SIYAH GÖZLERINE BENI DE GÖTÜR
Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yagamiyorum
Yeni bir kosunun baslangicinda
Biraz deprem sonrasi
Biraz sehir hülyasi
Bir kalp yanginindan geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artik bu yerlere sigamiyorum.
Pembe uçurtmalar yolladigindan beri
Sarardi tiryaki menekseleri
Sonbaharin tozlu kafeslerinde
Sevgi turnalari yakaliyorum
Turnalar gidiyor; ben kaliyorum
Avareyim, asudeyim, yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garinda banklar üstünde
Uyku tutmuyor karanliklari
Yitik düslerimi kovaliyorum
Gölgeler gidiyor; ben kaliyorum.
Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
Siyah gözlerine beni de götür
Baharin koynundan koparip sana
Ipek bir mendile sardigim yüregimle
Sehzade gülleri gönderiyorum
Umutlar kaliyor; ben gidiyorum.
Bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini
Kaptanlari sorgulayan
Yanindan geçen küheylanlarin
Korku tufanina yakalandigi
Siyah gözlerine beni de götür
Günes ülkesinden gelen yigitler
Benzeri olmayan bir dünya kursun
Cellat, ayriligin boynunu vursun.
Usul usul intizari çürüten
Bu hercai diken, bu çilgin arzu
Sürüklüyor imkansiz mustularin
Esigine gönül vadilerini
Bir agaçtan düsen yapraklar gibi
Düsüyorum tanyerine
Ya topla yarali kirlangiçlari
Ya da bu vefasiz sarkiyi bitir
Özgürlüge giden tutsaklar gibi
Siyah gözlerine beni de götür.
Nurullah Genç
Evet onun şiirlerinde rengarenk çiçekler var yemyeşil yaylalar mis gibi bahar kokusu var hasret sıla özlemi var umut var umutsuzluk var ama bunların hepsi şairin aşık olduğu siyah gözlerde mevcut. Şair kitaba ismini veren şiirinde diyor ki Ya topla yarali kirlangiçlari Ya da bu vefasiz sarkiyi bitir ne kadar kararlı bir cümle etkilenmemek mümkün mü onun kurduğu dünyadaki aşıklar sevgileri kadar tutsak gökler kadar sonsuz ama kuşlar kadar da özgür yani onun mısralarında hep hoş ve tatlı bir zıtlık var.