Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

....EsiLa ... Tarafından Yapılan Yorumlar

27.12.2005

Hüseyin Rahmi Gürpınar bu kitapta evlilik kurumu hakkındaki baskıları eleştiriyor.
Romanın kahramanı Fikriye Hanım henüz 4 yıllık evli iken eşini kaybeder. Daha 3 yaşındaki küçük çocuğu ile birlikte dayısının ve yengesinin yanına sığınır. Ama yengesi bundan çok rahatsız olur. Çünkü o yıllardır evin tek hanımı olmaya alışmıştır. Fikriye Hanımı evden bir an önce göndermek için ona evlenmesi için sürekli baskı yapar. Kocasının ölümü üzerinden daha yasını bile tutamayacak kadar kısa zaman geçen Fikriye Hanım ise bu baskılara boyun eğmez tersine karşı koymaya çalışır. Fikriye Hanımın yengesine göre Kadının iki ölümü vardır. Biri gerçekten ahireti giden ölüm diğeri ise dünyalık ölüm. Bu da ikiye ayrılıyor. Biri 30 yaşına gelen kadının öldüğü ikincisi ise 45 yaşını aşan kadının öldüğü ölüm şekli. Yani Fikriye Hanım 28 inde olduğu için ilk ölümü gelmeden evlenmeli. Yengesinin bu formülü aslında sadece onu evden uzaklaştırmak için bulduğu bir formüldür. Hüseyin Rahmi Gürpınar halk arasındaki söyleyişleri kuralları eleştiriyor. Ama kadın karakterlerini ve konuşmalarını gerçekten çok güzel canlandırıyor. Zaten bu yönüyle ünlü olmuş ve kendini sevdirmiş bir yazar olarak tanınıyor.
27.12.2005

Bu kitap görevine yeni başlamış denetçilerden tutun da buyük şirketlerin yöneticilerine kadar bütün yöneticilerin karşılacakları sorunları nasıl çözebileceklerine yardımcı olmak için yazılmış bir kitap.
Bu kitaba göre sorun çözme tekniklerinin en temel modeli DAADİ Modeli. Bu model ise 5 aşamadan oluşuyor Dinleme araştırma , Amaç saptama, Destekleme ve izleme.
Yönetici öncelikle sorunu dinleyerek ve araştırarak biçimlendirecek sonra amaç saptayacak ve amacı destekleyecek faaliyetler yapacak ve en sonunda da izleme yöntemiyle amacın veya alt amacların gerçekleşip gerçekleşmediğini saptayacaktır.
Sadece yöneticiler için değil günlük işlerde, amirimizle ilişkilerimzde ve iş arkadaşlarımızla çalışmalarımız da da yararlanabileceğimiz bir kitap olmuş.
27.12.2005

Evet gerçekten kadın ve erkek yok bu romanda Egenin mavi suları var. Denizin dalgaları balıkların kaçısı balıkçıların kovalayışı gibi tatlı bir çekişme var.
Metin tüm hayallerini büyük orfozu yakalamaya adamıştır. Her şeyi ona bağlıdır. Tüm rüyaları büyük orfoz duyduğu gördüğü herşey odur. Suyun altındaki mağarada hep onun peşinden koşar ama her seferinde kaçırır. Artık deli gibidir. Gecesi gündüzü birbirine karışır. En sonunda birgün o müthiş büyük balığı yakalar. Ama birşey elde etmeye çalıştığın sürece senindir elde ettiğinde senin olmaktan çıkar sözü var ya işte tam onun gibi büyü bozulur balığı tutunca. Adeta pişmanlık sarar tüm benliğini o rengarenk cıvıl cıvıl su altındaki mağarayı düşünür hep onun boş kaldığını o güzel balığın orada olmadığı vicdanını her gün biraz daha kavurur ,hiçbirşeyden zevk almaz .
Bu kitap bize aslında bütün ümitlerimizi birşeye bağlamamamız gerektiği dersini veriyor.Hayatın her yanı ayrı güzellikte çünkü. Her kaybettiğimiz şey başka birşeyi kazanışımız her kazandığımız şeyde aslında birşeyi kaybedişimiz olabilir.Güzelliklerin tadını çıkarmaya çalışmalı sahip olduklarımızla mutlu olmalıyız.
Bu arada oldukça yalın bir anlatımı var Yaman Koray''ın sürükleyici bir kitap olmuş bu sayede.
27.12.2005

Kendimi Buldum Halit Ertuğrul ''a gelen mektuplardan oluşan bir kitap. Kendisi diyorki Kendini arayan Adam isimli kitabıma o kadar güzel gözyaşlarıyla yazıldığı belli olan mektuplar geldi ki onların tozlu raflarda kalmasına gönlüm razı olmadı bu yüzden bu kitabı o güzel mektuplar oluşturdu diyor. Hakkaten kendini bulanların kitabı olmuş bu kitap dünyasına bahar gelenlerin kitabı. Gözyaşlarıyla okunacak bir kitap teşekkürler Halit Ertuğrul ne iyi yapmışsın bu coşan yüreklerin ağlayan gönüllerin mektuplarını duygularını bizimle paylaşmakla...
26.12.2005

Artık zamanımızda mektup yazanlar kalmadı. Ama mektupların her birinde ayrı bir dünya yaşanıyor ve yaşatılıyor aslında. Şahsen ben çok mektup yazan biri olarak cep telefonu mesajı olsun e mail olsun hiçbiri mektubun yerini alamaz.
Bu kitaptaki yaşlı kadın da herşeyini bütün dünyasını kitaplara dökmüş hem de hiç postaya vermeden onlarca mektup yazmış. Bu nasıl bir sevgi. Torunu Amerika'ya gitmek istediğinde ise sadece yüreğinin sesini dinle yüreğinin götürdüğü yere git diyor. Onu okadar sevdiği halde yine onu çok sevdiği için mutlu ocaksa eğer ayrılmaya katlanıyor. Ama bu ayrılığa katlanamayınca da mektup yazarak teselli buluyor. Bu kadar yürekten seven insanlar varmıdır acaba gerçek hayatta da