Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Cansu Özmen Tarafından Yapılan Yorumlar

17.11.2025

Gary’nin yaşamıyla kurduğu o ince, duygusal köprü bu kitapta öyle ustaca örülüyor ki kendimizi anne-oğul ilişkisine tanıklık ederken hem hüzünlü hem de umut dolu bir yolculuğun içinde buluyoruz. Onun dünyaya karşı dimdik durma çabası, annesinin sınırsız hayalleriyle çatıştıkça büyüyen bir iç gerilim yaratıyor. Gary’nin ironisi, dramatik anları bile yumuşatıp insanın kalbine işleyen bir duygu bırakıyor. Kitap, “büyümek” denen o sancılı sürecin aslında kaç yaşında olursak olalım tam anlamıyla bitmediğini hatırlatıyor. Özel olan ise şu: Kitap hem çok kişisel hem de evrensel; herkes kendi çocukluğunun bir parçasını bir yerlerde bulabiliyor.
02.10.2025

Ayfer Tunç’un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi başta zorlayıcı görünüyor; karakter çokluğu ve sürekli eklenen hikâyeler insanı ürkütüyor. Ama elli sayfadan sonra kurguya kapılıyorsunuz. Deliler evi sadece bir akıl hastanesi değil; toplumsal, tarihsel, kişisel meselelerin kesiştiği bir merkez. Mühendisinden hastasına, esnafından bürokratına kadar herkesin sesi var. Bir yerde hademenin hikâyesindeyken biraz sonra başhekimin zihnine geçiyoruz. Bu çok seslilik devasa bir Türkiye panoraması oluşturuyor. Tunç’un dili mizah ve trajediyi harmanlıyor; gülerken hemen ardından hüzünlü bir detay sizi yakalıyor. Delilik ile akıllılık arasındaki sınır bulanıklaşıyor, çoğu zaman deliler daha mantıklı görünüyor. Roman boyunca ayrı hikâyeler “Kara Çarşamba”da birleşiyor, büyük bir düğüm çözülüyor. Bu ustalıkla kurulan bütünlük, romanı sadece bir hastane değil, bir ülkenin hikâyesi haline getiriyor. Sabırlı okurlar için eşsiz bir deneyim.
07.08.2025

Poppy’nin kendi dünyasını ve sorumluluklarını keşfedişi çok içten işlenmiş. Kitapçı sadece bir dükkân değil; sanki Poppy’nin kendi küçük dünyası ve hayallerin sığınağı.

En çok hoşuma giden, Poppy’nin cesareti ve olgunlaşma süreciydi. Abisinin kaybolmasıyla kitapçının yükünü omuzlarında hissetmesi, onun karakterini çok net ortaya koyuyor. Yalnızca fantastik bir hikâye değil; aynı zamanda kayıplar, dostluklar ve hayata tutunmanın önemi üzerine bir yolculuk.

Sihirli öğeler ve gerçek dünya sıkı sıkıya iç içe geçmiş, bu da kitabı hem sürükleyici hem de dokunaklı kılıyor.

Poppy ile birlikte büyümek, onun gözünden dünyayı görmek çok güzeldi.

Öğrencilerimin kitap listesine ekleyeceğim, keyifli okumalar… :)
06.08.2025

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve açıkçası sayfaları çevirdikçe “Ben bu dili neden daha önce keşfetmemişim?” diye düşündüm. Çiçeklenmeler, Türkan’ın yavaş yavaş filizlenmesini anlatıyor.

Anlatım sade ama çok derin. Her bölümde farklı bir duygu tomurcuklanıyor gibi… Bazen geçmişin izleri, bazen büyümenin sancısı, bazen de suskunluğun çığlıkları.

Türkan’ın içsel yolculuğu; onun kırılganlığı, yalnızlığı, korkusu yumuşak kelimelerle açılmış bir çiçek gibi. Bu çiçeklenme hikayesinde, küçük adımlar bile devrim gibi geliyor ona. Orhan sonrası sessizlikte tanıyor kendini, Ulaş’la birlikte düşündüğü her duygu onu heyecanlandırıyor.

Kitap sadece bir kadın hikâyesi değil; kaybın, benliğini yeniden bulmanın ve umutla hayatı kucaklamanın romanı.
06.08.2025

Kurgusu basit gibi görünüyor: Bir çocuğun ölümü. Ama anlatılan sadece bir kayıp değil, bir annenin kalbinde büyüyen sessizlik, bir babanın kelimelere dökemedikleri ve bir ailenin acıyla baş etme şekli. Duygusu ince ince, ilmek ilmek örülüyor.

En çok da Agnes karakteri etkiledi tabii ki beni. Kitap boyunca sanki o yaşıyor da ben sadece izliyormuşum gibi hissettim. Doğayla kurduğu bağ, çocuklarıyla ilişkisi, kederle baş etme biçimi… yüksek sesle ifade edilmiyor hiçbir şey ama her şey hissediliyor.

Shakespeare’in adı bir kez bile geçmiyor kitapta, ama o adamın kim olduğunu çok iyi anlıyorsun zaten. Kelimelerin arkasındaki o suskunluk, sahnelerin sessiz tanığı oluyor.

Yavaş okunması gereken bir hikâye değil, bir hissin romanı bu.