Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
....EsiLa ... Tarafından Yapılan Yorumlar
Mina Urgan kitabında dinozorluğunu şöyle anlatıyor:
"Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse, eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa, eğer yaşadığım çağ inandığım herşeyi yadsuyorsa, eğer yaşadığım çağ bayağılık ve çirkinlik egemense ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? Tam tersine baş kaldırırım direnirim böyle bir çağa karşı. Bu yüzden dinozorlukla suçlanmam da vız gelir bana Çünkü ben dinozoru tarih öncesi çağların nesli tükenmiş hayvanı olarak değil geçmişin doğruluğu kanıtlanmış ve yadsınamaz değerlerini yeni sentezler yaparak geleceğe taşımayı amaçlayan bir yaratık olarak tanımlıyor, dinozorluğumla övünüyorum"
Cumhuriyet tarihini bizzat yaşamış ve o dönemin aydınlarıyla beraber olmuş geçmişten kopup geleceğe kavuşmuş bir yazar olarak Mine Urgan umarım kurduğu sentezlerle kuşaklar arasında köprüler kurabilir.
NE MUTLU DİNOZORUM DİYEBİLENLERE
Romanın dili her ne kadar ağır olsa da anlatmak istediği şeyler oldukça gerçeğe yakın.
Romanın teması ise Neriman ın batılı hayata özentisi kendi toplumumuzun sahip olduğu gelenekleri bir çırpıda gözden çıkarması temiz ve efendi bir çocuk olan sevgilis Şinasi''yi şaşalı bir hayat yaşayan Macit e kapılarak bırakması ve en sonunda bir rus kızının hikayesiyle kendine gelip yaptıklarından çok pişman olmasından oluşuyor. Kendini arayan gençlik için hataya düşmeden güzel dersler alabilecekleri bir yapıt olmuş.
Yazarımız Peyami Safa nın hayatı da oldukça ilginç ve üzücü. Babası şair İsmail Safa yı daha iki yaşındayken kaybediyor ve 17 yaşına kadar hastalık dolu acı dolu bir hayat sürüyor.Bu acılara rağmen kendi kendini yetiştirerek önce memur oluyor ve sonra öğretmen oluyor.
Peyami Safa'nın hayatının en üzücü yanı Oğlu Merve''nin askerde ölmesi ve bu acıya dayanamayan Peyami Safa geçirdiği sarsıntıyla 15 Haziran 1961 de İstanbul''da ölmesidir. Peyami Safanın kendi hayatı zaten acı bir roman.
Sonuç olarak Fatih Harbiye Romanı gençlere yol gösterecek bir başucu kitabı olacak kanısındayım.Tavsiye ederim
Atatürk'ün özel hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip olmayan ben bu kitapta Latife hanımla Atatürk'ün nasıl tanıştığı nasıl evlendikleri tartışmaları ve en sonunda boşanmalarını ilk kez okudum ve açıkcası hayrete düştüm. Çünkü ben boşandıklarını bilmiyordum. Atatürk'ün özell hayatına dair çok fazla yayın olmamasından olsa gerek ilk kez burda okudum. Hem üzüldüm hem garip duygular yaşadım . Bir milleti kurtaran vatanını geri ve daha güzel bir şekilde geri veren lider olan Atatürk kendi evliliğini belki de bu uğurda kaybediyor kurtaramıyor.
Yani Atatürk'ün kararlı cesaretli ve inatçı yönü evliliğinde de kendini göstermiş 2 yıl altı ay ve 4 gün süren evliliğini inatla ve kararlılıkla bir celsede bitirebiliyor. Belki vatanı uğruna belki de aşkı bittiği için ...Atatürk'e ne kadar çok şeyler borçlu olduğumuzu bir kere daha anladım
Benim çocukluğumun en güzel yanıdır bu kitap. Gerektiğinde kendimi olumsuzluklardan korumak için Polyanna ile öğrendim mutluluk oyunu oynamayı.
Belki de onun hayata güzel bakışı sayesindedir benim de olaylara bir de güzel açısından bakma ve çevremdekilere de bunu yansıtma huyum.
Bazı insanlar vardır hem kötümser her olayı kötü yönünden ele alırlar en güzel şeyleri bile yaparken kötü bir bahane bulurlar. Bu insanlar hem kendilerini mutsuz ederler hem de çevresindeki insanları. İster büyük olun ister küçük bu kitaptan ders alınacak çok şey var. Benim kişiliğime yön veren kitaplardan biridir. Çocuklarıma da mutlaka okutmayı düşünüyorum.
Ünlü dünya klasiklerinden olan Stowe'nin yazdığı bu yapıtı ilkokul dördüncü sınıftayken okumuştum. ,geçenlerde elime geçti ve tekrar gözden geçirme fırsatı buldum. Efendilik ve kölelik üzerine yazılmış bir kitap. Zencilerin de birer insan oldukları unutulmuş, olmadık işkenceler yapılmış, para kazanma aracı görülerek alınıp satılmışlar. Sırf biraz daha fazla kazanmak için anne ile çocuğunu ayırmaya çalışan beyaz efendiler bir yanda çocuğundan ayrılmamak uğruna ölümü bile göze alan bir köle Elisa. Korkunç zulümlere uğrayan şiire ve güzelliğe ilgi duyan çok hassas duygulu ince bir insan olan tek suçu da zenci ve köle oluşu olan Tom Amca.
Özellikle çocuklar içinIrkçılığın ve renklerinden dolayı insanlar arasında ayırım yapmanın ne kadar kötü bir yanlış olduğunu anlamaları açısınıdan vazgeçilmez bir öykü. Aslında bu eseriyle Stowe büyük küçük her kesimdeki okuyucuyu hedef almış.