Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Ömer Faruk İnceler Tarafından Yapılan Yorumlar

Ahmet Ümit’in Sis ve Gece ’sini bitirdim. Yazarın ilk kitabı olduğunu bilmeyerek başladım. Beklentim biraz daha yüksekti. Ne yazık ki beni içine çekemedi. Kurgu boyunca bir türlü o beklediğim heyecanı, gerilimi yakalayamadım. Olaylar ilerlerken aynı duygu ve düşüncelerin tekrar tekrar dile getirilmesi temposunu iyice düşürdü. Karakterler derinleşmek yerine sanki aynı noktada dolandı durdu. Elbette Ahmet Ümit’in ilerleyen yıllarda çok daha güçlü işler çıkardığını biliyorum, ama bu roman benim için o etkiyi yaratamadı. Bir polisiye romanda beklediğim sürükleyici akış ve merak unsuru eksikti.

Baştan sona bir sis vardı, ama o sisin içinde kaybolmak yerine dışarıdan bakıp kaldım.
Her şeyin bir olasılığı varsa, hiçbir şeyin kesinliği yoktur. Olasılıksız , bu cümleyi iliklerime kadar hissettiren bir deneyimdi. Klasik gerilim romanlarından ayrılıyor çünkü mesele sadece ne olacak? değil, neden oluyor? , ya başka türlü olsaydı? sorularının peşinden gitmek.

Adam Fawer , matematikle inancı, mantıkla kaosu iç içe geçirmiş. Kurgu sürükleyici ama asıl çarpan alt metindeki sorgulamalar. Hayatın rastlantılarla mı, seçimlerle mi şekillendiğini sorgularken, aslında kendi zihnimin labirentlerinde dolaştım.

Bir ihtimal daha var ve o da bu kitabı okuduğum için iyi ki dedirtti. Bazı kitaplar bizi eğlendirmez, bizi dönüştürür. Olasılıksız tam olarak bunu yaptı. Gerçeklik kavramına bir parantez açtı, içime bir kuşku bıraktı.

Belki de hepimiz zaten yazılmış bir algoritmanın parçasıyız. Kim bilir?
Zehra, kıskançlık duygusunun insanı içten içe nasıl erittiğini, bir duygunun kontrolsüzce büyüyüp tüm hayatı ele geçirdiğinde neler olabileceğini gösteren bir eser. Zehra'nın iç dünyası öyle karanlık ki, kimi zaman onunla empati kurmak yerine ondan uzaklaşmak istedim. Bu da kitabın gücü. Sadece olaylarla sınırlı kalmıyor hissettiklerimiz, duygulara da yön veriyor. Dili dönemin havasını taşıyor ama duygu halleri bugünün insanına da gayet tanıdık. Sona doğru her şey yavaş yavaş dağılıyor. İnsanlar, ilişkiler ve akıllar. Geriye sadece, içinde taşıdığı duygunun zehrine yenilmiş bir karakter kalıyor.

O birini değil, kendini kaybetti. Ama bunu en son fark etti.
İnsan İnsana, insana dair temel gerçeklikleri anlamaya çalışan değerli bir kaynak. Doğan Cüceloğlu'nun içten diliyle yazılmış olsa da, diğer okuduğum kitaplarına kıyasla daha teorik bir anlatıma sahipti. Bu da okumamı yavaşlatan bir durum oldu. Ancak her sayfada düşünmeye, kendimi ve başkalarını gözlemlemeye yönlendiren bilgiler ile karşılaştım. Özellikle insan ilişkilerine dair kurduğu çerçece oldukça açıklayıcıydı. Hayatın içinde sıkça yaşadığımız ama adını koyamadığımız pek çok duruma anlam bulmamı sağladı. Ağır ilerlese de durup düşündüren, düşündükçe geliştiren bir eserdi.

Her cümlesi hızlı geçilsin istemedi belki de. Çünkü kitaplar anlaşılmak ister, sadece okunmak değil.
Gurur ve Önyargı, uzun zamandır beklettiğim bir klasikti. Elizabeth ve Darc arasındaki gerilim ve karakter gelişimi kurguya yön verse de, beni içine çeken bir anlatım ya da duygu yoğunluğu bulmakta zorlandım. Bazı kitaplar edebi değeriyle takdir edilir ama her okurda aynı etkiyi bırakmaz. Jane Austen'in dili incelikli, gözlemleri yer yer etkileyici olsa da anlatının temposu benim için zaman zaman ve yavaş ve uzak kaldı. Edebi yönü güçlü olsa da kişisel okuma zevkime hitap etmediğini söyleyebilirim. Yine de dönem edebiyatına dair fikir sahibi olmak açısından değerliydi.