Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Ömer Faruk İnceler Tarafından Yapılan Yorumlar
Dolaptan Temaşa kısa ama etkisi uzun süren bir metin benim için. Ahmet Mithat’ın dönem diliyle kurduğu anlatım ilk sayfalardan itibaren beni hem dilin ritmine hem de hikayenin ironik havasına alıştırdı. En çok hoşuma giden şey, yazarın mizahı ve gerilimi aynı anda hissettirmesi oldu. Bir yandan gülümsetti, bir yandan da olayların nereye varacağını merak ettirdi. Dönemin ahlak anlayışını adeta bir temaşa gibi izletiyor insana. Kısalığına rağmen finalde bıraktığı o sarsıcı etkiyle küçük bir öykünün ne kadar güçlü olabileceğini bana bir kez daha gösterdi.
İnsanın en gizli dolabı kalbidir. Orada sakladıklarını kimse görmez sanır, ancak bir gün mutlaka kendi sesiyle kapağı açılır.
Bazı Tabirler Çok Güzel, Bazı Kelimeler Çok Güzel’in bıraktığı o dilsel sıcaklığı bir adım ileri taşıyor. Bu kez sadece kelimelere değil, onların birlikte oluşturduğu anlam katmanlarına dokundum. Günlük konuşmalarda fark etmeden kullandığımız deyimlerin ardındaki zenginliği görmek, dilimizin ruhuna yeniden hayran bırakıyor insanı. İlk kitapta kelimelerin yalnız güzelliğini keşfetmiştim, burada ise o kelimelerin yan yana geldiğinde nasıl bir dünya kurduğunu gördüm. Her tabir sanki geçmişten bugüne uzanan bir ses gibi, tanıdık, samimi ancak derin. Lügat365’in dili sevdirme biçimi hala aynı. Sade, içten ve estetik. Okudukça dilin aynı zamanda bir aidiyet duygusu olduğunu fark ettim.
Kelimeler anlam taşır, tabirler ise ruh.
Bekle Beni’yi okurken bir sevginin sessiz mücadelesine, söylenemeyenlere, yarım kalmış cümlelere ve zamana emanet edilmiş umutlara tanıklık ettim. Her sayfada özlemin kalp atışını duydum. Öyle bir özlem ki, yakmadan ısıtan, unutmadan yaşatan cinsten. Karakterlerin iç dünyası, o bekleyiş hali hem yorgun hem de dirençliydi. Bence Bekle Beni geçmişle, pişmanlıkla, ama en çok da umudun tükenmeyen direnciyle yüzleşmeyi gösterdi. Kitap bittiğinde içimde bir sessizlik kaldı, ne tamamen hüzün ne de tam bir huzur. İkisinin arasında, insanı uzun süre düşündüren bir sükunet gibi.
Unutmak kolay sananlar, bekleyenin kalbinde zamanı hiç duymamışlardır.
Işık Öğütçü ’nün Unutma kitabı, sade diliyle geçmişle bugünü buluşturma çabasında bir şiir yolculuğu sunuyor. Şiirlerinde duygular net, bu da kitabı herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir sıcaklığa taşıyor. Ancak ben şiirlerde daha derin bir katman, içe dokunan bir yankı aradım ve bunu tam anlamıyla hissedemedim. Yine de Öğütçü’nün duyguyu doğrudan ve samimi biçimde aktarma niyeti hissediliyor. Unutma, derinliğinden çok içtenliğiyle hatırda kalan bir kitap olmuş.
Bazı şiirler okuru sarsmaz, sessizce yanına oturur.
Unutma’nın dizeleri de tam olarak bunu yapıyor.
Cemile, sade ancak etkili bir hikaye anlatıyor. Fabrika duvarlarının ardında ezilen emekçilerin, umutla yıpranmış bir kuşağın sesini okudum. Orhan Kemal'in dili yalın, duygusu yoğun, süslü betimlemelerden uzak, insanın ve toplumun gerçeğine odaklı bir anlatım kuruyor. Cemile'nin bakışlarında, yoksulluğun gölgesinde filizlenen insan onurunu, sevmenin ve direnmenin sade güzelliğinin harmanlandığını görüyoruz. Aynı zamanda hem kırılganlık hem de kararlılık var. Her sayfada insan, kendi içindeki direnci ve yaşamın yüküne rağmen ayakta kalmanın anlamını yeniden hatırlıyor.
O, hayatın dar sokaklarında bile zarafetiyle yürüyen bir kadındı, yorgun ama asla yenik değil.