Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Cansu Özmen Tarafından Yapılan Yorumlar

16.04.2025

Romanın merkezinde Ada ve Tuna var; çocuklukla başlayıp yıllara yayılan, dostluktan aşka evrilen karmaşık ama çok gerçek bir bağın iki ucu. Ada, hayata tutkulu, duygularını yoğun yaşayan, biraz savruk ama güçlü bir kadın. Tuna ise içine dönük, hassas, geçmişe bağlı bir adam. Aralarındaki ilişki, sadece bir aşk hikâyesi değil aynı zamanda büyümek, kaybetmek ve yeniden başlamak üzerine. Diğer karakterler bile özenle işlenmiş ve her biri hikâyeye ayrı bir tat katmış. Kitabın dili şiirsel, yer yer masalsı. Buket Uzuner bir dönemin ruhunu, İstanbul’un atmosferini ve insanın iniş çıkışlarını o kadar ince işlemiş ki hikâyenin içine usulca süzülüyoruz sanki.

Kitap bittiğinde biraz yorgun ama güzel ve etkileyici bir rüyanın içinden çıkmış gibi hissediyorsun.. Bitince de eksik kalmış gibi olacaksınız eminim çünkü o dünyadan çıkmak kolay değil. :)
16.04.2025

“Bazı kayıplar, yalnızca insanlar ölünce yaşanmıyor. Bazı kayıplar, çocuklukla birlikte gömülüyor.”

Bir Türk Ailesinin Öyküsü, sadece kişisel bir anı kitabı ya da otobiyografik bir roman değil. Kitap hem bir çocuğun büyüme hikayesi hem de bir ülkenin kabuk değiştirirken yaşadığı sancıların tanıklığı. Savaşın aile yapısını nasıl parçaladığını, çocukların nasıl erkenden büyümek zorunda kaldığını, kadınların hem duygusal hem maddi anlamda nasıl bir yük taşıdığını çok yalın ama bir o kadar etkileyici bir dille anlatıyor.

Kitabın başlarında o sıcacık ev, kalabalık ama bir o kadar düzenli aile yapısı, savaşın başlamasıyla yerle bir oluyor. Baba savaşa gidiyor, ailedeki erkek figürlerin eksikliği sadece fiziksel değil, ruhsal bir boşluk da yaratıyor. İrfan’ın büyüme süreci tam da burada başlıyor aslında. Ve onunla birlikte toplumumuzun da değişmesi.
20.03.2025

Orhan’ın içsel bir yolculuğunu keşfederken, aşkın karanlık taraflarını gözler önüne seren bir kitap Aşıklara Yer Yok. Orhan, Firdevs’e duyduğu tutkulu aşk ile kendisini tamamen ona teslim eden ancak bu teslimiyetin sınırlarını çizemediğinden sık sık hüsrana uğrayan biri. Kitap, Orhan’ın geçmişiyle ve ailesinin onun üzerindeki etkisiyle hesaplaşmasını derinlemesine inceliyor. Aşkın, bazen bir bağımlılığa dönüştüğü, bazen de özgürleşmeye engel olduğu karmaşık yapısı anlatılıyor.

Orhan’ın içinde bulunduğu durum tam bir çıkmaz. Bu, sevdanın da ötesine geçen kişisel yetersizlik, özlem ve geçmişle hesaplaşma meselesi..

Tarık Tufan sadece bir aşk hikayesi anlatmıyor aksine, aşkın ve ilişkilerin içinde kaybolmuş bir insanın duygusal yolculuğunu bize aktarıyor. Kitabın sürprizli yerleri de okunuşunu heyecanlı kılıyor.
20.03.2025

“Sessizlik asla ihanet etmeyen bir dosttur.”

Kısa ama derin anlamlar barındıran bir hikâye. Bir otelin tuvaletinde çalışan ve on çocuğunun olduğunu iddia eden bilge bir kadın Bayan Ming var. Ancak Çin’de tek çocuk politikası varken bu nasıl mümkün olabilir?

Bayan Ming’in anlattığı hikâyeler sadece birer uydurma mı, yoksa içlerinde büyük bir hakikat mi saklı? Kitap boyunca bu sorunun peşinden giderken aslında her bir çocuğun, hayatın farklı bir yönünü temsil eden birer metafor olduğunu anlıyoruz. Yazar bize sadece bir kadının anlattıklarını değil, insanlığın derinliklerine dair düşünceler de sunuyor.

Hikâye, sıcak ve akıcı diliyle bir oturuşta bitirilecek bir kitap.
20.03.2025

Kitap, bir kelebek koleksiyoncusu olan Frederick Clegg’in, sanat öğrencisi Miranda’ya olan saplantılı aşkını ve onunla “kusursuz” bir ilişki kurma hayalini konu alıyor. Ancak bu ilişki, sağlıklı bir romantizm değil, tehlikeli bir güç mücadelesi. Frederick, asosyal, içine kapanık ve kadınlarla gerçek anlamda bir bağ kuramamış biri. Miranda’yı kaçırıp bir mahzene hapsederek onun sevgisini kazanabileceğini sanıyor. Ama Miranda özgür ruhlu, sanata ve düşünceye değer veren bir kadın. İşte bu iki karakterin arasındaki uçurum, kitabın gerilimini oluşturuyor. Frederick’in saplantısı ve Miranda’nın çaresizliği, roman boyunca birbiriyle çatışıyor. Karakterlerin zıtlığı gözümüze çarpıyor örneğin Frederick’in alt sınıftan gelmesi ve Miranda’nın entelektüel bir çevreye ait olması gibi.

Kitap insan doğasının en tehlikeli yönlerinin incelendiği psikolojik bir yolculuk adeta. Eğer karakter odaklı ve “rahatsız edici derecede” gerçekçi romanları seviyorsanız, bu kitap tam size göre.