Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

cagri_onal Tarafından Yapılan Yorumlar

26.01.2026

1973 doğumlu Türk kürekçi ve Kutup Fatihi Ali Rıza Bilal’in anı türündeki ilk kitabı 51 Gün Tek Başına-Antarktika Ekspedisyonu, Destek Yay. etiketiyle Aralık 2025’de raflardaki yerini almıştr. A.R.Bilal, Güney Kutbu’na tek başına yürüyen ilk Türk olarak tarihe geçmiş olup, 35 günlük bir sürede ve 704 km’lik bir yürüyüşle Grönland’ın doğusundan batısına geçen ilk Türk olma unvanını da kazanmıştr. “51 Gün Tek Başına...” kitabında, 2024 sonu ve 2025 başını kapsayan dönemde, başlangıç noktası olan Messner’den Güney Kutbu’na kadar uzanan 933 km’lik mesafeyi 51 günde tek başına kat eden A.R.Bilal’in kaleme aldığı anılar anlatılmaktadr. Edebiyatçı kimliği olmamasına rağmen, A.R.Bilal’in yazım dili akıcı ve öyle güzel ki; hiç sıkılmadan, cümlelerin birbiri ardına su gibi akıp gittiği bir okuma gerçekleşiyorsunz. Onunla birlikte heyecanlanıyor, onunla birlikte düşünüyor, onunla birlikte yürüyorsunuz. Ben okurken büyük bir keyif aldım. Bu tarz bir okuma gerçekleştirmek isteyenlere tavsiye ederm.
02.07.2025

Tulpar’ın Çığlığı, bilim kurgu türünde yazılmış toplam üç kitaptan oluşan serinin ilk kitabı. Severek okuduğumu söyleyebilirim. Anlatımın sürükleyiciliği ve dilin yalın kullanımı muhteşem. Salt bilimden ziyade Türk tarihi ve mitolojisinden de izler taşır. Biraz betimlemeleri az buldum; ama bu türü seviyorsanız okunacaklar listesine alınmalı ve okunmalı.

Dünyanın artık nefes almadığı bir dönem: 4520 yılının zehirli gökyüzü altında, cam fanusların içine hapsolmuş insanlığın hikâyesi... Bir yanda, atalarının açgözlülüğüyle çoraklaşmış bir dünya; diğer yanda, yapay ışıklarla aydınlatılmış sahte cennetler. Bu distopyada, insanlık ikiye bölünmüştür: Kalkanların içindekiler ve dışarıdakiler. Kalkanların içinde yaşayanlar, filtreli havayı ciğerlerine çekerken, dışarıdakiler zehirli kum fırtınalarında vahşileşmiştir. Ancak asıl trajedi, bu ayrımın bir yanılsama oluşudur. Çünkü her iki taraf da aynı kaderin tutsağıdır: Geçmişin gölgesi...
16.09.2024

Kendisi de aynı zamanda avukat olan Özlem Koçak; müvekkiller, dilekçeler derken dosyaların havada uçuştuğu koşuşturmalı bir iş yaşamının ortasında, “mavi bir yaz sabahı gibi” edebiyatın ışığıyla bizleri huzur dolu bir aydınlığa davet ediyor... Okurken oldukça keyif aldım. Sıkıcılıktan uzak, yalın bir dil ve sürükleyici bir anlatım hâkim romana. İlk kitap için oldukça başarılı...

Roman, genç bir avukat olan Deniz’in bir gün savcılıktan gelen bir telefon ile daha önce hiç bilgi sahibi olmadığı bir ceza davasında tanımadığı bir kişinin avukatı olduğunu öğrenmesiyle başlayan ve ofisine kargo süsü verilmiş gizemli bir paketin gelmesiyle devam eden bir dizi olayla başlar. Genç avukat, bir dedektif titizliğiyle peşine düştüğü bu gizemli paket ve dava vekilliği ile birlikte bambaşka maceraların içinde bulur kendini. Deniz ile İlker’in bir karanlığı nasıl aydınlığa kavuşturduklarına dair güzel bir hikâye... İlker, karakter ve eylemleriyle İnce Memed romanını hatırlatmıştır bana.
30.05.2021

Üniversitede okurken tanıdığım, yıllar geçse de zamanın eskitemediği bir dostluğun örneğidir bizimkisi. Değerli dostum Erdi Gök’ün ikinci ve öykü türündeki ilk kitabıdır “Cennet Sürgünü”. Luna Yayınları tarafından 2021 yılının Nisan ayında yayımlandı.
Kitapta birbirinden güzel dokuz öykü yer alır. Benim favori öykülerim; “Ben, Ateş” ve “Ninni” öyküleri. Her öykü başında yer alan illüstrasyonları çok beğendim. Mükemmeller... İllüstrasyonların mimarı Kübra Kubuş hanımefendiye, kitabı daha da bir güzelleştirdiği için teşekkürler...
Öykülerde gerek konu bakımından gerek karakter seçimleri bakımından “Kadın” daha çok ön plana çıkar. “Kadın odaklı öyküler” demek, pek de yanlış bir tanım olmaz. Yalın bir dil ve akıcı bir anlatım hâkimdir öykülere... Okuru bol olsun...
15.02.2021

Alkım Uysal’ın kalemini seviyorum; kalemiyle harikalar yaratıyor. Daha önceki yazdığı “Kelebek Yangını” ve “Öldüm...ve yazdım” adlı kitaplarında da olduğu gibi, okuyanın yüreğinde yine izler bırakıyor Alkım hanım, “Un Helvası” adlı eseriyle. Kitabı için seçtiği isim olan “Un Helvası,” gerçekten hoş bir seçim. Hayatta tıpkı bir un helvası gibi. Helva yenildiğinde ağızda güzel bir tat bırakır; ama bir yas evinde alınan tat buruklaşır. Hayat işte, acı tatlı anlarıyla yaşanır. Tıpkı kitapta anlatılan öykülerde olduğu gibi, Alkım hanım da bize bir Un helvası yapmıştır. Hayatın içinden... deruni hislerle...