Toplam yorum: 3.295.745
Bu ayki yorum: 7.482

E-Dergi

sanemcan07 Tarafından Yapılan Yorumlar

08.06.2006

kitap ta fanatastik örgü ve tarihsel akış içinde gelişen hikaye insanı kendineden alıp gidiyor.insanı düşündüren, hayata bakışını etkileyen, sarsan, kilitleyen adına yaraşan bir kitap. kimi kitaplar insanda hayranlık uyandırır kimi kitaplar ise yazarına da hayran bırakırlar; kitabın içindeki türküyü, şiirleri, üslubunu ve kurgusunu düşündüğümde bu kitabı yazan dehaya hayran olmamak benim için imkansız.. insanlar düşünceleriyle yıldızlara ulaşırken..ayaklarıyla topraga baglıdır:(
08.06.2006

Prof.Dr.Bilge Umar anadolununun ilkçağ tarihi ile ilgili çok önemli bir bilim adamı.Özellikle Luwi dil,luwi dil kökenli
yer adları ile tanıdığımız Umar çok az insanın cesaret
edebileceği bir başyapıt çıkarmış ortaya.Aiolis,Troas,Mysia,İonia,Lydia,Phrygia,Bithynia,Thrakia,Lykia,Kilikia,Karia,Kappadokia gibi araştırmalarından
toparlamalarla her Türkiyelinin,araştırmacının,arkeolo-
ğun,tarihçinin,sanat tarihçisinin danışabileceği anlatımı
her zaman olduğu gibi çok içten ve kendine özgü.
08.06.2006

Ermeni meselesi Ermenilerin yaptığı Soykırımı Birleşmiş milletler gündemine getirip Çıkartmayacağı sürece çözümlenemeyecektir...
birleşmiş milletlerin böyle bir karar almaması ermenilerin böyle bir soykırım yaptığı gerçeğini ortadan kaldırmayacaktır... ama çabuk hırsız ev sahibini kovalar hesabı, adaleti zanlının insafından beklemek abesle iştigal etmektir... Ermeniler 21yy azerileri soykırım yaparken bırakın kitap yazmayı
bunu haber dahi edememiş bir toplumun vatandaşları olarak aydınlanmadan anladığımız sadece günlük menfaatlerimizdir... İşgal altındaki topraklardaki Azeriler hala zehirli su içirilmek suretiyle gizli(insan hakları örgütlerininbilgisi dahilinde) bir soykırıma tabii tutulmaktadır...
üç kişinin ölmesinden televizyonları gazeteleri basım yayımın bütün araçlarını aylarca oyalayanlar
bu olayda haber değeri görmediler...
...Hak tan yana bir nefes alana ne mutlu...
08.06.2006

Öyle bir aşk ki yaşanmamış, daha doğrusu yaşanamamış. 50 yıl platonik bir şekilde sürüp gitmiş.Zaten aşklar yaşanamayınca bu kadar uzun sürüyor ve bir destan oluyor. Ama artık zamanımızda aşkların bu kadar sabırla beklenmesi mümkün değil. Oysa Fermina ve Florentino kitabın başlarında güzel bir aşkla başlamışlardı. Mektuplar ve küçük notlar dışında görüşemiyorlar yüreklerinde sevgilerini büyütüp besliyorlardı. Daha sonra baba engeliyle karşılaştılar. Ama asıl sorun baba değildi. Fermina birden ona olan aşkın daha çok acıma olduğunu hissetti ve bitirdi. Babası tarafından doktorla evlendirilir..Florentino onu hem uzaktan izlemeye hemde sevmeye devam etmektedir. Bu arada hayatına başka kadınlarda girmekte kısa süreli ilişkileri olmaktadır. Fermina’nın kocası olur. Karşısında ilk Florentinoyu önce onu görmekten rahatsız olur ve evden kovar.. Artık 84 yaşındadır. Bir kadın bu kadar şanslı olabilir mi? Hem kocası hemde yıllarca onu bekleyen birisi tarafından böyle sevilmek.. Florentino’nun aşkı kesinlikle su götürmez. Ama benim dikkatimi kocasının ölürken Fermina’ya söylediği son sözleri çekti. “Seni ne kadar çok sevdiğimi Tanrı biliyor”
08.06.2006

“Benim başımdan geçenler, etrafımdakilerin başlarından geçenler hakikat mi, hayal mi yoksa tanrının bir rüyasımı sadece? O uyandığı zaman kaybolacak bir rüya olmasın bunlar, eğer ona dualar ediyor, ezgilerde onu yüceltiyorsak, bu onu uyutmak, sallayarak rüyalara dalmasını sağlamak isteğinden doğamaz mı?” Miguel Unomuno’nun Sis romanından alınmış bir paragraf..
Bu kitapta benim gözlemlediğim şey, sürekli başka kitaplardan alınan öyküler kısa hikaler şiirlerden bahsedilmiş. Yazar dağarcığını ortaya koymadan, sanki öyküleri açıklamaya onlar hakkındaki yorumlarını ortaya dökmeye çalışmış.. Ama bu yorumlar okuyucuya öyle çokda bir şeyler katıcak nitelikte değil ne yazıkki. Üstelik bu öykü yorumlarında aynı cümleler öyle çok tekrarlanmış ki, inanın aklıma kitap daha çok sayfa sayısına ulaşsın diye mi yaptı diye bir düşünce geldi?