Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Cansu Özmen Tarafından Yapılan Yorumlar
Çalıkuşu Feride gibi ağaç tepelerine tüneyip mahallede olan biteni izlemeyi seven Nurgül adlı meraklı, cesur bir çocuğun büyüme yolculuğu anlatılıyor. Nurgül’ün kendi hikâyesini oluşturma çabasını görüyoruz kitapta. Sevgi, şefkat, meslek seçimi, dayanışma, özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar, okullardaki zorbalık.. Bu konuların hepsi çok güzel bir biçimde harmanlanmış kitapta.
Nurgül köşkte yaşayan yaşlı Şahika Hanım’la çok iyi arkadaş. Aynı zamanda komşuları olan özel eğitime ihtiyaç duyan Bedir ile de. Bedir’in tekrar okula başlamasını sağlıyor, okulda bir atölye kurulmasına öncülük ediyor. Bir gün Şahika Hanım ortadan kayboluyor, köşk yıkılıyor. Özel eğitimli olan arkadaşı Bedir ve Şahika Hanım’a ait bulduğu defter sayesinde ipuçlarını takip ederek sonuca ulaşıyor ve onu buluyor. Maalesef bu üzücü, beklenmedik bir son oluyor. Ancak Şahika Hanım’ın ona bıraktığı piyanoyla, kendi deyimiyle yapbozunun kayıp parçası tamamlanmış oluyor. Ve geleceğine karar veriyor artık Nurgül…
“Herkes fırsatta insanlar için iyilik yaparsa onlar da bunu iletip başkalarına iyilik yapar ve sonra bütün dünya birbirine iyilikler yapmaya başlar.”
Bir süre hastalıkla mücadele ettikten sonra tekrar hayata merhaba diyen 13 yaşındaki Jordan için değişim zamanı! O ve ailesi daha sağlıklı bir yaşam sürmek için kırsala taşınırlar ve yeni okulunda arkadaşlık kurmakta zorlanır, bir gün yaşadığı sorun nedeniyle okuldan kaçar. Ve evsiz Harry ile tanışır. Annesinin beslenmesine koyduğu çorbayı ona ikram eder. Hastanede arkadaşlık kurduğu Rio ile birbirlerine verdikleri “her fırsatta iyilik yapma” sözünü hatırlar. Önce Harry’e sonra başka evsizlere çorba ikram etmeye başlar ve ablasının da yardımıyla sosyal medyada bu dayanışma dünyaya yayılmış olur. İnsanlar şöyle der: “Bu sadece çorba değil, bu insan nezaketinin candan bir sıvıya dönüşmüş hali.”
Okuduktan sonra sımsıcak bir çorba içmiş gibi içiniz ısınacak ve tadı hayatınız boyunca hatrınızda kalacak.
Öğrencilerime tavsiye etmek için bol bol çocuk edebiyatı okurum. Bu kitap listemin başındadır her zaman.
Endişeleriniz, düşünceleriniz, çıkmazlarınız var. Ve odanızın duvarında bir Endişe Ağacı resmi. Üzerindeki hayvanların her birinin sorumlu olduğu endişe görevleri var sizi bu endişelerden, korkulardan, sorunlardan uzaklaştırıyorlar. Düşünmesi bile şahane değil mi! İşte Juliet de bu şekilde endişelerini aşmayı öğreniyor bir bir..
Kitabın sonunda bir uygulama alanı da var. Öğrencilerinize, çocuklarınıza uygulatırsanız harika olur. Kitap adeta bir rehber..
Herkesin bir endişe ağacı olması ve bu endişelerini ağaca asması dileklerimle..
“Seni unutmamın mümkün olmadığını, insanın kendini unutamayacağından biliyorum.”
Birbirlerinden ayrı dünyalarda yaşayan birbirlerinden habersiz iki çocuk.. Taiyang ve Yue. Yazarın Yin Yang’dan yola çıkarak oluşturduğu karakterlerin isimlerinin anlamları, Güneş ve Ay. İki arkadaştan biri aydınlığı diğeri karanlığı simgeliyor. Birbirlerini bulduklarında da birbirlerini tamamlıyorlar. Yolları Güney Çin'deki Guangzhou eyaletinin varoş sokağında tesadüfen kesişiyor ve aralarında derin bir bağ oluşuyor ilk görüşmelerinden itibaren. İki arkadaşın aileleri, yaşam tarzları farklı olmasına rağmen birbirlerinden o kadar çok şey öğreniyorlar ki.. Kitap boyunca aralarındaki sıcaklığı hissediyorsunuz, kitapla ilgili ipucu vermemek için devamını yazamıyorum ancak gözyaşları içinde bitirdim kitabı.
Herkesin bir “canım arkadaşım” olması dileklerimle..
Kitabın kahramanı, küçük yaşta annesini kaybediyor, daha sonra babası hastalanıyor, babası ölünce de bu kez erkek kardeşinin sorumluluğunu alıyor. Ayrıca erkek kardeşiyle yaşadığı kötü ve üzücü durum onun hayatını etkiliyor. Kuru Kız, mahalledeki baskılardan o kadar sıkılıyor ki sanki algısızmış, kafasızmış gibi davranıyor. İçten içe herkesle alay ediyor aslında. Toplumun ahlaksızlığı, adaletsizliği, sahtekarlığı, merhametsizliği, iki yüzlülüğü komşular üzerinden ince ince işlenmiş romanda. Erkek kardeşi öldükten sonra da internet ve akıllı telefon sayesinde yeni bir evrene yolculuğu başlıyor sanki. Bilmediği her şeyi öğrenmeye çalışıyor, hiç gitmediği ülkelerin hayalini kuruyor. Ve gidiyor da… Dünyanın en uç köşesi denebilecek Ushuaia’ya. .
“O ölümsüz olmak istemiyordu, yaşadığının tersi bir hayatı yaşamak istiyordu sadece. Yaşadığı hayat kadar yaşarsa harika olur. İçinin ağladığı bir kırk yıldan sonra içinin güldüğü bir kırk yıl. Bir tür palindrom.”