Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

durana Tarafından Yapılan Yorumlar

13.11.2006

ermeni soykırımının osmanlı belgeleriyle yalan olduğu apaçık ortaya çıkıyor. bu kitabı okuyunca, tehcir kararının ne kadar haklı ve gerekli olduğunu anlayabiliyoruz. tehcir esnasında ermenilerin kayıp verdikleri doğrudur. çeşitli sebeplerle, hastalık, halkın saldırısı vb, ermeniler kayıplar vermiştir, doğrudur. ama, ordunun soykırım amacı gütmediği anlaşılıyor. ben bu kitabın hakettiği değeri gördüğüne inanmıyorum. ermeniler, soykırıma uğradıklarını yalan dolan haberlerle, düzmece belgelerle ispatlamaya çalışırken, yılların deneyimi ve birikimiyle yazılan, objektif, belgelerin asıllarını bile içeren bu kitabın, piyasaya çıktığından bu yana 8. basımının yayınlanması, gerçekten üzücü.
13.11.2006

oblomov; tembel, işe yaramaz, belki de cahil, çok zengin bir o kadar da saf, sıradan bir aristokrat kişilik. böyle bir kişilik çoğumuzun nefret ettiği özelliklere sahip olsa da, emin olun oblomova kızamayacaksınız. hatta onu çok sevecek ve zaman zaman acıyacaksınız. paranın insanı mutlu etmeye yeterli olmadığı güzel işlenmiş. çıkar amaçlı ve gerçek dostluklar da kendini belli ediyor. kitapta yer ve kişi tasvirlerine çok yer verilmiş. oblomovun uyanmasını, odasını, pijamalarını 2-3 sayfada anlatacak kadar ayrıntılı tasvir, zaten rus edebiyatının en bilinen özelliği. ama herşeye rağmen çok sürükleyici ve çok güzel bir kitap. en azından bu kitabı okuyan herkesin tembellikten nefret edeceğini garanti edebilirim. oblomovu okuyun, okutun.
13.11.2006

eğitim-öğretimin laik olmasının gerekliliğini, emile zolanın bu müthiş eserinde daha iyi anlıyoruz. kilisenin ortaçağ zihniyetinin, bağnaz tutumunun her zaman varolduğunu belirterek, yobaz insanları ölçülü bir şekilde eleştirmektedir. tutucu bir çevrede, aşırı muhafazakar bir ailenin damadı olan laik, demokrat, aydın bir öğretmenin verdiği haklı mücadeleyi, çektiği zorluklar, yaşadığı acılar, ama herşeye rağmen fikirlerinden taviz vermeyen marc fromentin hikayesine kendinizi kaptıracaksınız. sadece, ama sadece doğrunun, gerçeğin savunucusu marc froment, belki de çoğunuzun favori roman kahramanı olacaktır.
13.11.2006

yazar, taşnak partisinin lideri, öylesine gerçekti ve öylesine haklı ki, partinin paristeki konferansına sunduğu bu belgenin ilerde yayınlanmasına yasak getirileceğini sürekli dile getirmiş. ermenilerin, yani ermeni halkın temsilcileri olarak kendilerinin, emperyalist devletler tarafından kullanıldığını samimi bir şekilde itiraf etmiş, yapılan savaşlardan sonra ermenilerin yıprandığını, türklere karşı savaşmanın imkansız, bolşeviklere karşı direnmenin gereksiz olduğunu belirtmiştir. o günün koşullarında yapmış olduğu değerlendirmeler çok objektif. yapılan savaşlarda ermeni halkın sefil olduğunu, bolşevikler tarafından işgal edildiklerini ve sovyetlere bağlandıklarını, bu şartlar altında direnmenin ve bağımsız ermenistanı kurmanın mümkün olamayacağını savunmuştur. nitekim, bölgedeki türkiye&azerbaycan ittifakına karşı, sovyetler hakimiyetine girmek istememelerine karşın, bolşeviklere direnmemek gerektiğini belirtmiştir. bütün bunlara dayanarak, taşnak partisinin de bağımsızlık hayallerinden vazgeçmesini ve kendisini feshetmesi gerektiğini belirtmiştir. ancak bu gerçekleri kabullenmenin ermeni halkı için, özellikle de taşnak partisi üyeleri için çok zor olacağını, hatta kabul etmeyeceklerini, sonuna kadar direneceklerini kendisi de biliyordu. alacağı tepkilerin hepsini göze alarak, düşüncelerini parti konferansında dile getirmiş. kaçaznuni, ermenilerin tehcir edilmesinin, türkiyenin, kendi menfaatleri için verebileceği en mantıklı karar olduğunu belirtmiştir. bugün ermenistanda ve ermeni soykırımı yalanını kabul eden diğer emperyalist devletlerde bu kitabın yasaklanması, kütüphanelerden toplatılması kesinlikle rastlantı değildir. bu belgeyi rus arşivlerinden bulan sayın mehmet perinçek'e ve dilimize kazandıran arif acaloğlu'na türk milleti olarak şükran borçluyuz. ermeni soykırımının ermeni belgeleriyle yalanlanması, yalancı emperyalistleri kendi silahıyla vurmaktır. öyle ki, mehmet perinçek'in 26 sayfalık önsözü bile soykırımın yalan olduğunu ispat eder nitelikte.
26.03.2006

ezilen, sömürülen, hakkını aramasını bilmeyen ama yeraltında, patronlara her zaman küfrederek, mecburiyetten çalışmak zorunda kalan işçiler için bir umuttu etienne. binlerce işçiye fikirlerini benimsetip, sömürüye karşı isyana öylesine teşvik etmişti ki, sonucuna kendisi bile şaşırmıştı. ama romanın kilit ismi, etienne nin fikir babası souvarine'nin bu işteki rolünü görmezden gelemeyiz...
yazar sosyalizmi gerçekten başarıyla işlemiş, ama sanatı ideolojiye alet etmemiştir. anlatımı belki ağır olabilir ama herşeye rağmen çok sürükleyici bir kitap.