Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Ömer Faruk İnceler Tarafından Yapılan Yorumlar

Bir olayı 101 farklı metinle anlatarak anlatım biçimlerinin sınırsızlığına dikkat çekmesi, yazının ne kadar sonsuz bir eylem olduğunu güçlü bir şekilde hissettirdi. Edgü’nün sade, yoğun ve şiirsel dili, yazmanın sadece bir ifade biçimi olmadığını, bir düşünme, hatta yaşama biçimi olduğunu hatırlattı. Bu kitapla birlikte yazmanın sınırları olmadığını, her anlatımın bir yeniden doğuş olduğunu fark ettim. Azla çok anlatmanın ustalığı karşısında saygı duydum.

Her farklı anlatım, anlamın sonsuz yansımalarından biridir.
Yolun Gittiği Yer, bana anlatıdan çok sezgiyle okunacak bir alan sundu. Öyküler kısacık ama etkisi uzun ve derin. Her sayfada bir duraksama, her satırda bir çağrışım. Zaman, kişi ya da olay aramadım.Hislere ve çağrışımlara tutundum. Cümleler bittiğinde bile içimde dönmeye devam etti bazı kelimeler. Bu kitapta anlatmak kadar anlatmamak da güçlü bir tercihmiş, onu fark ettim. Bazen suskunluk da anlatırmış, hem de çok şey.Ferit Edgü bunu ustalıkla göstermiş.
Çalıkuşu’nu okurken Feride’nin iç yolculuğuna eşlik etmek hem düşündürdü hem de duygulandırdı. Onun güçlü duruşu, başına ne gelirse gelsin yılmadan yoluna devam edişi bende hayranlık uyandırdı. Öğretmen olarak Anadolu’nun farklı yerlerinde verdiği mücadele, mesleğe ve insanlara duyduğu sevgiyle harmanlanmış. Feride’nin çocuklukla başlayan serüveni adım adım olgunluğa evriliyor. Aşk, yalnızlık, gurur ve aidiyet gibi temalar güçlü bir şekilde hissediliyor. Kitabı bitirdiğimde Feride sanki bir roman karakteri olmaktan çıkmış, hayatımda yer etmiş bir insan gibi kaldı içimde. Onunla hem yürüdüm hem büyüdüm. Çalıkuşu, uzun süre aklımda yer edecek türden bir eser.
Doğu Öyküleri, kelimelerden çok suskunlukla yazılmış bir kitap gibi. #y:853 ’nün dili, çoğu zaman birkaç kelimeyle bir hayatı anlatıyor. Ama mesele sadece ne anlattığı değil, nasıl sustuğu. Her öyküde, satır aralarında bir yalnızlık, bir çaresizlik dolaşıyor. Doğu’nun soğuğu gibi keskin, rüzgarı gibi sessiz ama iliklere işleyen bir sızıyla. Edgü, bize öykü anlatmıyor, bizi öykünün tam ortasında bırakıyor. Ve belki de en çok bu yüzden çarpıcı. Çünkü bazen en ağır yük o cümle söylenmeden önceki sessizlikte gizli.

Sessizliğin içinde yankılanan hayatlar var bu sayfalarda.
Her gece söylenen bir masal, aslında insanın kendini hayatta tutma çabasıymış. Her masal bir başka masalı doğuruyor, her karakterin içinden başka bir insan çıkıyor. Gerçekle hayal arasındaki çizgi öylesine ustalıkla silinmiş ki, bazen masalların değil de kendi rüyalarımın içindeymişim gibi hissettim. Kimi zaman devenin peşinde çölde kayboldum, kimi zaman sarayın ihtişamında boğuldum. Ama en çok da kelimelerin gücüne inandım. Çünkü bu kitap bana şunu hatırlattı;

Bazen bir hayatı sadece anlatılan bir hikâye kurtarabilir.