Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Ömer Faruk İnceler Tarafından Yapılan Yorumlar

Bihruz Bey karakteri, aslında sadece bir bireyi değil, o dönemde Batı’yı yüzeysel bir şekilde taklit eden koca bir gençliği temsil ediyor. Her şeyin dış görünüşten ibaret olduğu bir hayatın peşinden koşarken içinin ne kadar boş kaldığını fark edememesi oldukça düşündürücüydü. Periveş’e olan aşkıda gerçek bir sevgiden çok, kendi yarattığı hayalin peşinden gitmek gibiydi. Fransızca konuşmaya çalışmaları, abartılı kıyafetleri ve arabasıyla tam bir vitrin insanıydı. Ama vitrin ne kadar süslü olursa olsun, içinde bir şey yoksa o parıltı bir yere kadar gidiyor. Kitap, hem dönemin toplum yapısını eleştiriyor hem de hâlâ geçerli bir mesaj veriyor: Görünmek, olmak değildir.
Beynimizin cinsiyete göre nasıl yapılandığını bilimsel verilerle anlatan, oldukça dikkat çekici bir eser. Erkek ve kadın beyinleri arasındaki farkları hem biyolojik hem de davranışsal yönleriyle ele alması, konuyu daha iyi anlamamı sağladı. Özellikle hormonların karar alma, empati kurma ve iletişim üzerindeki etkilerine dair bölümler çok etkileyiciydi. Kitapta sadece farklılıklardan değil, bu farkların günlük yaşantımıza, ilişkilerimize ve toplumsal rollerimize nasıl yansıdığından da söz ediliyor. Serkan Karaismailoğlu, açık, akıcı ve öğretici bir tarza sahip. Karmaşık konuları sade bir dille anlatması okumamı kolaylaştırdı. Bilimsel olmasına rağmen okuyucuyu sıkmadan ilerlemesi büyük avantaj. Toplumsal önyargıları sorgulatan bu kitabı, insan ilişkilerini daha iyi anlamak isteyen herkese öneririm.
Biomortem’i okurken gerçekten büyülendim. Bilimkurgu ve gerilimi bu kadar ustaca harmanlayan bir kurgu uzun zamandır karşıma çıkmamıştı. Hikâyenin içine öyle bir girdim ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Bilimsel detaylar hem gerçekçi hem de merak uyandırıcıydı; hiçbir şey yüzeysel geçilmemiş. Özellikle karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar ve kitabın felsefi alt metni beni derinden etkiledi. Ölüm kavramını sorgulama biçimi uzun süre aklımdan çıkmadı. Yazar, insanın içsel yolculuğunu ve hayatta kalma arzusunu öyle güzel bir şekilde işliyor ki, okurken bazen kendimi o karakterlerin yerine koydum. Kitabı bitirdiğimde “Vay be” dedim; hem düşündüm, hem heyecanlandım, hem de çok keyif aldım. Biomortem, kitaplığımda özel bir yere sahip artık. Bilimkurgudan hoşlanan, derinlikli ve düşündürücü eserler arayan herkese gönülden tavsiye ederim.
Mod Terapisi’ni okurken hissettiğim şeyi tarif etmek zor: Sanki içimde yıllardır konuşamayan biri nihayet kelimelere kavuştu. Her modun bir çocukluk sesi, bir savunma hali, bir hayatta kalma biçimi olduğunu görmek beni önce sarstı, sonra rahatlattı. Bu kitap, psikolojiye mesafeli duranları bile içine çekecek kadar insani, sade ama etkili. Ne fazla akademik, ne de yüzeysel; tam kararında. Kendimi bir terapi odasında değil, anlayan bir dostun yanında hissettim. Kendine ‘Ben neden böyleyim?’ diye soran herkesin okuması gereken bir kitap bu. İçeriğiyle derin ve zihne kazınan türden. Her sayfası farkındalık, her paragrafı küçük bir uyanış. Tavsiyem: Kendini tanımaya niyetliysen, bu kitaba kulak ver.
Yılanı Öldürseler beni derinden etkileyen kitaplardan biri oldu. Yaşar Kemal’in dili hem sade hem de insanın içine işleyen bir güce sahip. Okurken öyle anlar geldi ki, elimdeki sayfayı çevirmeden önce derin bir nefes almak zorunda kaldım. Bir çocuğun omuzlarına yüklenen acı, adaletsizlik ve çaresizlik o kadar gerçekti ki, bazı yerlerde gözlerim doldu. Töre, aile, toplum baskısı… Hepsi tek tek insanın içine dokunuyor. En çok da, büyüklere ait kirli bir dünyanın bedelini bir çocuğun ödemesi içimi parçaladı. Bu kitap sadece bir hikâye değil, aynı zamanda yüzleşmekten kaçtığımız pek çok gerçeği de suratımıza çarpan bir eser. Yaşar Kemal’in bu kadar yalın bir dille böylesine derin duygular anlatabilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı. Bitirdiğimde içimde hem öfke hem de büyük bir hüzün kaldı.