Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

....EsiLa ... Tarafından Yapılan Yorumlar

03.02.2006

Romanın dili her ne kadar ağır olsa da anlatmak istediği şeyler oldukça gerçeğe yakın.
Romanın teması ise Neriman ın batılı hayata özentisi kendi toplumumuzun sahip olduğu gelenekleri bir çırpıda gözden çıkarması temiz ve efendi bir çocuk olan sevgilis Şinasi''yi şaşalı bir hayat yaşayan Macit e kapılarak bırakması ve en sonunda bir rus kızının hikayesiyle kendine gelip yaptıklarından çok pişman olmasından oluşuyor. Kendini arayan gençlik için hataya düşmeden güzel dersler alabilecekleri bir yapıt olmuş.
Yazarımız Peyami Safa nın hayatı da oldukça ilginç ve üzücü. Babası şair İsmail Safa yı daha iki yaşındayken kaybediyor ve 17 yaşına kadar hastalık dolu acı dolu bir hayat sürüyor.Bu acılara rağmen kendi kendini yetiştirerek önce memur oluyor ve sonra öğretmen oluyor.
Peyami Safa'nın hayatının en üzücü yanı Oğlu Merve''nin askerde ölmesi ve bu acıya dayanamayan Peyami Safa geçirdiği sarsıntıyla 15 Haziran 1961 de İstanbul''da ölmesidir. Peyami Safanın kendi hayatı zaten acı bir roman.
Sonuç olarak Fatih Harbiye Romanı gençlere yol gösterecek bir başucu kitabı olabilir
03.02.2006

Bilim kurgu türünün babası olan Jules Verne bu kitabına 1865 yılında Pasifik okyanusundaki bir hortum ve bu hortuma kapılan balonu anlatmakla başlıyor. Balondaki beş kişi hortuma kapılmaktan binbir çaba ile kurtuluyor ancak bu seferde ıssız ve esrarlı bir adaya düşüyorlar. Olaylar ardı ardına heyecanla gelişiyor. Tabor adasına gitmek üzere Uğurlar olsun adı verdikleri bir gemi yapıyorlar ve orada birini kurtararak ondan öğrendikleri bilgilerle kaptan nemo ya ve gemisine ulaşarak tekrar Ameriya dönmeyi başarıyorlar. Doludizgin bir macera kitabı her satırında ayrı bir heyecan fırtınası ayrı bir gizem var. Sonlara doğru sırların teker teker çözülmesi kafamızdaki soru işaretlerini cevaplıyor. Jules Verne nin kitapları boşuna satılmıyor demek ki Bilim kurgu nun babası olma ünvanını hakeden bir yazar
02.02.2006

Mina Urgan kitabında dinozorluğunu şöyle anlatıyor:
"Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse, eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa, eğer yaşadığım çağ inandığım herşeyi yadsuyorsa, eğer yaşadığım çağ bayağılık ve çirkinlik egemense ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? Tam tersine baş kaldırırım direnirim böyle bir çağa karşı. Bu yüzden dinozorlukla suçlanmam da vız gelir bana Çünkü ben dinozoru tarih öncesi çağların nesli tükenmiş hayvanı olarak değil geçmişin doğruluğu kanıtlanmış ve yadsınamaz değerlerini yeni sentezler yaparak geleceğe taşımayı amaçlayan bir yaratık olarak tanımlıyor, dinozorluğumla övünüyorum"



Cumhuriyet tarihini bizzat yaşamış ve o dönemin aydınlarıyla beraber olmuş geçmişten kopup geleceğe kavuşmuş bir yazar olarak Mine Urgan umarım kurduğu sentezlerle kuşaklar arasında köprüler kurabilir.

NE MUTLU DİNOZORUM DİYEBİLENLERE
02.02.2006

Bu kitap bir ara en çok satan kitaplardan biriydi. Hep okumaya heveslenmiştim ama sonra hep ertelemiştim. Ama nerden bilirdim ki okuduğum zaman gözyaşları içinde kalacağımı ve muhteşem bir duygu fırtınası yaşayacağımı nerden bilirdim.

Evet bu kitabın her satırını gözyaşları içinde okudum. Özellikle Salih Gökkayanın ilk namaz kılışını okurken tirtir titredim sanki ben de oradaydım kendi kıldığım ilk namazımı hatırladım. O ilk namaz ki İlk Allah''ın huzuruna varış ilk yüzleşme belki. Allah''a en yakın yer olan secdeye kapanış... Ordan bir daha asla kalkmak istemiyor insan hep orada kalmak yalnızca orada...
Ben Halit Ertuğrul'un tarzını çok sıcak,içten ve samimi buluyorum ve onun kitaplarında duyduğum Risale_i nurlarla bir an önce tanışmak istiyorum. Bu yozlaşmış çağımızda o risalelerin ışığıyla herşeyin düzeleceğini umud ediyorum. Bu kitapları okumamızı sağlayan herkese içtenlikle teşekkür ederim Alllah hepsinden razı olsun
02.02.2006

SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

Yahya Kemal Beyatlı

Evet Yahya Kemal Beyatlı'nın en çok sevdiğim efsane olmuş şarkı olmuş dillere düşmüş şiiridir bu belki de bilmeyen yoktur. Ölümü bu kadar güzel bir benzetmeyle anlatan başka bir şair daha var mıdır acaba? Ölümü gemiyle çıkılan ama artık hiç dönülmeyecek bir yolculuğa benzetiyor. Ölenin arkasında bıraktığı ağlayan insanlarıda gemiyi gönderen isanlara benzetiyor. Bu benzetme de herşeyi o kadar güzel yerli yerine oturtmuş ki şair, hakkaten giden dönmüyor seferinden ve ölenlerde geri gelmiyor gerçekten. Böyle bir sanat böyle bir sanatçı nasıl alkışlanmaz nasıl beğenilmez.

TERCİH
Dünyada ne ikbal ne servet dileriz Hattâ ne de ukbâda saadet dileriz Aşkın gül açan bülbül öten vaktinde Yaranla tarab yâr ile vuslat dileriz.

Yahya Kemal Beyatlı'nın bir de fazla bilinmeyen çok ilginç bir yönü var; o da yaşarken hiç bir şiir kitabının henüz yayınlanmamış olması. Zaten çoğu kıymetli insanın değerini hep öldükten sonra anlıyoruz. Ama iş işten geçiyor bir kere.

Eşsiz şair modern şiirimizin ustası ve bir klasiğidir. Çok yalın bir dil kullanmakla beraber öz türkçeden ödün vermeyen bir şair olmuştur. Güçlü ifadesi ve akıcılığı ile kalıcı olabilen nadir şairlerdendir