Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

diablo023 Tarafından Yapılan Yorumlar

13.11.2025

Martin Eden beni çoğu kitaptan daha çok etkileyen bir yapıt olarak geçmişime yazdığım ,okumasam bir daha okumak isteyeceğim bir eser oldu.Sınıf farklarının bu kitapta da yer aldığı , "serseri" bir hayat süren baş karakterimizin burjuva yaşantısına sahip olan sevdiği uğruna çabaladığı azim dolu hayatını görüyoruz.Belki bir cümlede açıklamak özet geçmek gerekirse;kötü günde kimsenin önem vermediği , görmezden geldiği ama işlerin tam tersine döndüğünde yüzümüze bakmayan insanların o tiksindirici yakınlıklarını en küçük ayrıntılarına kadar yaşadığımız bir eser olmuş.Daha bir çok ayrıntıyı içeren sayfalar okumamız gereken bir yapıt olarak bize sunuluyor.
13.11.2025

Hiç kimseden tavsiye almadığım fakat okuma oranı ve paylaşımlarından merak edip aldığım Yaşamak, okuduğum çoğu eserin gerisinde kaldı benim için belki bazı okur arkadaşlar olur mu canım Harika bir eser diyebilir fakat karakter, yer, zaman ve mekan olgusuna değinmeden sadece şunları söyleyebilirim, bütünsellikten çok uzak; olay örgüsü karmaşık edebi olarak betimlemeleri çok zayıf kaldı. " Gazap Üzümleri" "Beyaz Diş" eserini okuyan biri olarak maalesef beni tatmin etmedi ve bundan çok daha güzel eserler okuduğum için fazla ilginin sürü psikolojisinden kaynaklandığını düşünüyorum. Pozitif olarak ele aldığım ve kitaptan yaptığım çıkarım şu oldu " Ne kadar acı yaşarsak yaşayalım, ne kadar canımız yanarsa yansın hayatta kalmak zorunda olduğumuzu." Göçüp gitmeden evlatlarımız ile sevdiklerimiz ile olabildiğince güzel bir yaşam sürmemiz gerektiğini hatırlattığı için teşekkü
13.11.2025

Romanın en çarpıcı yanı, aslında hepimizin zaman zaman kurduğu “keşke”lerin arkasında yatan duyguları açığa çıkarması. Matt Haig, akıcı ve sade bir dille, pişmanlıkların yanında yaşamanın kıymetini hatırlatıyor. Bazı anlarda ağır bir felsefi sorgulama yerine gündelik bir samimiyetle ilerlemesi, kitabı daha içten kılıyor. Her ne kadar bazı bölümlerde tekrar hissi verse de, özellikle yaşamla bağını kaybetmiş hislere dokunuşu güçlü. Kitap, okuyucuya kendi seçimleriyle barışma cesareti verirken tek bir doğru hayat, diye bir şey olmadığını hatırlatıyor
11.11.2025

Kıskançlık, insanın içindeki en tehlikeli duygulardan biridir. Bu duygu yalnızca kişinin kendisine zarar vermez, aynı zamanda kıskanılan kişi üzerinde de yıkıcı etkiler yaratabilir. Bu kitapta, bir kişinin, kıskandığı arkadaşının ölümünden sonra onun geride bıraktığı eserle onun hayatına sahip olma çabasını okuyoruz. Fakat, bu hırsın ona sunduğu ne kadar ödül olsa da, belli bir zamandan sonra beklediği değeri bulamamanın hüznüyle yapılan yanlışlar bir araya geliyor. Zamanla vicdan azapları ve iç hesaplaşmalar başlıyor. Kitap, son dönemin en çok beğenilen yapıtlarından biri olmasına rağmen, beni çok fazla etkilemedi. Ancak, karakterin içsel yüzleşmelerini ve yaşadığı duygusal fırtınaları okurken oldukça derin bir şekilde hissettim. Özellikle hikayenin sonlarına doğru gelen belirsizlikler, kitaba farklı bir merak katmış ve akışı hızlandırmıştı.
11.11.2025

Her sayfada "İnanmıyorum, gerçekten gerçekler bunlar mıymış? " dediğim ama kitabın son sayfasına kadar, aslında ortaya çıkan gerçeklerin, gerçek gerçek olmadığını anlarken yaşadığım heyecan çok büyüktü ve bu heyecan her şeye değerdi. Dan Brown'un kitaplarını merak ediyordum ama bu kitapları hangi sırayla okuyacağımı bilmiyordum. Herkes başlamam için farklı bir kitabı öneriyordu. En sonunda kitapları yazıldığı tarihlerin sırasına göre okumaya karar verdim. Böylelikle de okuduğum ilk Dan Brown kitabı "Dijital Kale" oldu. Kitap gerçekten çok sürükleyiciydi. Son sayfasına kadar heyecanım doruktaydı. Kendimi bir gerçeğe inandırıyordum ama her yeni sayfada bu gerçek değişiyordu. Sanki kitabın içindeymiş gibi yaşıyordum tüm olayları. Tam her şey bitti diye üzülürken bir anda kendimi tekrar gülümserken buluyordum. Severek okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap oldu. Uzun süredir böyle bir kitap okumamıştım. Ruhumun aksiyona ve adrenaline ihtiyacı varmış