Yukarıdan üzerine ne düşerse düşsün kabülün olmalı" diyor ya yazar;işte o hesap yazarlardan ne gelirse gelsin çeşitli çevrelerin etkilerine kapılmadan alıp okumak gerekiyor.
Ermeni soykırımını kabul ediyor iddiasıyla çok eleştirilen yazara ait bu eser,çok sürükleyici bir kurguya sahip.Her karakter romanda apayrı bir öneme ve yere sahip.Türk geleneklerinin günlük hayata nasıl yansıdığını çok iyi anlatıyor.Ve Türk kültürünün tek başına bir kültür olmadığını,onun diğer uluslar tarafından beslendiğini ve yine Türk kültürünün diğer ulusları beslediğinin altını çiziyor yazar.
Ermeni soykırımı iddiasına gelince benim anladığımk şudur:
O zamanlarda mecburi sebeplere dayalı olarak bir göç yasası uygulanmıştır.Bu esnada birçok Ermeni ölmüştür;ancak bunda Osmanlının bir ihmali ya da soykırım niyeti yoktur.
Bu olaya bizim Ermeni karakterler üzerinden de bakmamızı sağlıyor yazar.Bir taraftan bunu kabul ediyor gibi görünse de diğer taraftan kahramanlarının ağzından soykırım olmadığını söylüyor.Mesela ANUŞ AĞACI adlı sohbet sitesinde Baron Baghdassairan, bu soykırım iddiaların kapılmış çok Ermeni olduğunu ve bunu Türk Devletinin kabul etmesi halinde altından halı çekilmiş kişiler gibi Ermenilerin bocalayacağını söylüyor.
Aynı zamanda ASYA ile de;geçmişe bu kadar bağlı kalmamak ve geleceğe bakmak gerektiği üzerinde ısrarla duruyor.
Bence okuyun arkadaşlar.Mükemmel bir eser;sürükleyici,güzel kurgulanmış,günlük hayattan kopup gelen tipler ile okunası bir eser.