra öldürtüyor.Olaylar tarihi sıra içinde usatalıkla anlatılmış.Bir de HAREM var elbette.Bizim bilmediğimiz,Avrupalıların hep merak ettiği bu gizemli dünyaya dünyanın dört tarafından getirilmiş güzel kızlara Harem AĞalığı yapan bir Habeşli anlatıyor bize Haremin güzli dünyasının.
Bence okunması gereken güzel bir kitap.Ben 2 günde okudum.Sürükleyici
24.10.2007

Şunu söyle yapın,böyle bakın,böyle oturun...Zaman kaybetmek gibi geldi bunların hepsi bana.Kitap beklediğim gibi çıkmadı.Belki de bu konuda okuduğum ilk kitap olduğu içindir.Ama anlatılanlar bildik şeyler.Sadece yaratılan yöntemler,- uydurulan mı desem- farklı.Kitapta sadece hikayeler güzel.Ama bunun için de HİKAYE KİTAPLARI okunabilir.Galiba ucuz etin yahnisi bu kadar oluyor.
21.10.2007

"Ah Raif Efendi, hayat bir oyundur; doğru hamleyi yapmamak değil, doğru bildiğin hamleleri yapmaktan kaçınmak bizi senin hallerine düşürecek…

Son sayfaların yaklaştığımda okuma hızımı yavaşlattığımı gördüm. Bu kitabın bitmesini istemiyor ve yeni bir maceraya atılmak istemiyordum. Hep o büyünün içinde yer alarak sarhoş kalmak istiyordum. O melankoli bana tatlı bir sarhoşluk vermişti. Lirik bir akıcılıkla Raif ve Maria’yı çok sevmiş, kitap bittiğinde hayatımdan çıkacaklarını hissediyordum. Hâlbuki ben onlara o kadar bağlanmıştım ki… Sonu buruk bir aşka hikâyesiydi Kürk Mantolu Madonna… Belki bir Yeşilçam klasiğinde görmüş belki de kendimiz yaşamıştık. Ama Sabahattin Ali onu öyle bir üslupla anlatmıştı ki bu hikâye bizden birinin hikâyesi oluvermişti. Bunu biz bile yaşamışsak farkında değildik. Yazar:” Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?” diyor. İşte bizdeki gerçeklere ayna tutan da Sabahattin Ali olmuştur.

Sıradan gördüğümüz, hiçbir özelliği olmadığını düşündüğümüz insanların içinde nasıl yaşamların saklı olabileceğine dair mükemmel bir bilgelik ve samimiyetle bana ders verdi bu eser.

Kitaptan bazı bölümler vererek kitabın içeriği ve yoğunluğunu size anlatmış olalım:
*Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz. (s:15)
*Her şeye hazır bulunan ve kimden ne geleceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür? (s:23)
*İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rasgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.(s:33)
*Bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanın vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat bu hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz? (s:88)
*Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.(s:110)
*Hayat beni kaybetmekle hiçbir şey ziyan etmeyecekti. (s:127)
*Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. (s:153)"
19.10.2007

büyük umutlarla almıştım ama bende tam bir hayal kırıklığı yaşattı.BAna somut öneriler sunmasını bekliyordum ama yazar sadece proje olabilecek ve biraz da afaki şeylerden bahsetmiş.Bence bu fikirlerini Kültür BAkanlığına sunsun,belki işe yarar.