Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
....EsiLa ... Tarafından Yapılan Yorumlar
Hintliler ve Kahireliler gibi yoksulluğun ebediyen süreceğine inancımız tam olsaydı, sorun olmazdı. Aslında Mustafa Kemal gelmeseydi, büyük bir kısmımız Hintli, Kahireli gibi yoksulluğu, kanıksayıp, kaderleştirip mutlu bir miskinlikle yaşamaya devam edecektik. Mustafa Kemal, toplama-çıkarmayı öğretti, her toplama-çıkarmada “hırs” vardır. Toplama, çıkarma, bölme gibi kelimelerin öz Türkçesini bulup, kazandıran da Mustafa Kemal.
böyle diyor Nihat genç...kitabında sürüp giden sayfalarda... yorum sizin...ama okumak gerek diye düşünüyorum
Erguvan mevsimi olduğunu unutmuştum. Nisan sonu, Mayıs başı geldi mi, Beylerbeyi Korusu’ndaki eski ahşap köşke erguvan seyretmeye giderdik. Orası, babamın en çok sevdiği ama en az kullandığımız evdi. Koruluğun tepesine doğruydu. Yeri çok ücraydı, yolu çok sapaydı. Annem benim okulumun uzaklığını, evin bakımsız ve rutubetli oluşunu, oldukça serin geçen nisan günlerinde iyi ısınmamasını, çevrenin yalnızlığını bahane eder, babamın ısrarlarına dayanamayıp gittiğimizde de hemen dönmek isterdi
yazarın son derece akıcı bir dili var...kesinlikle okumanızı tavsiye ederim..benim gib eski zamanlara özlem duyanlardansanız, geçmişin perdelerini heyecanla aralamaktan hoşlananlardansanız şiddetle tavsiye ederim... çünkü okuduğunuz her cümle sizi de kendi geçmişinize götürecek tıpkı hüzünlü mavi bir akşamı kucaklayan kızıl gökyüzü gibi...
Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün üzerinden bir gün geçmişti. Türkiye matemdeydi… Türkiye ağlıyordu…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk İstanbul’da ölmüştü.
Ankara’da siyasi hareketlilik yaşanıyordu.
Olağanüstü toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi oybirliğiyle İsmet İnönü’yü cumhurbaşkanı seçti.
İsmet Paşa Meclis kürsüsüne çıktığında göğsündeki İstiklal Madalyası ve Birinci Dünya Savaşı’ndan kalan nişanı hayli dikkat çekiciydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanının göğsünde neden Osmanlı madalyası taşıdığı merak konusu oldu. Ama bunun nedenini kimse soramadı…
kitap oldukça ilginç ayrıntılara yer verirken soner yalçın gerçek bir araştırmacı olduğunu gözler önüne seriyor...tavsiye olunur
Asıl Atatürk devrimi, ne şapka giymiş olmamızdadır; ne Latin harfleriyle yazmamızda; hani o Büyük Millet Meclisi’nin duvarında kocaman yazılı olan söz vardır ya, ondadır işte: “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Ulusundur”. İşte bu, yönetimin teokratik olmaktan çıkıp demokratik, giderek laik ve liberal olması yok mudur, Mustafa Kemal Paşa’nın öncülük ettiği devrim budur
Atatürkçü olmak onu anlamakla başlar ve sonra onu yaşamakla sürer gider... onu anlamak için de bu kitabı okumak gerekir...saygılar
Fotoğraf öncelikle bir biçimdir. Konu biçiminden sonra gelir. Her ikisini de birbirinden ayırdığımızda fotoğrafı oluşturan temelleri ayırmış oluruz diyor yazar...
fotoğraf çekmeye benim gibi ilgi duyanlar için bulunmayacak bir başucu kitabı... tavsiye ederim