Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
06ankara0606 Tarafından Yapılan Yorumlar
Ziya Gökalp’in Yeni Hayat adlı eseri, 64 sayfalık kısa bir kitap olmasına rağmen, içeriği itibarıyla yoğun bir fikrî dünyayı barındırıyor. Kitap, yaklaşık 30 dakikalık bir okuma süresinde tamamlanabilse de, arka planındaki ideolojik boyut, eseri yalnızca bir şiir kitabı olmaktan çıkarıyor.
Ancak, kitabın içerisinde yer alan bazı dizeler, benim için kabul edilebilir bir yan taşımıyor.Bununla birlikte, kitapta katıldığım ve beğendiğim dizeler de yok değildi. Özellikle Gökalp’in “Türklüğün bölünmezliği” vurgusu, millî kimliğin etnik ayrımların ötesinde bir bütünlük ifade etmesi gerektiğini dile getirdiği dizeler oldukça etkileyiciydi
Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Osmanlı’nın genel durumu ve o dönemdeki hadiseler ele alınırken, ikinci bölümde Suriye özelinde çeşitli problemler ve aksaklıklar tespit ediliyor. Vergi tahsili, memur alımları, memur maaşlarının yetersizliği ve görevlerin işlevsiz hale gelmesi gibi hususlar özellikle dikkat çekiyor. Dahası, Paşa yalnızca sorunları tespit etmekle kalmıyor; aynı zamanda çözüm önerileri de getiriyor.
Devlet adamlarının kaleme aldığı metinler, dönemlerine dair özel bilgiler barındırır. Bu eser de tam olarak böyle bir konumda. Midhat Paşa’nın bir devlet adamı olarak hazırladığı iki farklı raporu ihtiva eden bu kitap, hacim olarak küçük olsa da içerdiği bilgiler açısından cazip bir nitelik taşıyor. Dönemi, dönemin devlet adamının bakış açısından okumak isteyenler için değerli bir kaynak niteliğinde.
Kitap, her ne kadar “gezi yazısı” olarak geçse de aslında bir anı kitabı havasında. İstanbul’dan başlayarak trenle Almanya’ya giderken gördükleri, geçtiği şehirler, trende yaşadıkları ve Frankfurt’ta başından geçenler üzerinden ilerliyor. Okurken sanki bir büyüğüm bana hatıralarını sohbet eder gibi anlatıyormuş hissi uyandırdı.
Eserin kısa olması büyük bir avantaj; çünkü daha uzun olsaydı bir noktadan sonra sıkıcı olabilirdi. Kısalık, metne akıcılık ve okunabilirlik katmış. Bunun yanında dili sade ve anlaşılır, bu da okumayı kolaylaştırıyor.
Ahmet Haşim’in bu eserini hem türü hem de anlatımıyla sevdim. Özellikle kısa ama doyurucu gezi/anı yazıları okumak isteyenlere tavsiye edebilirim.
Alexander Aaronsohn’un Filistin’de Türklerle Birlikte adlı eseri, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı yıllarına dair bir hatırat olarak sunuluyor. Ancak kitabı okuduğumda gördüm ki, bu metin tarihsel bir tanıklıktan çok, ideolojik ve taraflı bir propaganda ürünü niteliği taşıyor.
Aaronsohn ailesini, Nili Casusluk Örgütü’nden biliyoruz. Nili, Osmanlı’ya karşı İngilizlere çalışan bir casusluk teşkilatıydı. Bu örgütün kurucuları arasında Aaronsohn kardeşler bulunuyordu. Alexander da, Nili’nin önde gelen isimlerinden Sara Aaronsohn’un abisiydi. Yani yazarın Osmanlı’ya ve Türklere bakışında tarafsızlık beklemek zaten mümkün değildi.
Ziya Paşa’nın Engizisyon Tarihi adlı eseri, 111 sayfalık kısa hacmine rağmen tarihin en karanlık dönemlerinden birine ışık tutuyor. Ancak bu ışık, ne kadar aydınlatıcıysa, o kadar da insanın içini sızlatan bir gerçeği görünür kılıyor: Dinin, iktidarın ve korkunun birleştiği yerde vicdan susuyor, insanlık kayboluyor.
Osmanlı’nın siyasi baskı altında olduğu, azınlık hakları ve reform taleplerinin arttığı bir dönemde, Ziya Paşa’nın bu eseri seçip tercüme etmesi tesadüf değildir. Avrupa’nın “medeniyet” adı altında Osmanlı’ya yönelttiği eleştiriler karşısında Paşa, adeta “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” dercesine, onların geçmişine ayna tutar. Engizisyon’un kanlı tarihi, Batı’nın o çok övündüğü adalet anlayışının temellerinde bile adaletsizlik, korku ve ikiyüzlülük olduğunu hatırlatır.